İnceleme ve Raporlar

Kamu ve Genel İşler İşkolunda İstihdam Raporu

COVID-19 Sürecinde Kamuda İstihdam Raporumuz
25/11/2020
Her yıl düzenli olarak yayınladığımız Kamu İstihdam Raporlarımızın bu yıl beşincisini yayımlıyoruz. Raporumuzda kamu istihdamında yaşanan değişimler güncel veriler ışığında ayrıntılı olarak incelenmiştir. Araştırmada öne çıkan başlıklar şöyledir:
- ÜLKEMİZDE KAMU HARCAMALARI YETERSİZ!
Ülkemizde, GSYH içerisinde kamu harcamalarının oranı oldukça düşüktür. OECD ülke ortalamasına göre GSYH içinde genel kamu harcamalarının oranı yüzde 42,12 iken, Türkiye’de bu oran yüzde 35’tir. Türkiye’de kamu harcamalarının oranı birçok Avrupa ülkesine göre de düşüktür
- TÜRKİYE’DE KAMU İSTİHDAMI, OECD ÜLKE ORTALAMASINDAN DÜŞÜK!
Türkiye’de ise kamu istihdamının toplam istihdam içindeki payı OECD ülke ortalamasının altındadır. Türkiye’de bu oran yüzde 10,77 iken OECD üye ülkeler ortalamasında yüzde 17,69’dır.
- YILLIK BÜYÜME GERÇEKÇİ DEĞİL, KAMUDA İSTİHDAM YARATMIYOR!
2017 yılında OECD ülkelerinde yıllık büyümenin kamu istihdamındaki artışa oranlarını incelediğimizde, ekonomik büyümenin Türkiye, İtalya ve Macaristan’da kamuda istihdamını artırmadığı görülmektedir.
- HER 10 KİŞİDEN 8’İ ÖZEL SEKTÖRDE, 2’Sİ KAMU SEKTÖRÜNDE İSTİHDAM EDİLİYOR!
2015-2020 yılları arasında kamuda istihdamın yüzde 35,7 arttığını söyleyebiliriz. 2015 yılında 3 milyon 520 bin 530 kişi olan kamu sektörü istihdamı, 2020 yılında 1 milyon 258 bin 822 kişi artarak 4 milyon 779 bin 352’ye çıkmıştır.
- KAMUDA EN AZ KADININ ÇALIŞTIĞI ÜLKE TÜRKİYE!
OECD üye ülkelerin ortalamasında kadınların kamu sektöründe istihdam oranı yüzde 60, erkeklerin yüzde 40’dır. Türkiye’de kadınların kamu sektöründe istihdam oranı yüzde 25,31, erkeklerin ise istihdam oranı yüzde 74,69’dur.
DİĞER BAŞLIKLAR İSE ŞUNLARDIR:
- TÜRKİYE’DE HER 100 KİŞİYE 4 KAMU PERSONELİ DÜŞÜYOR!
- İSTİHDAMI EN FAZLA ARTAN BAKANLIK MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI, EN FAZLA AZALAN BAKANLIK İSE MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI.
- KAMUDA EN GÜVENCELİ İSTİHDAM BİÇİMİ OLAN “MEMURLUK” YERİNİ “SÜREKLİ İŞÇİLİĞE” BIRAKIYOR!
- BELEDİYE ŞİRKET İŞÇİLERİNİN SAYISI 494 BİN 510 KİŞİYE ULAŞTI!
Raporun tamamını PDF formatında görüntülemek ve indirmek için tıklayın.

COVİD-19 Salgını ve Sosyal Koruma Raporu
13/05/2020
Dünya ve Türkiye gerek halkın sağlığını gerekse toplumsal ve ekonomik yaşamı derinden etkileyen Covid-19 salgını ile karşı karşıyadır. Salgın sadece halkın sağlığını tehdit etmemiş, on milyonlarca işçinin işini ve gelirini kaybetmesine yol açmıştır. Virüsün görüldüğü ülkelerde salgınla mücadele için çeşitli önlem paketleri açıklanmıştır.
Bu raporda; COVİD-19 salgını sürecinde Türkiye’de ve salgının yaygın olarak görüldüğü ülkelerde sosyal korumaya dönük önlem paketleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Öne çıkan başlıklar şöyledir:
- COVİD-19 İLE MÜCADELE İÇİN DÜNYA GENELİNDE TEDBİR AÇIKLAMA ORANI % 21,5!
Sosyal politikanın amaçlarından birisi, sosyal bir hak olan sosyal korumadır. Sosyal korumanın amacı toplumda oluşan risklerin yoksulluk ve gelir eksikliğine neden olmasını önlemektir. Bunun için kamusal ve toplu önlemler aracılığıyla bireylere ve ailelerine yardımlar sağlanır. Covid-19 ile mücadele eden ülkeler risklere karşı sosyal korumaları içeren tedbirler açıklamışlardır.
ILO verilerine göre dünya genelinde toplam tedbir açıklama oranı % 21,5’dir. Küresel salgının ilk görülmeye başladığı Asya ve Pasifik bölgesinde % 28,9 (13 ülke), Avrupa ve Orta Asya’da % 36,2 (11 ülke), Kuzey ve Güney Amerika kıtalarında % 24,4 (11 ülke) ve Arap ülkelerinde % 8,3 (1 ülke) oranında sosyal koruma paketi açıklanmıştır. Ancak ülkelere sosyal koruma önlemlerinin GSYH içindeki payı değişmektedir.
- TÜRKİYE’DE COVİD-19 İLE MÜCADELE İÇİN AYRILAN PAYIN GSYH İÇİNDEKİ ORANI YALNIZCA % 2!
Salgınla mücadele eden birçok ülke sosyal korumaları gerçekleştirmek için ekonomi paketleri açıklamışlardır. Türkiye’de Covid-19 salgınının neden olduğu sosyal sorunları ortadan kaldırmak ve sosyal korumaya yönelik önlemler almak için açıklanan ekonomi paketinin GSYH içindeki oranı sadece % 2’dir. İtalya’da ise bu oran % 1,4’dür. Salgından en fazla etkilenen ülkelerin başında gelen İspanya’da % 20 ve salgına karşı hem sağlık hem de sosyal koruma açısından ciddi önlemler aldığı bilinen Almanya’da % 22’dir.
- COVİD-19 SALGINI İÇİN AÇIKLANAN EKONOMİ PAKETİNİN YALNIZCA % 2,2’Sİ SOSYAL YARDIMLARA AYRILDI!
Covid-19 salgını nedeni ile açıklanan ekonomi paketinde en büyük destek işverenlere verildi. İlk olarak 100 milyar TL’lik desteği içeren ekonomi paketi, 25 Nisan’da 200 Milyar TL’ye çıkarıldı. 200 milyar TL’lik ekonomi paketinin de yalnızca 4 milyar 400 milyon TL’lik kısmının sosyal yardıma ayrıldı. Yani ekonomi paketinin yalnızca % 2,2’si ihtiyacı olan ailelere yardım olarak verilirken geriye kalan yaklaşık 151 milyar TL’lik (150 milyar 968 milyon TL) kısmın da işverenlere desteğe ayrıldığı görülmektedir.
- TÜRKİYE’DE İŞSİZLİK ÇIĞ GİBİ BÜYÜYECEK!
Dünyada salgın ve salgının sonucu olarak ortaya çıkan küresel kriz, 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana en ağır küresel kriz olarak kabul edilmektedir. Salgın nedeniyle; 2020’nin ikinci çeyreğinde dünya genelinde işsizliğin ciddi düzeyde artması beklenmektedir. Covid-19 salgınının en belirgin olduğu Fransa’da işsizlik oranı % 8,1 iken salgın nedeniyle birçok işyerinin kapandığı ve 3,6 milyon kişinin işsiz kaldığı açıklanmıştır. Amerika’da işsizlik oranı % 3,5 iken 10 milyon kişinin işsiz kaldığı ve Nisan sonuna kadar 10 milyon kişinin daha işsiz kalmasının beklendiği belirtilmiştir.
- TÜRKİYE’DE İŞSİZLİĞİ ÖNLEMEK İÇİN ALINAN TEDBİRLER BİRÇOK ÜLKEYE GÖRE YETERSİZ!
COVİD-19 salgını ile birlikte birçok işyerinin kapanması, kayıt dışı çalışan milyonlarca işçinin işsiz kalmasına yol açmıştır. Ülkelerin işsizlik ile mücadele için ayırdıkları payı incelediğimizde; Türkiye’de salgının neden olduğu işsizlikle mücadele için ayrılan payın oldukça yetersiz olduğu görülmektedir. Türkiye’de Covid-19 kaynaklı yardımlarda işsizlik yardımlarının payı % 9,1 iken Amerika’da % 14,3, Almanya’da ise % 16,7’dir.
Raporun tamamına PDF formatında ulaşmak için tıklayın.

