Türkiye Eşitsizlikte Birinci!

20/7/2017

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) Haziran ayında 2017 yılının istihdam eğilimlerini değerlendirdi. OECD raporunda emek alanı istihdam oranı, tam zamanlı istihdam, işsizlik oranı, düşük gelirlilerin oranı, dezavantajlı gruplarda istihdam açığı gibi kıstaslarla değerlendirilmiştir. Yayımlanan rapora göre 2008 kriziyle birlikte dünya genelinde ekonomik büyümenin yavaşladığı tespit edilmiştir. Bu da hali hazırda uzun dönemlerce artışta olan eşitsizlikleri artırmıştır. Günümüzde en zengin yüzde 10’un net geliri en fakir yüzde 10’un 9 katı kadardır. Bu fark 25 yıl önce 7 kattır. OECD ülkelerinde cinsiyetler arası gelir farkı ise ortalama yüzde 39’dur.

OECD ülkeleri genelinde işsizlik kriz öncesi seviyelere doğru gerilerken (yüzde 5,9) Türkiye’de 2012 yılından beri sürekli artmış, Şubat 2017’de yüzde 11,7’ye ulaşmıştır. OECD, Türkiye’de işsizliğin 2018’in sonuna kadar yüzde 10’un üzerinde seyredeceğini öngörmektedir. OECD ülkelerinde çalışan yoksulluğu ise yüzde 11 seviyesindedir.

Türkiye’de istihdam “niteliksiz” artıyor: İşsizlik ve eşitsizlik yükselişte

Türkiye’de istihdam artmaktadır. 2009 yılında 15-74 yaş arası çalışanların yüzde 40’ı çalışırken 2016 yılının son çeyreğinde yüzde 48’i çalışma hayatına girmiştir. Ancak bu açıdan da OECD ortalaması olan yüzde 61’in bir hayli gerisinde kalmıştır. OECD bunun nedenini kadınların istihdama düşük katılımı olarak değerlendirmiştir. OECD ülkelerinde 15 yaş üstü istihdam içinde kadınların oranı ortalama yüzde 47,5 iken Türkiye’de istihdam içinde kadınların yeri yüzde 21,5’tir.

Türkiye emek alanında genel olarak OECD ortalamalarının altında kalmıştır. İstihdamın artması olumlu bir gelişme olsa da bu eğilimin yavaşladığı ve işsizliğin arttığı gözlenmiştir.

Gelirin artması eşitsizliği ortadan kaldırmıyor

Reel gelirler Türkiye’de son yıllarda artmıştır. Ancak düşük verimlilik göz önünde bulundurulduğunda OECD ortalamasının altında, eşitsizlikler ise ortalamanın çok üzerinde kalmıştır.

İşsizlik riski ve maliyeti bakımından güvencesizlerin oranının yüzde 30’un üstünde olduğu Türkiye, yine OECD ortalamasından daha kötü durumdadır.

Türkiye ücret eşitsizliğinde OECD’nin en kötüsü

Ortalama bir çalışana kıyasla çocuklu kadınlar yaklaşık yüzde 65, gençler yaklaşık yüzde 30, elli beş yaş üstü çalışanlar yaklaşık yüzde 62, Türk uyruklu olmayanlar yaklaşık yüzde 45, engelliler yaklaşık yüzde 50 daha az ücret almaktadır. Türkiye bu tür eşitsizlikler bakımından yüzde 47 oranla en kötü ülke durumundadır.

OECD ülkelerinde sendikalı olma oranı düşüyor

OECD ülkelerinde yaklaşık 80 milyon işçi sendika üyesidir. Toplu sözleşme kapsamında olan işçi sayısı ise yaklaşık 155 milyondur. Çalışanların yaklaşık yüzde 17’si sendika üyesi olup bu oran 1985 yılındaki yüzde 30 seviyesinden gerilemiştir.

Sendika üyeleri baskın oranda erkeklerden (25 ve 54 yaş arası) oluşmaktadır. Verilere ulaşılabildiği kadarıyla, OECD ülkelerinde işçilerin yüzde 51’inin işvereni bir işveren örgütüne üyedir. Gençler OECD bölgesindeki sendika üyelerinin yalnızca yüzde 7’sini oluşturmaktadır.

OECD içinde sendika üyesi olanların çoğu kadrolu çalışmakta, yalnızca yüzde 9’u geçici iş sözleşmesi ile çalışmaktadır.

Toplu sözleşme kapsamındaki işçilerin oranı düşüyor

Toplu sözleşme kapsamı 1985 yılında yüzde 45 iken 2015 yılında yüzde 33’e gerilemiştir. Bu düşüş orta ve doğu Avrupa’da en yüksektir. Keskin düşüşler Avustralya, Yeni Zelanda, İngiltere ve son zamanlarda Yunanistan’da da yaşanmıştır.        

OECD ülkelerinin ve OECD’ye üye olmaya aday ülkelerin üçte ikisinde toplu pazarlık ağırlıkla işyeri düzeyinde gerçekleşmektedir. Sektör düzeyi anlaşmalar sadece kıta Avrupası ülkelerinde önemli bir role sahiptir. Bu genel duruma rağmen ülke içinde toplu pazarlık sistemi değişiklikler ve esneklikler barındırabilmektedir.

1980’lerden bu yana toplu pazarlık sisteminin karşı karşıya kaldığı güçlükler OECD tarafından teknolojik ve örgütsel değişiklikler, küreselleşme, sanayi sektörünün küçülmesi, esnek çalışma biçimlerinin artması ve nüfusun yaşlanması olarak sıralanmıştır.

OECD raporunda toplu sözleşmelerin uygulanmasına ilişkin ise çok az veri bulunduğu belirtilmektedir.

Ekonomik kriz sendikalara olan güveni artırdı

2010 yılında OECD ülkelerinde yapılan ankette katılımcıların yüzde 40’ı sendikalara güvendiklerini belirtmişlerdir. Finlandiya’da sendikalara güven yüzde 65 iken Amerika, Slovenya ve Meksika’da yüzde 25 çıkmıştır. 2000 ve 2010 yılları arasında sendikalara olan güven Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde azalırken Yunanistan, İrlanda ve İspanya gibi krizin vurduğu ülkelerde ise sendikalara olan güven düşük seviyelerden yüksek düzeylere çıkmıştır.

İşyerinde işçi temsiliyeti

OECD ülkelerinde işyerinde temsiliyet çeşitli şekillerde görülebilmektedir. Pek çok mekanizma bir arada bulunabilmektedir: sendika temsilciliği, çalışma konseyleri, işçi temsilcileri olabildiği gibi çok sayıda OECD ülkesinde olduğu gibi iş sağlığı ve güvenliği kurulları da bulunabilmektedir. Avusturya, Almanya, Lüksemburg, Hollanda ve İsviçre’de çalışma konseyleri tek işçi temsil yapısını oluştururken Kanada, Amerika ve İsveç’te sendika tek temsil merciidir. Raporda Türkiye’de de sendikanın tek temsil mekanizması olduğu belirtilmiştir ancak Türkiye’de işçiler işyerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği kurullarında ve disiplin kurullarında da temsil edilebilmektedirler.

Türkiye Eşitsizlikte Birinci!