Havama Suyuma Toprağıma Dokunma!

Plan ve Bütçe Komisyonu'nda yapılan görüşmelerden sonra doğa talanının kapılarını sermayeye sonuna kadar açacak olan maddelerden 54. Madde yani; maden izin başvurularında Çevresel Etki Değerleme (ÇED) sürecini kaldıran değişiklik verilen bir önerge ile  torba yasadan çıkarıldı. Ama biliyoruz ki tehlike geçmedi. Hala bazı maddeler çıkarılmış değil. Önümüzdeki süreçte de karşımıza gelebilecek bu değişiklikleri takip etmek açısından yapılmak istenenenin ne olduğuna ilişkin daha önce yaptığımız eleştirileri yayınlamaya devam ediyoruz.  

13/10/2017

"Bazı Vergi Kanunları ile Kanun ve kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"  yani yeni torba yasa bir çok farklı kanunda değişiklikleri içeriyor. Bu yapılan değişikliklerden bir tanesi de madencilikte yapılan değişiklikler.

Yapılan değişikliklerle maden aramalarında Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) kaldırılıyor, işletmeler içinse ÇED süresi 3 aya çekiliyor.

Ayrıca, bir maden şirketinin orman sahası içinde yer alan maden alanları kullanımı kapsamında orman arazi bedeli yada herhangi bir bedel alınmayacak.

Zaten Madencilik mevzuatında yapılan değişiklikler ve yeni düzenlemeler ile maden ruhsatları her türlü sınırlamadan muaf, dokunulmaz haldeydi. Yapılan bu değişiklikler ile doğa talanı daha da vahşileşecek.

Çıkarılan Kanunlarla Ülkenin Yüzey Şekli Değişti

Türkiye 2004 yılında değiştirilerek korumacı maddelerden arındırılan Maden Yasası’nın ardından başlayan vahşi madencilikle ülkenin  yüzey şekli değişti. Orman ve bitki örtüsü zarar gördü. Taş ocaklarıyla yer altı suları yok oldu, altın madenciliğiyle kullanılan siyanür ve diğer kimyasallar, toprakta, suda, havada kalıcı kirlenmelere neden oldu kısaca yaşam alanlarımız vahşi madenciliğin tehdidi altına girdi.  Kamu yararı gözetilerek yapılması gereken yasalar şirket yararına yapıldı ve yapılmaya da devam ediyor.

Bugüne kadar yargı kararlarına, yerel halkın direnişine rağmen Bergama, Kazdağları, İzmir-Efemçukuru, Uşak-Kışladağ, Erzincan- İliç ve daha pek çok yerde altın madenleri işletmeye alındı, Artvin- Cerattepe, Fatsa, Yozgat-Boğazlıyan-Eğlence ve daha pek çok yerde ise yeni işletmeler yolda.

Tüm bunlar olurken ise yapılan değişiklikle doğa talanı ve hukuksuzluklar kılıfına uydurulmaya çalışılıyor.

Doğaya, canlıya ve insana zarar veren her türlü düzenlemenin ve girişimin karşısında olmaya devam edeceğiz. 

Yapılan Değişiklikler Ne Getiriyor?

Tasarının 54. Maddesi ile Maden kanununun 7. maddenin on birinci fıkrasını değiştiriyor. Bu değişikliğin gerekçesinde “doğal kaynakların ekonomiye kazandırılması amacıyla bürokratik işlemlerin hızla tamamlanması amaçlanmaktadır” diyerek Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreçlerini bir bürokratik engel olarak görüp ortadan kaldırılması gerektiğini açıkça söylüyor.

Zaten bugüne kadar hazırlanan ÇED’lerin bir prosedür olarak ele alındığı gerçeği ortadayken, buna dahi tahammül edemeyen siyasi iktidar, 54. Maddede yaptığı değişiklikle ÇED süreçlerini 3 ayla sınırlıyor. Madencilik resmen ÇED’den muaf tutuluyor.

Tasarının 55.maddesi ile maddenin amaç kısmında da belirtildiği üzere orman alanlarının talanını cazip hale getirmeye çalışıyorlar.

Tasarının 55. maddesi ile "Maden Teşvik Tedbirleri" başlıklı 9. maddesine yeni bir fıkra ekleniyor, orman alanlarında yapılacak madencilik faaliyetleri için ilk 10 yıl için herhangi bir bedel alınmayacağı düzenlemesi getiriliyor.

Tasarının 56. maddesi ile 3213 sayılı Kanunun “Arama Faaliyetleri” başlıklı 17 inci maddesine yapılan ekleme ve değişiklik ile Altın, Gümüş, Platin, Bakır, Kurşun, Çinko, Demir, Krom, Civa, gibi IV. grup madenlere ilişkin ek arama süresi tanınıyor, ayrıca "jeolojik haritalama, jeofizik etüd, sismik, karot, kırıntı ve numune almaya yönelik hazırlık işlemleri içeren faaliyetler” için çevresel etki değerlendirme (ÇED) kararı aranmaz” deniliyor

 

15/06/2017

Hükümet, 17 Mayıs 2017 tarihinde “Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve KHK’larda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı”nı TBMM Başkanlığına sundu.

Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonun’da görüşüldükten sonra TBMM Genel Kurulu’na torba yasa içinde gönderilen tasarı gelişen toplumsal tepkiden dolayı tekrar komisyona havale edildi ve sonra da tamamen geri çekildi. 

Zeytincilik Kanunu’nda Toplumsal Tepkiyi Bu Kadar Çeken Değişiklik Neydi ?

Öncelikle bu tasarı oluşturulurken konunun asıl muhatapları yok sayıldı. Zeytin üreticileri kanun sürecine aktif biçimde dahil edilmedi. Zeytinlik sahaların “toz ve duman çıkaracak” madencilik ve sanayi faaliyetlerine, ardından mera ve kıyıların imara, tesisleşmeye açılması, kıyı dolgu alanlarının arttırılmasına dair düzenlemeye itiraz eden; siyasi partilerin, STK’ların, üreticilerin, konunun uzmanlarının ısrarlı uyarıları siyasi iktidar tarafından reddedildi.

Mevcut Madde ile Zeytinliklere Bir Tür Dokunulmazlık Getiriliyordu.

Kanun Tasarısında zeytinliklerin kullanımına yönelik değişiklik teklifi zeytin yetiştiricileri ve tarım açısından endişe verici hükümler içermektedir.

Halihazırdaki 3573 sayılı Zeytincilik Kanununun 20’inci maddesi “Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez.” diyor.

Değiştirilen Madde Zeytin Ağaçlarının Katline Ferman Niteliğinde

TBMM Başkanlığına sunulan Kanun Tasarısında zeytinleri katledecek olan madde değişikliği yani, 3573 sayılı Kanunun 20’nci maddesi ise şu şekilde değiştirilmek isteniyor:

“Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede, zeytinliklerin bitkisel gelişimini ve çoğalmalarını engelleyecek kimyasal atık oluşturacak tesis yapılamaz ve işletilemez. Ancak kurulun uygun görmesi şartıyla; bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış yatırımlar için ( Elektrik üretimine yönelik yatırımlar, petrol ve doğalgaz arama işletme faaliyetleri, savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar gibi) zeytinlik sahalarında yatırım yapılmasına Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından izin verilebilir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bu yetkisini gerektiğinde valiliklere devredebilir.” denmektedir.

Bu değişiklikle kanunun bir cümlesi zeytinlikleri korurken, “ancak” diye başlayan diğer cümlesi korunan zeytinlikleri yok edebilecektir. Burada zeytinlikleri korumaya değil kıyımı gizlemeye yönelik bir cümle eklendiği görülmektedir.

Yine 1 dekarda 15 ağaçtan daha az ağacın bulunduğu sahalar, zeytinlik sahası dışında tutularak, kanunun zeytinlik alanlar için öngördüğü korumacılıktan mahrum bırakılmaya çalışılmıştır. Zeytinlik saha alanlarını yok sayan bu değişiklik komisyon görüşmelerinde yapılan muhalefet sonucunda geri çekilmiştir.

Kanun Değişirse 500 Bin Çiftçi İşsiz

Şu an ilgili komisyona yeniden sevk edilen tasarının yasallaşması halinde 750 bin zeytin yetiştiricisi ailenin %70’i işini ve aşını kaybedecek, yani 500 binden fazla aile işsiz, aşsız kalacak, bizler de doğal güzellikteki zeytinliklerden-ormanlardan mahrum bırakılacağız.

Daha önce Danıştay’ın kanunsuz olduğundan dolayı iptal ettiği yönetmelik 14 ay yürürlükte kaldığı süre zarfında 18.350 dekar zeytinlik alanda 26 adet maden işletmesi “kamu yararı” adı altında faaliyete geçmiş, zeytinlikler yok edilmişti.

Zeytin ağacı, yaşlanmaz; budadıkça gençleşir ve meyve verir, onun için ölmez ağaçtır! Bu tasarı kanunlaşırsa bu ölmez ağaç ölecek! Zeytinliklerin katline ferman çıkarmayın!

 

05/10/2016

Stratejik proje bazlı yatırımların izin, tahsis ve ruhsat yetkisini Bakanlar Kurulu kararına bırakan kanun torba yasa içinde Meclis’ten geçti.

Kamuoyunda 75. madde olarak bilinen ama Genel Kurul’da “Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un 80. maddesi olarak düzenlenen yasa ile Bakanlar Kurulu tek yetkili kılınarak hiçbir denetim merkezine ihtiyaç duymadan çalışabilecek.