”Türkiye’de 65 Yaş ve Üstü Nüfusun Durumu” Raporu
31/03/2020
TÜRKİYE’DE 65 YAŞ VE ÜSTÜ NÜFUSUN DURUMU1
Son aylarda dünya genelinde pandemi olarak ilan edilen korona virüsüne karşı hem dünya geneli hem de Türkiye’de salgınla mücadele kapsamında birçok önlem alındı. Türkiye’de alınan önlemlerden birisi de riskli grup olarak adlandırılan 65 yaş ve üstü kişiler için sokağa çıkma yasağı oldu. Ancak bu nüfusun uzun yıllardır yaşadıkları sorunlar bulunmaktadır. Bu raporda, 65 yaş ve üzeri nüfusun genel durumu ve sorunları incelenmiştir. Öne çıkan başlıklar şöyledir;
Türkiye’de 65 Yaş ve Üstü Nüfus Artıyor!
Türkiye’de 65 yaş ve üstü nüfus oranı yıldan yıla artmaktadır. 65 ve daha yukarı yaştaki nüfus, 2014 yılında 6 milyon 192 bin 962 kişi iken son beş yılda %21,9 artarak 2019 yılında 7 milyon 550 bin 727 kişi oldu. Bu nüfusun, toplam nüfus içindeki oranı ise 2014 yılında %8,0 iken, 2019 yılında %9,0’ yükseldi2. Yaş grubuna göre dağılımı ise; yüzde 62,8’i 65-74 yaş arası, yüzde 28,2’si 75-84 yaş arası, yüzde 9,1’de 85 yaş ve üstüdür.
Türkiye’de 65 Yaş ve Üstü Yurttaşların Yaşam Beklenti Düzeyi Birçok Ülkeden Düşüktür!
Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 10’unu oluşturan bu kesimin yaşam yılı beklentisi Covid-19’la mücadele eden diğer ülkelere göre daha düşüktür. 65 yaş üstü yoksulluğun düşük olduğu ve 65 yaş üstüne yönelik uygulanan sosyal politikaların yaygın olduğu ülkelerde yaşam yıl beklentisi ülkemize göre daha yüksektir. 65 yaşından sonra yaşam yıl beklentilerine baktığımızda, Türkiye’de kadınların 65 yaşından sonra yaşam yıl beklentisi 19 iken İngiltere’de ve Almanya’da 21, İtalya’da 22, İspanya ve Fransa’da 23 yıldan fazladır. Erkekler için ise Türkiye’de 16, Amerika, İngiltere ve Almanya’da 18’den fazla, İtalya, İspanya ve Fransa’da ise 19 yıldan fazladır.
Türkiye’de 5 Yaşlıdan 1’i Tek Başına Yaşıyor!
Toplam yaşlı sayısının 7,5 milyon olduğu dikkate alındığında Türkiye’deki yaşlıların yüzde 18,2’si evde tek başına yaşamaktadır. 65 yaş ve üzeri bu kesimin ihtiyaç ve gereksinimlerinin nasıl karşılanacağı belirlenmeden sokağa çıkma yasağı kararı alınarak büyük bir mağduriyet durumu yaratılmıştır.
Türkiye’de 65 Yaş Üstü Nüfusun Yoksulluk Oranı Yüzde 17!
Türkiye’de 65 yaş üstü nüfusun yaşam beklentisinin Covid-19 ile mücadele eden ülkelere göre daha düşük olmasının en önemli nedeni yoksulluktur. Türkiye’de 65 yaş üstü nüfusun yoksulluk oranı3 yüzde 17’dir. Covid-19’un en çok etkilediği ülkelerin başında olan İtalya’da yoksulluk oranı yüzde 9,7, Fransa’da yüzde 3,6, İspanya’da ise yüzde 10,2’dir. Türkiye’ye en yakın oran İngiltere’de yüzde 15,3, en fazla yaşlı yoksulluğu oranı ise yüzde 23 ile ABD’ye aittir.
Türkiye’de 65 Yaş ve Üstü Çalışan Kişi Sayısı Artıyor!
Yoksulluk oranının diğer ülkelere göre yüksek olduğu ülkemizde, 65 yaş üstü nüfusun önemli bir kısmı geçinebilmek için çalışmak zorunda kalmaktadır. Bu nedenle 65 yaş üstü nüfus içerisinde çalışanların oranı yıldan yıla artmaktadır. 2014 yılında toplam 65 yaş ve üstü nüfus içerisinde çalışanların oranı yüzde 11,2 iken, 2019 yılında bu oran yüzde 11,6’ya yükselmiştir. İşsizlik oranı ise 2014’de yüzde 2,1 iken 2019 yılında yüzde 3’e yükselmiştir.
65 Yaş Üstü Çalışanların Yüzde 16,6’sı Ücretlidir!
Toplam 65 yaş üstü nüfusun yüzde 16,6’sı ücretli, maaşlı veya yevmiyeli çalışırken yüzde 56,9’u kendi hesabına, yüzde 20,2’si ücretsiz aile işçisi, yüzde 5,9’u da işverendir
65 Yaş Üstü Çalışanların Yüzde 92’si Kayıt Dışı Çalıştırılıyor!
65 yaş ve üstü çalışanların kayıt dışı çalıştırılma oranı da çok fazladır. 65 yaş üstü çalışanlarda kayıt dışı istihdamı 787 bin kişi ile yüzde 92’dir. 65 yaş üstü çalışanların sadece 64 bin kişi yani yüzde 8’i kayıtlıdır. Kadınların yüzde 3,5’i (8 bin kişi) kayıtlı iken yüzde 96,4’ü (218 bin kişi) kayıt dışı, erkeklerin ise yüzde 9’u (56 bin kişi) kayıtlı iken yüzde 91’i (569 bin kişi) kayıt dışıdır.
1 TÜİK, OECD, verilerinden yararlanılarak hazırlanmıştır. Bu rapordaki veriler 2019 yılına aittir. 2020 yılı Ocak ayına ilişkin veriler henüz yayınlanmamıştır.
2 2019 yılı için Türkiye nüfusu; 83 milyon 154 bin 997. 0-14 yaş; 19 milyon 212 bin 345, 15-64 yaş; 56 milyon 391 bin 925, 65+ nüfus; 7 milyon 550 bin 727.
3 Yoksulluk oranı, geliri yoksulluk sınırının altına düşen (belirli bir yaş grubunda) kişi sayısının oranıdır.
Raporun tamamına PDF formatında ulaşmak için tıklayın.

İşyerlerinde Durum-1 (Belediyeler-Hastaneler-Üniversiteler- Konutlar)
07/04/2020
DİSK/Genel-İş Genel Başkanı Remzi Çalışkan, 27-28 Mart 2020 tarihlerinde Sendikanın 44 şubesinde yürütülen araştırmanın bulgularını ekte basın bilgilendirmesi olarak sunmaktadır. Küresel salgın koşullarında işçilerin çalışma koşullarına ışık tutan bu çalışmayı belirli aralıklarla yenileyecek ve ilgili kamu kurumlarını, işverenleri, kamuoyunu basın aracılığıyla bilgilendireceğiz. İşçilerin küresel salgın koşullarında sağlıkla çalışması kadar güvenle ve güvenceyle çalışması, gelir kaybı ve iş kaybı endişesi yaşamadan çalışması ve gerektiğinde zorunlu ve yaşamsal mal ve hizmet üretiminin işçilerin ve halkın sağlığı için durdurulması gerekmektedir. Salgınla mücadelede herkesi işini ciddiye almaya davet ediyoruz.
İşyerlerinde Durum-1 (Belediyeler-Hastaneler-Üniversiteler- Konutlar) Araştırmamızı PDF formatında görüntülemek ve indirmek için tıklayın.

