DİSK/Genel-İş Genel Yönetim Kurulu’nun 12 Eylül Askeri Darbesiyle ilgili açıklamasıdır.
Darbeciler Yenilecek Demokrasi ve Emek Kazanacak
Türkiye tarihine kara bir sayfa olarak geçen 12 Eylül darbesi, özellikle işçi sınıfına, örgütlülüğüne ve mücadelesine yönelik olmuştur.
Darbe sonrasında en temel sendikal hak ve özgürlüklerin kullanılması engellendi. DİSK ve bağlı sendikalarla, bazı sendikaların faaliyetleri durduruldu.
24 Ocak kararlarının yolunu açan darbe ile faaliyetleri yasaklanan, tüm mal varlığına el konulan DİSK’in, Genel Başkanı’ndan işyeri temsilcisine kadar binlerce üyesi gözaltına alındı. İşkence altında yüz günün üzerinde gözaltında kalan DİSK’lilerin yöneticileri 4 yılı aşkın bir süre tutuklu kaldı. Cunta mahkemeleri DİSK’in kapatılmasını ve 78 yöneticisinin idamını istedi.
12 Eylül, insan haklarının ağır biçimde ihlal edildiği, demokratik örgütlenmelerin yasaklandığı, baskı altına alındığı; şeriatçı, cemaatçi örgütlerin Devlet korumasında serbestleştirildiği bir dönem oldu.
Sendikal barajlar, köleci çalışma koşulları, antidemokratik sendika mevzuatı, emek gücünün değersizleştirilmesi, grev yasakları, örgütlenme özgürlüğünün engellenmesi gibi 12 Eylül uygulamaları daha sonra gelen iktidarlar ve AKP’nin iktidar döneminin temel emek politikası oldu.
Bugün 12 Eylül’ün uygulamaları OHAL hükümeti ile pekiştiriliyor.
15 Temmuz 2016 tarihinde askeri darbe girişiminde bulunanlar, 12 Eylül darbesini gerçekleştirenler ve daha öncekiler gibi, Türkiye’nin demokratik gelişimine darbe vurmuşlar ve ağır bir suç işlemişlerdir; darbecilerin ve destekçilerinin hak ettikleri cezaya çarptırılmaları için yargılanmaları demokratik bir görevdir.
Elbette darbeciler hakkında Anayasa ve yasalar çerçevesinde ne gerekiyorsa tüm hukuki işlemler yapılmalı; darbeciler adil biçimde yargılanmalı ve suçlu bulunanlar cezalandırılmalıdırlar.
Ama bugün darbecilere karşı alındığı iddia edilen önlemler ve yapılanlar darbe dönemlerini aratmayacak ağırlıkta vahim uygulamalardır. Ağır insan hakları ihlalleri söz konusudur.
Darbe karşıtı bir söylem ve eylem ile baskıcı ve otoriter bir rejim inşa edilmektedir.
12 Eylül cuntası parlamentoyu feshedip, tüm yetkiyi bir avuç generalin emrine vermişti. Bugün de ülkemizde TBMM fiilen çalıştırılmamakta ve çıkarılan KHK’lar aracılığıyla hukuksuzluk düzeni sürdürülmektedir.
TBMM devre dışına atılmıştır. Tüm iktidar OHAL Hükümetinin elinde tekleştirilmiştir.
Anayasa ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, Anayasa 15/2’deki masumiyet karinesi, örgütlenme hakkı ve mülkiyet hakkı ihlal edilmektedir. Belediyelere kayyum atanarak halkın iradesine darbe yapılmaktadır.
12 Eylül cuntası her türlü demokratik tepkiyi baskı ve zorla sindirmeyi hedeflemişti. Bugün de iktidar kendisine muhalif olarak gördüğü herkesi keyfi bir şekilde “teröristlikle” suçluyor.
12 Eylül, üniversiteleri, YÖK ile zapt-u rapt altına almıştı; OHAL Hükümeti, YÖK’ü Devletin sopasına dönüştürerek, KHK’larla binlerce akademisyene kıymıştır. On binlerce kamu personeli sorgusuz sualsiz işten el çektirilmiş ya da işten atılmıştır.
12 Eylül’ü aşmak, ancak getirdiği düzenlemelerden kurtulmakla mümkündür
Darbelerin panzehri demokrasi ve barıştır. Darbecilerin oyununu bozacak olan el ele vermiş, kol kola girmiş işçiler, demokrasi güçleri, barış isteyenler, laik, eşitlikçi ve özgürlükçü bir gelecek düşleyenler olacaktır.
12 Eylül askeri darbe dönemini yapan ve yaşatanlar, o dönemi destekleyenler, onun parçası olarak işlev görenler ve tüm darbeci anlayış ve uygulamalarla mücadele sürecektir. Türkiye’nin aydınlık ve demokratik güçleri halka ve demokrasiye darbe yapanlara meydanı boş bırakmayacaktır.