Doğamızı Koruyan Yasaları Geçersiz Kılan Madde

Kanun ile kamu kurumları denetim süreci devre dışı bırakılıyor. Yasa kapsamında, diğer tüm kanunlarda belirlenen ve projelerin uygunluğunu, ekonomiye ve istihdama katkısının kamu tarafından denetlenmesini sağlayan tüm denetim mekanizmaları ortadan kalkıyor.

Elektrik Piyasası Koruma Kanunu, Ormanları Koruma Kanunu, Meraları Koruma Kanunu, Su Ürünlerini Koruma Kanunu, Çevre Kanunu, Toprak Koruma Kanunu, DSİ devre dışı kalıyor.

Doğa Şirketlerin Değil Üzerinde Yaşayan Canlılarındır

"Akkuyu, Sinop, İğneada nükleer santralleri, HES'ler, alt yapı yatırımları, termik santraller, sit alanları bu yasadan etkilenecek. Bu yasa ile çevre mücadelesi için verilen onca çaba, verilen hukuki mücadele, Danıştay'ın defalarca verdiği iptal kararları tek bir Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası yok sayılacak.

Yasa ile Dava Konusu Edilebilen Bu İdari İşlemler Şimdi Dava Edilemeyecek

Bu yasadan önce de çevre mücadelesinde hukuksuzluklar yaşanıyordu ama doğa savunucuları, ÇED raporlarının iptali için yargı süreçlerine müdahale edilebiliyordu ve hukuki olarak her zaman itiraz hakkı vardı. Şimdi bu haklar yok sayılabilecek.

Yasa, Kaz Dağları'nı, Sur'u, Artvin Arhavi'yi, Cerrattepe'yi, Dereleri Ele Geçirmeyi Amaçlıyor

Yasa maddesi ile Bakanlar Kurulu, Ekonomi Bakanlığı’nın önerdiği projelere, kurumlar vergisi oranını %100’e kadar indirimli uygulatabilecek, gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlanabilecek ve teşvikler, arazi ve bina tahsisi, denetim ve onay süreçleri ile üretim maliyetlerini yüklenme alanlarında destekler verebilecek.

Doğaya değil şirketlere öncelik veriliyor

Dünyanın en zengin bitki örtülerinden birine sahip Cerattepe, Kafkasör Yaylası ve Genya Dağı'nda halk yıllardır yapılmak istenen altın, bakır, çinko, gümüş madenciliğine karşı 20 yıldır mücadele ediyor ve şimdi gelinen durumda Artvin Cerattepe’de madencilik yapılması için verilen ÇED Olumlu raporu kararının yürütmeyi durdurma ve iptali istemiyle açılan dava mahkemece reddedildi. Temyiz aşamasında da karar değişmezse Eti Bakır A.Ş., yani Cengiz Holding’in maden projesinin başlaması önünde engel kalmayacak.

Yasada başka neler var?

49 Yıl Bedelsiz Kiralama

Yatırım, hazineye ait bir arazi veya mülkte yapılacak olursa, hasılat payı almaksızın 49 yıl süreyle bedelsiz kullanma kararı alınabilecek.

Hatta yatırımın tamamlanması ve öngörülen istihdamın 5 yıl sağlanması ile şirket bedelsiz olarak kamu arazisine ve mülküne sahip olabilecek.

Yarı Fiyatına Elektrik

Şirketlere, enerji tüketiminde, 10 yıl boyunca yüzde 50 indirimle elektrik desteği verilebilecek.

Şirketler yatırım için kredi çekerlerse, 10 yıl boyunca bu yatırım kredisinin faizlerini devlet karşılayabilir. Kredi için hibe verilebilir, kar payına destek verilebilir. Yani, yatırımın ortaya çıkacak tüm kredi risklerini devlet üstlenecek.

Asgari Ücretin 20 Katı Maaş

Projelerde belirlenen nitelikli çalışanın her biri için aylık asgari ücretin 20 katına kadar ücret desteği verilebilecek. Şirketler devletin parası ile 33000 TL’ye personel çalıştırabilecek. Bakanlar Kurulu çalışanların 10 yıl boyunca sigorta primi işveren hissesi karşılanabilecek.

Müşterisi Devlet Olacak

Alınabilecek kararlar ile süresi belirsiz bir biçimde ürünlere yine ürün birim fiyatı Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek şekilde alım garantisi uygulanacak

Yasa kapsamında şirketlere getirilen imtiyazlarla ekonomi sarsılacak ve çoğu lüzumsuz olan 'çılgın' projeler bizim vergilerimizle oluşan  hazineden beslenecek ayrıca dokunulmazlıkları olacak.

Gelecek yıllar verimsiz, kirli teknolojilere feda edecek olan termik ve nükleer santral gibi projelerin önü açılacak.