”Türkiye’de Kadın Emeği” Raporu
05/03/2020
DİSK/GENEL-İŞ Araştırma Dairesi 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne atfen kadın işçilerin çalışma hayatında karşılaştıkları sorunları görünür kılmak amacıyla her yıl düzenli olarak hazırladıkları Kadın Emeği raporlarının bu yıl beşincisini yayımladı.
TÜİK, OECD, EUROSTAT, AÇSHB verileri kullanılarak hazırlanan raporda şu başlıklar öne çıktı:
Kadınların İşgücüne Katılımı Yetersiz!
Türkiye’de işgücüne erkek nüfusunun yüzde 72,7’si katılabilirken, kadın nüfusunun yalnızca yüzde 34,2’si işgücüne katılmaktadır. AB ve OECD üye ülke ortalamalarına bakıldığında ise kadınların ve erkeklerin işgücüne katılım oranlarının yüzde 52’den fazla olduğu görülmektedir. Türkiye ile benzer demografik ve sosyo-ekonomik yapılara sahip ülkelerden İtalya’da kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 41,1, Yunanistan’da yüzde 44,3, Güney Afrika’da yüzde 48,4, İspanya’da ise yüzde 53’tür.
İşgücü İçerisindeki Her 10 Kadından Yalnızca 3’ü Çalışıyor…
Türkiye’de işgücü içerisindeki her 10 kadından yalnızca 3’ü istihdama katılabildi. Kadınların istihdama katılım oranı yüzde 29,4 iken erkeklerin istihdama katılım oranı yüzde 65,7. AB üye ülke ortalamasında kadınlarda istihdama katılım oranı yüzde 48,7, erkeklerde yüzde 60,6; OECD üye ülke ortalamasında kadınların istihdam oranı yüzde 50, erkeklerin istihdam oranı yüzde 65’tir.
2019 Yılında 500 Bin Kadın Ev İçi Bakım Hizmetleri Nedeniyle İşinden Ayrıldı, 12 Milyon Kadın İse Ev İşleri Nedeniyle Çalışma Hayatına Giremedi!
Resmi verilere göre “ailedeki çocuklara veya bakıma muhtaç yetişkinlere bakmak için” işinden ayrılan kadın sayısı yıldan yıla arttı. 2014 yılında 465 bin kadın ev içi bakım hizmetlerini sağlamak için işinden ayrılmışken bu sayı 2019 yılında 29 bin kişi artarak ve 494 bine ulaştı. Aynı sebeple işinden ayrıldığını belirten erkek sayısı ise kadın sayısının yalnızca yüzde 3’ü kadar.
İşsiz Kadın Sayısı 2014’ten 2019’a Yüzde 52 Arttı, 2 Milyona Yaklaştı!
Ülkelere göre kadın işsizliği oranlarını karşılaştırdığımızda ekonomik kriz içerisinde olan ülkelerde kadın işsizliğinin arttığı görülmüştür. AB üye ülke ortalamasında kadın işsizliği oranı yüzde 7,1; OECD üye ülkelerinde yüzde 5,4’tür. Türkiye’de ise yüzde 14 olan kadın işsizliği oranı OECD üye ülke ortalamasının 3, AB üye ülke ortalamasının 2 katıdır. Ekonomik kriz içerisindeki ülkelerden Yunanistan’da kadın işsizliği oranı yüzde 24,2, İtalya’da yüzde 11,8; Güney Afrika’da ise yüzde 29’dur
2014 yılı Kasım ayında 1 milyon 151 bin (yüzde 26,6) olan işsiz kadın sayısı 2019 yılı Kasım ayına gelindiğinde 604 bin kişi artmış (artış oranı yüzde 52) ve 1 milyon 755 bine çıkmıştır. Kriz döneminde kadın işsizliği daha da arttı. 2017 yılında yüzde 13,4 (1 milyon 383 bin kişi) olan kadın işsizliği oranı, 2019 yılında yüzde 16,6’ya (1 milyon 755 bin kişi) yükseldi.
İşsizlik En Çok Genç Kadınları Etkiliyor; Ekonomik Krizin Etkisi ile 15-24 Yaş Arası Kadın İstihdamı 130 Bin Azaldı, Kadın İşsizliği 98 Bin Kişi Arttı
15-24 yaş arası genç kadınların istihdama katılım oranı yüzde 21,4 iken genç erkeklerin istihdama katılma oranları yüzde 43,9’dur. Yani her 10 genç kadından yalnızca ikisi çalışabilirken her 10 genç erkekten 4’ü çalışmaktadır. İşsizlikte ise her 10 genç kadından 3’ü işsizdir ve işsizlik oranları her geçen yıl artmaktadır. Buna göre genç kadın işsizlik oranı yüzde 30,9 iken genç erkeklerin işsizlik oranı yüzde 21’dir.
1 Milyondan Fazla Kadın Uzun Sürelerle ve Kayıt Dışı Çalıştırılıyor
Haftalık 45 saatten fazla çalıştırılan kadın sayısı her yıl artarken bu kadınların kayıt dışı çalıştırılma oranı da artmaktadır. 2019 yılında 2 milyon 932 bin kadın haftalık 45 saatten fazla çalıştırılırken bu kadınların yüzde 34,4’ü (1 milyon 9 bin) kayıt dışı çalıştırılmıştır.
Türkiye’de Erkekler, Kadınlardan Yüzde 8 Fazla Kazanıyor
2018 yılında erkeklerle kadınlar arasındaki cinsiyete dayalı ücret farkı yüzde 8 olarak gerçekleşmiştir. Yani kadınlar erkeklerden yüzde 8 daha az kazanmıştır. Ücret ayrımının meslek lisesi mezunu kadın ve erkekler arasında en yüksek düzeyine ulaştığı görülmektedir. Meslek lisesi mezunu kadınlar, erkeklere göre yüzde 30 az kazanmıştır. En az fark ise lise mezunu kadın ve erkekler arasındadır. Lise mezunu kadınlar, lise mezunu erkeklere göre yüzde 14 daha az kazanmıştır.
Raporun Değerlendirmesi;
Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu kriz ortamının ve süregelen muhafazakâr politikaların erkek egemen anlayışla da beslenmesi ile kadın emeği ikincilleştirildi. Artan işsizlik, kadının güvencesiz ve kayıt dışı istihdamı karşısında şu talepler sıralandı:
- Kadınlara güvenceli ve sürekli istihdam sağlayacak politikalar planlanmalı ve hayata geçirilmelidir.
- Kayıt dışı istihdam ve uzun çalışma sürelerine karşı denetim mekanizmaları geliştirilmeli, caydırıcı önlemler alınmalıdır.
- Cinsiyet ayrımına dayalı işbölümüyle şekillenmiş istihdam alanlarında kadın işi erkek işi ayrımına karşı eşitlikçi istihdam politikaları uygulanmalıdır.
- Kadınla erkek arasındaki cinsiyete dayalı ücret açığı giderilmeli, aynı işi yapan ya da eşdeğer işi yapan kadınla erkek arasındaki ücret farkını yaratan uygulamalar ortadan kaldırılmalı, işverenler denetlenmelidir.
- Kadının sorumluluğu olarak görülen ve çalışma hayatına katılmasındaki en önemli engeli oluşturan ev içi hizmetler ve çocuk-yaşlı bakımı için kamu kurumları ve yerel yönetimler tarafından kreş, gündüz bakım evi, hasta ve yaşlı bakım evleri gibi merkezler açılmalıdır.
- Kadın istihdamını geliştiren en önemli olgu eğitimdir. Eğitim politikaları toplumsal yapının dayattığı ataerkilliğin ötesine geçerek eşitlik temelinde yeniden düzenlenmeli ve eğitimde fırsat eşitliği sağlanmalıdır.
- Başta işyerleri olmak üzere hayatın her alanında kadına yönelik taciz ve şiddete karşı önlemler alınmalıdır.
- Toplu sözleşmelerde cinsiyet eşitliği esas alan düzenlemeler yapılmalıdır.
- 8 Mart tüm kadınlara resmi ve ücretli tatil günü ilan edilmelidir.
Raporun tamamına PDF ve Word belgesi olarak ulaşabilirsiniz.

