Ücretlere Vergi Kazığı

04/01/2019

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 31 Aralık 2018 tarihli Resmi Gazetede yayımladığı 2019 Gelir Vergisi Genel Tebliği’ndeki adaletsizlik Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Dairesinin (DİSK-AR) ortaya koyduğu hesaplamayla açığa çıktı.

Dünya’da vergi adaletsizliğinin en çok olduğu ülkelerden biriyiz. DİSK-AR tarafından yapılan açıklama milyonlarca işçinin bir üst vergi dilimine bu yıl daha erken gireceğini dolayısıyla ceplerinden çıkan gelir vergisi tutarının da artacağını göstermektedir.

Adaletli bir vergi sisteminde olması gereken temel ilke “az kazanandan az çok kazanandan çok vergi alınması” iken Türkiye’de az kazanandan çok vergi alınarak bu ilke tersine çevrilmiştir.

Türkiye’de yıllardır bütün vergi yükü ücret geliri ile yaşam mücadelesi veren işçilerin omuzundadır.

Çoğu gelişmiş ve gelişmekte olan ülkede toplam vergilerin %70’i kazançtan-gelirden alınan vergilerden (kurumlar vergisi, servet vergisi, gelir vergisi gibi doğrudan vergiler) %30’u ise tüketimden alınan vergilerden ( KDV, ÖTV gibi dolaylı vergiler) oluşurken bizde tam tersi uygulanmaktadır.

Durum böyleyken üstüne kazançtan-gelirden alınan vergiler bakımından da adaletsizlik yaratılmıştır.

Bildiğiniz gibi milyarca TL geliri olan şirketleri de kapsayan 2018 yılına kadar %20 sabit oranlı kurumlar vergisi uygulanmaktadır. Kurumlar vergisi oranı 2018-2021 dönemi için %22 olarak belirlense de artık rutin haline gelen aflar, indirimler, yeniden yapılandırmalarla söz konusu milyarlarca TL kar elde eden şirketlerin ödediği düşük vergiler vergi yükünü işçiler aleyhine bozmaktadır.

Hal böyle iken gelir vergisi dilimi tutarları belirlenirken ekonomik büyüme, milli gelir artışı dikkate alınmadığı gibi tüketici enflasyonu da (TÜFE)  dikkate alınmayıp, ÜFE’deki ortalama artışı ifade eden Yeniden Değerleme Oranı ( YDO)  dikkate alınmaktadır. Bunun sonucu olarak; ilk vergi dilimi artışı yıllardır enflasyon ve milli gelir artışından daha düşük gerçekleşmektedir.

2019 Gelir Vergisi Genel Tebliği’ni değerlendiren DİSK Araştırma Dairesi’nin (DİSK-AR) hesaplamasıyla şunlar açığa çıkmıştır ;

2002 yılında en düşük vergi dilimi 3800TL idi. 3800TL vergi dilimi kişi başına milli gelir kadar artırılsaydı (enflasyon ve reel milli gelir artışı oranında) ilk vergi diliminin 2019 yılında en az 37,7 bin TL olması gerekirdi. Böylece 2019 yılında ilk vergi dilimi yaklaşık 20 bin TL daha düşük hesaplanmış oldu. 2002’deki düzey korunsaydı işçiler yıl içinde gelirleri 37,7 bin TL’ye ulaştığında yüzde 20’lik vergi dilimine girecekti. Oysa şimdi 18 bin TL’nin üzeri yüzde 20’den vergilendirilecek. Böylece 37.705TL gelirden 5655TL vergi alınması gerekirken 6641TL vergi alınmış olacak. Yani işçiler 986TL daha fazla vergi ödeyecek. Brüt ücreti 3100 TL civarında olan bir işçi 986 TL daha fazla vergi öderken, brüt ücret arttıkça vergi daha da artacak.

İlk vergi dilimi 2002 yılında kişi başına milli gelirin yüzde 70’i iken bu oran 2019 yılında yüzde 33’e geriledi. Bir diğer ifadeyle 2002’de 100 olan ilk vergi dilimi 2019 yılında 48’e düşmüş oldu. Böylece vergide adaletsizlik büyüdü, vergi yükü daha fazla çalışanların sırtına yıkıldı.

 

 

 

Ücretlere Vergi Kazığı