Kamu İstihdam Raporumuz Yayımlandı
01/10/2019
Her yıl düzenli olarak yayınladığımız Kamu İstihdam Raporumuzda bu yıl, 2017-2018 ve 2019 Mayıs ayı döneminde kamu istihdamında yaşanan değişimler güncel veriler ışığında ayrıntılı olarak incelendi. Araştırmada öne çıkan başlıklar şöyle:
Türkiye’de Kamu Harcamaları Yetersiz!
Ülkemizde kamu harcamaları yıllar içerisinde azalmıştır. Türkiye’de GSYH içerisinde genel kamu harcamalarının oranı yüzde 33,1, OECD ülkeleri ortalamasında ise % 40,9’dur. Birçok Avrupa ülkesinde bu oranın OECD ortalamasının çok üstüne olduğu görülmektedir. Türkiye’de bu oranın yüzde 30’larda olması kamu harcamalarına GSYH’dan ayrılan payın yeterli olmadığını göstermektedir.
Türkiye’de Kamu İstihdamı, OECD Ülke Ortalamasından Düşük!
Toplam istihdam içerisinde kamu istihdamı oranı OECD üye ülke ortalamasında yüzde 18,1’dir. Fransa’da bu oran OECD ortalamasının üzerinde ve yüzde 21,4 iken Almanya’da yüzde 10,6’dır. İspanya ve Portekiz’de ise yüzde 15 civarındadır. Türkiye’de ise bu oran, OECD üye ülke ortalamasından oldukça altında olup yüzde 12,4’tür. Bu durum kamuda istihdamın, diğer ülkelere göre düşük olduğunu göstermektedir.
Her 100 Kişiden 84’ü Özel Sektörde, 16’sı Kamu Sektöründe İstihdam Ediliyor!
2018 yılında kamuda çalışanların oranı yüzde 15,1 iken özel sektörde çalışanların oranı yüzde 84,9’dur. Toplam istihdam içerisinde özel sektörün payı, kamu sektörünün 5,5-6 katıdır ve çalışma hayatında her 100 kişiden sadece 15’i kamu sektöründe çalışmaktadır.
Kamu İşçiliğinde Cinsiyet Eşitsizliği Hakim, Her 10 İşçiden 9’u Erkek, Yalnızca 1’i Kadın.
Kamu istihdamının yüzde 38,48’i kadınlardan, yüzde 61,52’si ise erkeklerden oluşmaktadır1.Yani kamuda istihdam edilen her 10 kişinin 6’sı erkek, 4’ü kadındır. Bununla birlikte cinsiyete dayalı işbölümü kamu istihdamında da görülmektedir. Kamuda işçi2 olarak istihdam edilenlerin yüzde 91’i erkek, yüzde 9’u kadındır.
Belediyelerde Temel İstihdam Biçimi “Belediye Şirket İşçiliği” Oldu!
Belediyelerde istihdamı değerlendirdiğimizde, en fazla istihdam artışının belediye şirket işçiliğinde olduğunu görmekteyiz. Belediyelerde, belediye şirket işçiliğine göre güvenceli bir çalışma biçimi olan “sürekli işçilik” ise azalmıştır.
1 Aralık 2018 verisidir.
2 Sürekli işçi+ Sürekli işçi kapsam dışı + Geçici İşçi.
Raporun tamamını PDF formatında görüntülemek ve indirmek için tıklayın.

Türkiye’de Gelir Eşitsizliği ve Yoksulluk Raporu
14/11/2019
TÜRKİYE’DE GELİR EŞİTSİZLİĞİ VE YOKSULLUK RAPORU-2-
Artan yoksulluk ve krizin etkisiyle insanlar, kendileri ve aileleri için hayatlarını devam ettirebilecek yeterli imkânlara ulaşamamakta.
Bu imkânsızlık içinde hayatlarına son veren insanların anısına…
Yoksul insan kalmayana dek mücadele umuduyla…
(KASIM, 2019)
Ülkemizde yaşam koşullarını derinden etkileyen gelir eşitsizliğini ve yoksulluğu gözler önüne sermek amacıyla hazırladığımız “Türkiye’de Gelir Eşitsizliği ve Yoksulluk” raporlarının ikincisi; Türkiye’de artan gelir eşitsizliğinin ve yoksulluğun yanında 2018-2019 döneminde etkisi derinleşen ekonomik krize de değinmektedir.
Araştırmada öne çıkan başlıklar şöyledir:
- TÜRKİYE’DE EN ZENGİN İLE EN YOKSUL ARASINDAKİ GELİR EŞİTSİZLİĞİ 8,7 KATI BULDU.
- TÜRKİYE’DE 16 MİLYON KİŞİ YOKSUL, 18 MİLYON KİŞİ İSE YOKSULLUK RİSKİ İLE KARŞI KARŞIYA.
- TÜRKİYE’DE ÇALIŞAN YOKSULLUĞU BİR YILDA %11 ARTTI.
- KRİZ, 1 MİLYONDAN FAZLA YENİ İŞSİZ YARATTI!
- İŞ ARAMA SÜRELERİ UZADI, BİR YILDAN FAZLA SÜREDİR İŞ ARAYANLARIN SAYISI YÜZDE 31 ARTTI.
- İŞSİZLİK SİGORTASI BAŞVURULARI YÜZDE 48,8 ARTTI.
TÜRKİYE GELİR EŞİTSİZLİĞİNDE İLK SIRALARDA!
Türkiye, gelir dağılımı eşitliğinde en adaletsiz olanlardan biridir. Hatta gelir dağılımı eşitliğinde Türkiye, OECD ülkeleri içinde son sıralardadır. Ülkelerin gini katsayılarını karşılaştırdığımızda, gelir dağılımı eşitliğinin en iyi olduğu ülkelerin Almanya ve Fransa olduğu görülmektedir.
Raporun devamı için tıklayınız.

Türkiye’de Kadın Emeği Raporu
DİSK/Genel-İş Araştırma Dairesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne atfen her yıl kadın işçilerin çalışma hayatında karşılaştığı sorunlarını görünür kılmak amacıyla daha önce üçünü yayımladığı Kadın Emeği Raporu’nun dördüncüsünü açıkladı.
TÜİK, OECD, ILO, ÇSGB ve İŞKUR verilerinden yararlanarak açıklanan raporda kimi araştırma başlıkları şöyle yer aldı:
- Her 10 kadından sadece 3’ü istihdam ediliyor
Türkiye’de kadın emeğinin çalışma hayatındaki görünümü bu yıl da değişmedi. 2017 yılında her 10 kadından sadece 3’ü istihdam içerisinde yer aldı. Kadınların istihdama katılım oranı yüzde 28,9’da kalırken, erkeklerin istihdama katılım oranı yüzde 65,1 oldu. 2018 yılının Kasım ayında ise kadınların istihdama katılım oranı yüzde 29,1 olmuştur. AB üye ülke ortalamalarında kadın istihdam oranı yüzde 45,9, OECD üye ülkelerinde ise yüzde 44,4’tür.
- 20 milyondan fazla kadın çalışma hayatının dışında!
Türkiye’de kadın emeğinin çalışma hayatındaki görünümü bu yıl da değişmedi. 2017 yılında her 10 kadından sadece 3’ü istihdam içerisinde yer aldı. 2018 yılının Kasım ayında ise kadınların istihdama katılım oranı yüzde 29,1 olmuştur. Bu oran ile Türkiye, AB ve OECD ortalamalarının çok altındadır. AB üye ülke ortalamalarında kadın istihdam oranı yüzde 45,9, OECD üye ülkelerinde ise yüzde 44,4’tür.
- 3 milyon kadın haftalık 45 saatten fazla çalışıyor
Çalışma hayatında yer alan kadınlar toplumsal rollerinden kaynaklı çifte mesai yapıyor. Haftalık 45 saatten fazla çalışan kadın işçi sayısı 2014 yılında 2 milyon 774 bin kadın iken 2017 yılında 200 bin kişi yüzde sekiz artarak 2 milyon 974 bin olmuştur. Bununla birlikte haftalık 45 saatten fazla çalışan kadınların kayıt dışılığı da oldukça yüksektir.
- Kriz etkisini göstermeye başladı: 2018 Kasım ayı itibariyle kadın işsizliği yüzde 15’i buldu!
Ekonomik krizin patlak verdiği 2018 yılında ise kadınların işsizlik düzeyinin arttığı görülmektedir. Krizin etkilerini aylara göre incelediğimizde; kadın işsizliği Nisan ayına kadar düşme eğilimindeyken, Haziran ayından itibaren artmaya başlamış, Kasım ayı itibariyle de bu oran yüzde 15’lere ulaşmıştır. Erkeklerde ise bu oran yüzde 11,2 olmuştur. Tarım dışı işsizlik oranlarına baktığımızda ise işsizliğin en çok kadınları etkilediğini görmekteyiz. Kadınlarda tarım dışı işsizlik oranı yüzde 18,5, erkeklerde ise yüzde 12,6’dır.
- İşsizlik sigortasına başvuran kadın sayısı bir yılda yüzde 57,7 arttı
Ekonomik krizin etkisi ile kadın işsizliğinin artması, işsizlik sigortasına başvuran kadın sayısını da artırmıştır. 2018 yılında işsizlik ödeneği için yapılan başvuru sayısı bir önceki yıla göre yüzde 57,7 artış göstermiştir. Bir önceki yılın Aralık ayında işsizlik ödeneğine yapılan başvuru sayısı 29 bin 631 iken 2018 yılı Aralık ayında işsizlik ödeneğine yapılan başvuru sayısı 17 bin 106 kişi artarak 46 bin 737’ye ulaşmıştır.
- Kadınlar erkeklere göre daha az kazanıyor, ücret eşitsizliği devam ediyor!
Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından yapılan araştırmaya göre dünya genelinde cinsiyete dayalı ücret eşitsizliği oranı yüzde 18,8’dir. Bu oran ülkelerin gelir gruplarına göre değişmektedir. Portekiz, İngiltere, İspanya, Fransa gibi yüksek gelirli ülkelerde ücret eşitsizliği ortalama yüzde 15,5’tir. Üst-orta gelir grubunda yer alan Brezilya, Meksika, Tayland ve Türkiye’nin de içinde yer aldığı ülkelerde ücret eşitsizliği ortalaması yüzde 20,9, Sri-Lanka, Endonezya, Tunus ve Mısır gibi ülkelerin içinde yer aldığı düşük-orta gelir gruplarda ücret eşitsizliği ortalaması yüzde 16,9’dur. En düşük gelirli ülkeler grubunda ise eşitsizlik oranı ortalaması yüzde 12,6‘dır. Türkiye’de cinsiyete dayalı gelir eşitsizliği oranı yüzde 12’dir.
Raporun tamamını PDF formatında görüntülemek ve indirmek için tıklayın.

Kamu İstihdam Raporumuz Yayımlandı
06/11/2018
DİSK/Genel-İş Araştırma Dairesi Kasım 2018 “Kamu İstihdam Raporu”nu açıkladı.
Raporda, 2016-2017 döneminde kamu istihdamında yaşanan değişimler güncel veriler ışığında ayrıntılı olarak incelenmiştir.
Araştırmada öne çıkan başlıklar şunlardır:
- 2016-2017 ARALIK DÖNEMİNDE SÖZLEŞMELİ PERSONEL SAYISI 66 BİN ARTARKEN, MEMUR SAYISI 23 BİN AZALDI.
2017’de kamuda istihdamın yüzde 78,6’sı memur, yüzde 6,8’i sözleşmeli personel, yüzde 11,2’si işçi, yüzde 0,5’i geçici personel ve yüzde 2,8’i diğer başlığı ile istihdam edilenlerden oluşmaktadır.
- HER 100 KİŞİDEN 87’Sİ ÖZEL SEKTÖRDE, 13’Ü İSE KAMU SEKTÖRÜNDE ÇALIŞMAKTADIR.
2016-2017 döneminde kamu sektöründe istihdam artışı 41 bin 196 kişiyle 3 milyon 602 bin 735 olurken, özel sektörde istihdam artışı 941 bin 804 kişiyle 24 milyon 585 bin 265 olmuştur. Toplam istihdam içerisinde özel sektörde istihdam, kamu sektörünün 7 katıdır. Çalışma hayatında her 100 kişiden 87’si özel sektörde, 13’ü ise kamu sektöründe çalışmaktadır.
- İŞÇİLEŞME ARTIYOR
İstihdam edilenlerin işteki durumunu incelediğimizde ise; 2017 yılında toplam istihdam içerisinde en geniş tanımıyla işçi (ücretli, yevmiyeli veya maaşlı) sayısı bir önceki yıla göre yüzde 3,2 artarak 18 milyon 960 bin olmuştur. Toplam istihdamın içerisinde işverenlerin oranı yüzde 4,5, kendi hesabına çalışanların yüzde 17, ücretsiz aile işçisi olarak çalışanların oranıysa yüzde 11,1’dir. Toplam istihdam içerisinde ücretli ve yevmiyeli olarak çalışanların oranı 2017 yılında yüzde 67,2’ye, 2018 Haziran ayında ise yüzde 67,7’ye yükselmiştir.
- MERKEZİ İDARELERE VE YEREL YÖNETİM ŞİRKETLERİNE GEÇEN TAŞERON İŞÇİ SAYISI 744 BİN 342.
Sendikamızın yapmış olduğu araştırmada Haziran 2018 tarihi itibariyle 696 sayılı KHK kapsamında merkezi idarelere ve belediye şirketlerine geçirilen toplam taşeron işçi sayısının 744 bin 342’dir.
- MERKEZİ İDARELERE GEÇİRİLEN İŞÇİ SAYISI YAKLAŞIK 393 BİN, BELEDİYE ŞİRKETLERİNE GEÇİRİLEN İŞÇİ SAYISI 350 BİN.
Merkezi ve yerel yönetimlere geçirilen taşeron işçi sayısı içerisinde belediye şirketlerine geçen taşeron işçi sayısı, BUMKO’nun yayınladığı son kamu istihdam verilerinde paylaşılmamıştır. Sendikamızın yaptığı araştırmaya göre sadece merkezi idarelerdeki sürekli ve geçici işçi kadrosuna geçirilen taşeron işçi sayısının 393 bin olduğu ve belediye şirketlerine geçirilen tahmini taşeron işçi sayısının da 350 bini geçtiği tahmin edilmektedir.
Raporun tamamını PDF formatında görüntülemek ve indirmek için tıklayın.

Türkiye’de Sosyal Güvenlik Sisteminin Durumu ve Sorunlar Raporu
05/09/2018
Çalışan Her 100 Kişiden 34’ü Sosyal Güvenceden Yoksun!
“Türkiye’de Sosyal Güvenlik Sisteminin Durumu ve Sorunları” Raporumuzda Öne Çıkan Başlıklar Şunlardır:
Raporun tamamını PDF formatında görüntülemek ve indirmek için tıklayın.

Türkiye’de Kadınlar ve Kadın Emeği Raporu
06/03/2018
DİSK/Genel-İş Sendikası Araştırma Dairesi “Türkiye’de Kadınlar ve Kadın Emeği Raporu”nu açıkladı. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne atfen “Bu çalışmayı, 8 Mart’ı yaratan bize armağan eden ve hayatın her alanında mücadele sürdüren kadınlara adıyoruz” girişiyle yayınlanan raporda; her yıl kadın işçilerin çalışma hayatında karşılaştığı sorunların görünür kılınması hedeflendi.
Raporda öne çıkan başlıklar ise şöyle:
- Türkiye’de Kadınların İşgücüne Katılma Oranı, AB ve OECD Ülke Ortalamalarının Altında!
- Her 10 Kadından Yalnızca 3’ü Çalışıyor!
- Geniş Tanımlı Kadın İşsizliği 3 Milyona Yaklaştı!
- Kadınların Yarıya Yakını Kayıt Dışı Çalıştırılıyor!
- Kadınların Gerçek Sendikalaşma Oranı Yüzde 6!
- Çocuk Gelin ve Çocuk Anne Sayısı Arttı…
- Her Gün En Az 4 Kadın Şiddete Maruz Kaldı…
- Yoksulluk En Çok Kadınları Etkiliyor…
- Türkiye Cinsiyet Eşitliğinde Son Sıralarda…
- Kadınlar Kendini Güvende Hissetmiyor…

Engelli İstihdam Raporu
30/11/2017
ENGELLİ İSTİHDAM RAPORU
(Aralık, 2017)
Engelli olmak bir hastalık değil bir insanlık durumudur. Ancak toplumsal faktörlerin etkisiyle engelliler, eğitim, ulaşım, fiziksel çevre ve koşulların uyumsuzluğu, rehabilitasyon alanlarının kısıtlılığı ve istihdama katılımları önündeki engeller nedeniyle toplumsal yaşamın dışında kalmaktadırlar. Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 15’i engellilerden oluşmaktadır. Türkiye’de bu oran 2011 yılında TÜİK tarafından yayınlanan istatistiklerde yüzde 6.6’dır Bu raporda, ülkemizde engellilerin kamusal alanda var olmalarını sağlayan ve bağımsız bir yaşam sürmelerinde önemli bir araç olan istihdam sorununu irdelemek ve 3 Aralık Uluslararası Engelliler Günü’nde engellilerin sorunlarını görünür kılmak amacıyla hazırlanmıştır.Bununla birlikte engellilere yönelik çalışma/ araştırma veya günlük kullanımda kullanılan özürlü, sakat kelimelerinin yerine engelli kelimesinin kullanılması gerektiğini belirtmek gerekir.Raporda öne çıkan bazı başlıklar şöyledir:
- Engelli İstihdamı Yetersiz!
- Engelli İşçi İstihdamında Kotaya Uyulmuyor: 10 Bine Yakın Kota Boş!
- Çalıştırılması Gereken Engelli Memur Kontenjanının Yüzde 22’si Boş
- İşyerlerinin Yalnızca Yüzde 2’sinde Engelli İstihdamı Zorunlu!
- İşsizlik En Önemli Sorun! 2016 Yılında İŞKUR’a Başvuran Engellilerin Sadece Yüzde 19’u İş Bulabildi.
Raporun tamamı için tıklayınız.

İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası
İşçilerin sağlık ve güvenlik içinde çalışmaları ve bunun koşullarının oluşturulmasını talep etmeleri temel insan haklarından olan çalışma hakkının bir gereğidir. İşçi için hayati bir öneme sahip olan işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınması ve korunmasında başlıca sorumlu devlet ve işverendir.
Uzun tartışmalardan sonra nihayet ülkemiz de bir İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunakavuşmuştur. Kanunda “işçinin sağlık ve güvenliğinden”, ”işin sağlık ve güvenliğine” dönüşümde ciddi bir nitelik değişikliği yaşanmıştır. Yeni Yasa’da, İş Kanunu’nun işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili maddelerin ilerisine geçemeyenve var olan durumun iyileştirilmesi ve ileriye götürülmesi amaçlamayanbir mantık hakimdir. Bunun yanında işçi sağlığı ve güvenliği hizmetleri, piyasadan satın alabilecek bir hizmet haline dönüştürülmüştür. Türkiye, iş kazaları ve meslek hastalıkları bakımından dünyada ve Avrupa’da en üst sıradadır. Görünen odur ki, bu sürece ciddi bir müdahale etmediğimiz/edemediğimiz bu alanda önemli sıkıntılar yaşanacağız ve daha birçok işçinin iş cinayetlerine kurban verilecektir.
Sendikamız “İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası” ile ilgili broşür hazırladı. Broşürü okumak için tıklayınız. (pdf)
Yeni Büyükşehir Belediyeleri Kurulmasına İlişkin Yasa Hazırlıkları ile İlgili Rapor (Haziran 2012)
- Bu yasa hazırlığı ile ilgili tartışmaya açılmış bir taslak bulunmamaktadır.
- Ancak hükümetin bir çalışma yaptığı ve bu çalışmanın tamamlanma aşamasında olduğu bilinmektedir.
- Bu hazırlıkların başkanlık sistemi ile bağlantılı olduğu şeklinde yorumlar bulunmaktadır.
- Bu yasa hazırlıklarının kapsamını önceden tahmin etmek, bu değişikliklere daha hazırlıklı olmayı sağlayacaktır.
- Bizi bu konuda gelecekte neler beklediğini öngörmek için İçişleri Bakanlığı‟nın yayınladığı genelge, basında yetkili ağızlarca verilen demeçler ve daha önce İstanbul ve Kocaeli belediyeleriyle ilgili düzenlemelere başvurmak doğru bir yöntem olacaktır.

Ulusal İstihdam Stratejisi Eylem Planı / İstihdam-Sosyal Koruma İlişkisinin Güçlendirilmesi (2012-2014)

Kamu İstihdam Raporu
KAMU İSTİHDAM RAPORU
BASIN BÜLTENİ
DİSK/Genel-İş Sendikası Araştırma Dairesi, Türkiye’de kamuda istihdam ve sorun alanlarını ortaya koyan “Kamu İstihdam Raporu” hazırladı. Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından her dört ayda bir yayınlanan Kamu Sektörü İstihdam Verileri (IV. Dönem), TÜİK, ÇSGB verilerinin kullanıldığı araştırmada çarpıcı sonuçlara ulaşıldı. Sonuçlar şöyle:
1) KAMUDA İSTİHDAM DÜŞMEYE DEVAM ETTİ…
Özel sektörde istihdam, kamu sektöründeki istihdama oranla 10 kat daha fazla büyüdü.
2007 yılında kamu sektöründe istihdam sayısı 2 milyon 925 bin iken 2013 yılına gelindiğinde yüzde 13,5 artarak 3 milyon 319 bin olurken, özel sektörde istihdam 2007 yılında 17 milyon 812 bin iken 2013 yılına gelindiğinde yüzde 24,7 oranında artarak 22 milyon 204 bine yükseldi. Bu yıllar arasında kamuda 394 bin 278 kişilik istihdam yaratılırken, özel sektörde 4 milyon 391 bin kişilik istihdam artışı sağlanmış oldu. Bu demek oluyor ki, toplam istihdam içerisinde her yüz kişiden sadece 13’ü kamu sektöründe istihdam olanağı bulabiliyor.
2) TOPLAM İSTİHDAM İÇERİSİNDE İŞÇİLER AĞIRLIKLI…
2007 yılında 12 milyon 534 bin olan ücretli ve yevmiyeli çalışanların sayısı, 2013 yılında yüzde 30,5 artarak 16 milyon 353 bine yükselirken, işveren konumunda çalışanların oranı 2007’den 2013’e binde 6 azalmıştır. Bu durum, emeğinden başka geçim kaynağı olmayan işçilerin sayısının her geçen gün arttığını göstermektedir. Nitekim toplam istihdam içerisinde en geniş tanımıyla işçi (ücretli ve yevmiyeli) olarak çalışanların oranı 2007 yılında yüzde 60,4 iken 2013 yılında yüzde 64’e yükselmiştir.
3) KAMU SEKTÖRÜNDE İŞÇİLİK GERİLEDİ…
2007-2013 dönemleri arasında kamu sektöründeki işlerde güvenceli istihdam biçimleri ise zayıflamıştır. 2007 yılında kamu sektöründe işçi sayısı (kadrolu-geçici) 484 bin 497 iken, 2013 yılında yüzde 22,8 düşerek 373 bin 942 olmuştur. Aynı yıllarda sadece kadrolu işçi sayısındaki düşüş oranı da yüzde 8,3’dür.
4) KAMUDA İSTİHDAM EĞİTİM, SAĞLIK, ADALET, EMNİYET VE DİYANET HİZMETLERİNDE YOĞUNLAŞIYOR…
Kamu sektöründe istihdamın dağılımına bakıldığında, en fazla istihdamın Milli Eğitim Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nda olmuştur. Bu kurumlar arasında 2007’den 2013 yılına kadar en fazla istihdam artış oranı ise Adalet Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nda olmuştur. Diyanet İşleri Başkanlığı’nda istihdam artış oranı yüzde 52 iken, Adalet Bakanlığı’nda istihdam artış oranı da yüzde 64’tür.
5) BELEDİYELERDE ÇALIŞAN İŞÇİ SAYISI YÜZDE 30 DÜŞTÜ…
Kamu hizmetlerinin daraltılması sonucunda belediye hizmetleri, halkın ihtiyaçlarından ve taleplerinden uzaklaşmış, kamu hizmeti anlayışından kopartılarak piyasalaştırılmıştır. Bu durum, bir yandan kamu hizmetlerinin kalitesini düşürürken, diğer yandan da yerel yönetimlerde kadrolu ve güvenceli istihdam olanaklarının zayıflamasına yol açmıştır. Yerel yönetimlerde toplam istihdam 2007’den 2013 yılına yüzde 19 düşmüştür. En fazla azalma ise işçi statüsünde çalışanlarda olmuştur. Belediyelerde işçi olarak çalışanlar 2007 yılında 179 bin 424 iken, 2013 yılında yüzde 30 düşerek 125 bin 553 olmuştur.
6) GENEL HİZMETLER İŞKOLUNDA TAŞERON İŞÇİ SAYISI 650 BİNİ BULDU…
Belediye hizmetleri, genel temizlik, çevre düzenlemesi ve bakımı faaliyetleri, itfaiye hizmetleri, cenaze hizmetleri ve konut işleri gibi işleri kapsamına alan genel hizmetler işkolunda taşeron işçi sayısı 650 bini buldu.ÇSGB tarafından 14 Temmuz 2014 tarihi itibariyle Sendikamıza genel hizmetler işkolunda çalışan işçilere ilişkin verilen istatistiklere göre, genel hizmetler işkolunda çalışan işçi sayısı 880 bini bulmuştur. Bunlar içerisinde yerel yönetimlerde yaklaşık 120 bin işçi çalışırken, 760 bini de özel sektörde istihdam edilmektedir.
Özel sektörde istihdam edilenlerin içerisinde ise 105 bini konut işçisi, geriye kalan 655 bin işçinin ise taşeron işçisi olarak çalıştığını söyleyebiliriz.
Rakamlardan da görüldüğü üzere, genel hizmetler işkolunda çalışan işçilerin büyük bir çoğunluğu taşeron firmalarda ucuz, güvencesiz ve örgütsüz olarak çalıştırılmaktadır. ÇSGB 2014 Ocak ayı işkolu istatistiklerine göre, genel hizmetler işkolunda sendikalı işçi sayısı 145 bin 760’dır. Bu demek oluyor ki, genel hizmetler işkolunda çalışan işçilerin sadece yüzde 18,8’i sendika üyesidir. Sendikalı işçilerin büyük bir çoğunluğu, belediyelerde ve kısmen belediye şirketlerinde çalışan işçilerden oluşmaktadır.

Sendikamızın Ulusal İstihdam Stratejisi Taslağı ile İlgili Görüşleri
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan Ulusal İstihdam Stratejisi Eylem Planı Taslağı ile Ulusal İstihdam Stratejisi Taslağı konusunda Sendikamızın görüşü şöyledir:
Söz konusu Taslak Belgeler, 2012–2014 yılları arasında istihdam ve istihdam ilişkileri konusunda uygulamaya sokulması planlanan Hükümet programı niteliğindeki belgelerdir.
Öncelikle bir programın “ulusal” olarak nitelendirilebilmesi için tüm sosyal sınıfların onayını alması gerektiğini ifade edelim. Bu durum söz konusu belgeler için de geçerlidir. Bu belgelerin başına “ulusal” sıfatının eklenmiş olması tüm sosyal sınıfların onayını almış olduğunu göstermez. Nitekim Belgelerdeki politika önerilerine ve önlemlere özü itibarıyla bir işçi sınıfı örgütünün onay vermesi düşünülemez. Bu çerçevede söz konusu strateji taslaklarını ancak sermaye kesiminin önerileri olarak değerlendirebiliriz.
Bu belgelerdeki politika önerileri emek gücünün örgütsüzleştirilmesi ve emek gücü değerinin daha da düşürülmesi üzerine kurulmuştur.
Somut olarak ifade etmek gerekirse bu Taslak ile Hükümet;
İstihdamda esnekleştirmeyi sınırsız biçimlerde yaygınlaştırmak istemekte;
Özel istihdam bürolarına geçici iş ilişkisi kurma yetkisi tanıyarak emek gücünün örgütsüzleştirilmesini ve değersizleştirilmesini derinleştirmek istemekte;
Emek gücünü bir maliyet unsuru olarak değerlendirerek maliyetleri iyice düşürmeyi ve bu çerçevede kıdem tazminatı fonunu acilen kurmayı hedeflemekte;
Kamu eğitim sisteminden mesleki eğitimi çıkararak meslek eğitimini şirketlere devretmeyi planlamaktadır.
Tümüyle sermaye sınıfının çıkarlarına göre biçimlendirilen bu politikalara karşı emek gücünün ekonomik ve sosyal gelişiminin güvencesi olan düzgün istihdam koşulları, insana yaraşır iş koşulları, işçi sağlığı ve en önemlisi tüm bu koşulların temeli olan sendikal hakları geliştirmeye dönük hiçbir politika önerisine yer verilmemiştir.
Bu haliyle bu stratejilerin “ulusal” strateji olarak benimsenmesi ya da onaylanması olanaklı değildir. Stratejilerin bu sınıfsal özüne vurgu yapılarak reddedilmesi ve DİSK’in bu stratejinin parçası olmayacağının kamuoyuna ilan edilmesi yerinde olacaktır.

DİSK Yönetim Kurulu’nun “Ulusal İstihdam Stratejisi Taslağı (2012-2023)” İle “Ulusal İstihdam Stratejisi Eylem Planı Taslağı (2012-2014)” Metinlerine Yönelik Görüşleri
Bakanlığınız 08 Şubat 2012 tarihinde Üçlü Danışma Kurulu için “Ulusal İstihdam Stratejisi Taslağının Değerlendirilmesi” gündemi ile bir toplantı gerçekleştirmiş ve toplantıda sosyal taraf temsilcilerine “Ulusal İstihdam Stratejisi Taslağı (2012-2023)” ile “Ulusal İstihdam Stratejisi Eylem Planı Taslağı (2012-2014)” metinleri verilmiştir. Konfederasyonumuz, Genel Kurul hazırlıkları nedeniyle söz konusu toplantıya katılmamıştır. Hatırlanacağı üzere, bakanlığınız tarafından 18-20 Aralık 2009 ve 19-21 Şubat 2010 tarihlerinde sosyal tarafların, akademisyenlerin ve konuyla ilgili sivil toplum kuruluşlarının katılımlarıyla Antalya’da Ulusal İstihdam Stratejisi Çalıştayları bir stratejik belge oluşturma amacıyla toplantılar düzenlendi. Bu toplantılara konfederasyonumuz da katkı vermeye çalıştı.
Ülkemizin en temel ve yakıcı sorunlardan biri olan işsizliğin azaltılması ve istihdamın artırılması konusunda makro düzeyde politikalar üretmek ve yaşanan krizin yarattığı toplumsal tahribatı en aza indirmek adına ortaya konulan yaklaşımlar, 8 Haziran 2010 günü Hazine Müsteşarlığında gerçekleştirilen toplantıyla taslak halinde taraflara ve kamuoyuna sunuldu. Yoğun ve özverili çabalar neticesinde bir taslağın yaratılmasında yer alan bizler, ne yazık ki, taslak metnin son halini toplantıda görmek durumunda bırakıldık. Ayrıca, taslak metnin içeriğine bakıldığında görüşlerimizin yansıtılmadığının ve bugüne kadar şiddetle karşı çıktığımız bazı temel konuların taslak içine yedirildiğini gördük.
Konfederasyonumuz çeşitli vesilelerle kamuoyunu söz konusu strateji belgesi taslağının uygulamaya geçmesi halinde çalışma yaşamını nasıl tahrip edeceği konusunda bilgilendirmiş, ayrıca söz konusu belgeye ilişkin görüşlerini bakanlık yetkililerine 21/08/2010 tarih ve 360/HD-04 sayılı yazı ile iletmiştir. (EK 1) Buna karşın 8 Şubat tarihinde önümüze sunulan taslağın son hali, önceki taslağın ana karakterini taşımakla birlikte aynı problemli yöntemle önümüze gelmiştir.
PDF halinde görüntülemek için tıklayınız (pdf)
Ulusal İstihdam Stratejisi Eylem Planı / Özel Politika Gerektiren Grupların İstihdamının Artırılması (2012-2014)

Ulusal İstihdam Stratejisi Eylem Planı / İşgücü Piyasasında Güvence ve Esnekliğin Sağlanması (2012-2014)

Ulusal İstihdam Stratejisi Eylem Planı / Eğitim İstihdam İlişkisinin Güçlendirilmesi (2012-2014)

12 Eylül’ü Yargılayan Savunma
27 Yıl önce kapatıldık, yargılandık, yöneticilerimiz hapislere atıldı. Unutmadık, unutmayacağız, 12 Eylül darbesinin izlerini silmek için sonuna kadar mücadele vereceğiz. O günleri unutmamak için Sendika yöneticilerimizin Sıkıyönetim Mahkemelerinde yaptıkları savunmayı içeren “12 Eylül’ü Yargılayan Savunma” kitapçığını yayınlıyoruz.
PDF halinde görüntülemek için tıklayınız (pdf)
Belediyelerde Çalışan Taşeron İşçilerinin Ücret ve Diğer Hakları Araştırması

İşyeri Temsilcileri Rehberi

Kadın Emekçilerin Talepleri Broşürü
Emekçi kadınların sorunları gün be gün artmaktadır. Kapitalizmin yoğun saldırıları ve ataerkil sistem, kadın ve erkek arasındaki eşitsizliği derinleştirerek, kadınları hem evde hem de işte çifte sömürülmesine neden olmaktadır. Kadınlar iş hayatında cinsiyetlerinden ötürü ayrımcı politikalara maruz kalmakta; güvencesiz işlerde, kayıt dışı sektörlerde, ucuz işgücü ve yedek işgücü ordusu olarak görülmektedir.
Bu nedenle, emekçi kadınların ev ve çalışma hayatından kaynaklanan sorunların görünür kılınması ve kalıcı, uygulanabilir çözümler üretilmesi gerekir.

Bölgesel Asgari Ücret

Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu Neler Getirdi?

Türkiye’de Emeğin Durumu Raporu
EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-7
TÜRKİYE’DE EMEĞİN DURUMU
(1 Mayıs 2016)
Türkiye işçi sınıfına selâm!
Selâm yaratana!
….
Düşmanı yenecek işçi sınıfımıza selâm!
Paranın padişahlığını,
karanlığını yobazın
ve yabancının roketini yenecek işçi sınıfına selâm!
Nazım Hikmet Ran
* Türkiye’de İstihdam, OECD ve AB Ortalamalarından Düşük!
* Türkiye’de 3,5 Milyona Yakın İşçi Kayıt Dışı Çalışıyor!
* Türkiye’de Çalışma Süresi, OECD Ortalamasının Üstünde ve 6,5 Milyona Yakın İşçi Haftalık 50 Saatin Üstünde Çalışıyor…
* Türkiye’de Sendikalaşma ve Toplu Sözleşme Kapsamındaki İşçi Oranı, OECD Ülkelerinin Çoğundan Düşük!
Bu rapor, 1 Mayıs İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü yaklaşırken Türkiye’de işçilerin genel olarak çalışma hayatında karşılaştıkları sorunları görünür kılmak amacıyla hazırlanmıştır. OECD ve ILO istatistikleri çerçevesinde istihdam, işgücüne katılma, işsizlik, sendikalaşma, toplu sözleşme kapsamındaki işçi oranları ile iş kazaları ve meslek hastalıkları karşılaştırmalı olarak incelenerek Türkiye’de işçi sınıfının sorunları ele alınmaya çalışılmıştır. Ayrıca TÜİK, SGK, Maliye Bakanlığı BUMKO, ÇSGB, İşçi Sağlığı ve Güvenliği Meclisi verileri dikkate alınarak Türkiye’de kamu ve özel sektörde istihdam verileri ve kamu sektöründe istihdamın dağılımına ilişkin veriler incelenerek genel bir değerlendirme yapılmıştır.
Bu raporu, 1977’de Taksim’de yitirdiğimiz dostlarımıza, 1 Mayıs’ı bize armağan eden ve hayatın her alanında mücadele etmek zorunda kalan emekçilere adıyoruz.
TÜRKİYE’DE ÇALIŞMA ÇAĞINDAKİ NÜFUS UMUDUNU KAYBETTİ!
Türkiye’de çalışma çağındaki nüfusun yarısı umudunu kaybetmiştir. İsveç’te işgücüne katılma oranı % 71,9, Almanya’da % 60,4, Fransa’da % 56,5, Hollanda’da % 64,4’dür. OECD ortalaması ise % 62,1’dir. Türkiye’de ise bu oran %50,5 ile oldukça düşüktür.
TÜRKİYE’DE İSTİHDAM, OECD VE AB ORTALAMALARINDAN DÜŞÜK!
AB ortalamasında istihdama katılım oranı % 65,7, OECD ortalamasında ise % 66,3’dür. Birçok ülke örneğinde de istihdama katılım oranları yüksektir. Örneğin İsveç, Hollanda, Avusturya, Japonya ve Almanya gibi ülkelerde istihdama katılım oranları % 70’in üzerindedir. Yine Şili, Belçika, Fransa, Portekiz ve Macaristan gibi ülkelerde ise % 60’ın üzerindedir. Türkiye’de ise bu oran AB ve OECD ortalamalarından düşük olup % 50, 4’dür.
TÜRKİYE’DE İŞSİZLİK ÖNEMLİ BİR SORUN!
Türkiye’de işsizliğin, özellikle de kadınlar için işsizlik oranının oldukça yüksek olduğu görülmektedir. 2015 yılında OECD ülkelerinde işsizlik ortalaması % 6,7 ve AB ortalaması % 9,2’dir. Ülkemizde ise bu oran % 10,2’dir. DİSK-AR tarafından yapılan araştırmaya göre 2014 yılında umudu olmadığı için ya da diğer nedenlerle son 3 aydır iş arama kanallarını kullanmayan ve işe başlamaya hazır olduğu halde işsiz sayılmayanlar (umutsuzlar) da dâhil edildiğinde gerçek işsizlik oranının yüzde 16 ila 18 oranında değiştiği görülmektedir.
TÜRKİYE’DE 3,5 MİLYONA YAKIN İŞÇİ KAYIT DIŞI ÇALIŞIYOR…
TÜİK 2015 verilerine göre Türkiye’de toplam istihdamın %33,47’si kayıt dışı istihdamdır. Ücretli, yevmiyeli veya maaşlı çalışanlar içerisinde ise %18,33’ü kayıt dışı çalışmaktadır. Yani 17 milyon 827 bin ücretli yevmiyeli veya maaşlı çalışanın içerisinde 3 milyon 269 bin işçi kayıt dışı.
KAMUDA GÜVENCELİ İSTİHDAMIN YERİNİ GÜVENCESİZ VE GEÇİCİ İSTİHDAM ALIYOR…
Özel sektörde istihdam, kamu sektöründeki istihdama göre yaklaşık 7 kat daha artmıştır.
KAMU SEKTÖRÜNDE İŞÇİLİK GERİLEDİ…
2010-2015 dönemleri arasında kamu sektöründeki işlerde güvenceli istihdam biçimleri zayıflamıştır. 2010 yılında kamu sektöründeki işçi sayısı (kadrolu-geçici) 420 bin 444 iken 2015 yılında yüzde 13,2 düşerek 364 bin 593 olmuştur. Aynı yıllarda sadece kadrolu işçi sayısındaki düşüş oranı ise yüzde 17,1’dir. Buna karşın geçici ve düzensiz çalışma biçimi olan geçici işçilikte ise yüzde 50’lik bir artış olmuştur. Memur sayısı ise % 34 artarak 2 milyon 894 bin olmuştur.
TÜRKİYE’DE ÇALIŞMA SÜRELERİ, OECD ORTALAMASININ ÇOK ÜSTÜNDE!
Bugün birçok ülkede haftalık çalışma süreleri 35 saate kadar inmiştir. OECD ortalaması ise 36,7’dir. Türkiye’de haftalık çalışma süresi yasal olarak 45 saat olmasına karşın ortalama çalışma süresi 49 saatten fazladır.
TÜRKİYE’DE 6,5 MİLYONA YAKIN İŞÇİ HAFTALIK 50 SAATİN ÜZERİNDE ÇALIŞIYOR…
Türkiye’deki haftalık çalışma sürelerini daha ayrıntılı incelediğimizde ise toplam istihdam içerisinde yer alan 17 milyon 828 bin ücretli, maaşlı ve yevmiyeli çalışanın %36’sının (6 milyon 578 bin kişi) haftalık 50 saatten fazla çalıştığı görülmüştür. Yine ücretli, maaşlı ve yevmiyeli çalışanların %65’i (11 milyon 619 bin kişi) ise 41 saat ve üzeri çalışmaktadırlar.
TÜRKİYE’DE SENDİKALAŞMA VE TOPLU SÖZLEŞME KAPSAMINDAKİ İŞÇİ ORANI, OECD ÜLKELERİNİN BİRÇOĞUNDAN DÜŞÜK…
Türkiye’de sendikalaşma oranı düşük, toplu sözleşme kapsamındaki işçi oranı ise daha da düşüktür. Ocak 2016 verilerine göre gerçek sendikalaşma oranı %9,9 iken toplu sözleşme kapsamındaki işçi oranı %6’dır. OECD örnek ülkelerinin hepsinde (Türkiye hariç) toplu sözleşme kapsamındaki işçi oranları sendikalaşma oranlarından fazladır. Örneğin, Fransa’da sendikalaşma oranı %7,7 iken toplu sözleşme kapsamındaki işçi oranı ise %96,9’dur.
TÜRKİYE’DE İŞ KAZASI SONUCU HAYATINI KAYBEDEN İŞÇİ SAYISI ARTIYOR…
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin raporuna göre 2015 yılında en az 1730 işçi hayatını kaybetmiştir. Bu durum gösteriyor ki Türkiye’de işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda yeterince ilerleme sağlanamamıştır.