
HÜKÜMETİN 2016 YILI EYLEM PLANINA VE EMEĞE OLAN SALDIRILARINA KARŞI SENDİKAMIZIN BASIN AÇIKLAMASIDIR
Hükümetin açıklamış olduğu 2016 Eylem Planı’nın “Çalışma Hayatı Bölümü” ile ele alınan konular önümüzdeki dönem emeğe yapılacak saldırının boyutlarını gösteriyor. Eylem planında ortaya çıkan başlıkların hepsi emek ve meslek örgütlerinin itiraz ettiği konulardır. Kıdem tazminatının kaldırılması, istihdam büroları, esnek çalışma biçiminin genel çalışma biçimi olarak yeniden yapılandırılması ile sermayenin istekleri yerine getirilmeye çalışılıyor.
Hükümet açıklamış olduğu “eylem planıyla” ucuz, esnek ve güvencesiz çalışma biçimlerini yaygınlaştırarak “2013 Yılı Programı” kapsamına dâhil ettiği Ulusal İstihdam Stratejisi’ni uygulamaya devam ediyor.
Ulusal İstihdam Stratejisi emeğin kazanılmış haklarına yönelik, en önemli saldırıdır. Sermayenin beklentilerinin neredeyse bütününü karşılayan bu stratejiyle emeğin kazanılmış bütün hakları yok edilmeye çalışılmaktadır.
Başbakan’ın açıklamalarıyla amaçlanan, kayıt dışı sektörlerdeki kuralsızlığın, sömürünün ve güvencesizliğin, yasal çerçeveye kavuşturularak çalışma yaşamının bütününe yayılmasıdır. Bütün kötülüklerin sorumlusu haline getirilen kıdem tazminatı hakkının gaspı eylem planının başlıklardan yalnızca biridir. Esneklik de bu bütünlüklü saldırının üst başlığıdır.
Eylem planında özel istihdam bürolarına özel vurgu yapılmış. Haziran 2015 itibariyle 28 ilde sayısı 482’yi bulan özel istihdam büroları Türkiye’de 10 yılı aşkın süredir faaliyet yürütüyor. İşveren ve işçi arasında aracılık görevi yapan bu bürolar, kar amacı güden kuruluşlar. İstihdam bürolarını işlevi sadece aracılıkla sınırlı değil ayrıca taşeron uygulamasının “kiralık işçi” olarak adlandırılabilecek yeni bir versiyonudur.
Yine hükümet sıkça bahsettiği esneklik modeli ile olumlu bir algı yaratmaya çalışıyor. Esneklik, sanki çalışanların istediği doğrultuda ve çalışanların isteklerine göre düzenlenecekmiş gibi yansıtılıyor. Oysaki çalışma yaşamına dayatılan esneklik, tamamen işverenin ihtiyaçlarına göre düzenlenecek. Esnek çalışma biçimleri anlatıldığı gibi işsizliği giderecek bir çalışma biçimi de değildir.
Eylem planında taşeron çalışmanın ortadan kaldırılmayacağı ve göz boyamak için sınırlı sayıda alt işverenlik çerçevesinde asıl işlerde çalışanları kadroya alacağını ilan etmiş durumda.
Son günlerde hükümet yetkililerinin ortaya attığı taşeron işçileri kadroya alıyoruz yalanı burada bir kez daha ortaya çıkmıştır. Hükümetin taşeron sistemi ortadan kaldırma diye bir derdi olmadığı gibi taşeron işçilerinin tümünün kadroya alınması da gündemlerinde yoktur.
Başbakan’ın açıklamasında yapmış olduğu asıl iş -yardımcı iş ayrımı, tek başına bir anlam da ifade etmemektedir. Asıl işlerde çalışan işçilerin kadroya geçirilmesi için ayrıca bir kanun çıkarılması zorunludur.
26. Hükümetin çalışma yaşamıyla ilgili olarak sunduğu eylem planı işimiz, ekmeğimiz, geleceğimiz ve umudumuz olan işçinin can simidi olan kıdem tazminatlarımıza da göz dikmiş durumda. Kıdem tazminatlarımızın kaldırılmasını veya fona devredilmesini daha önce birçok kez gündeme getirdiler. Başbakan yaptığı eylem planı açıklamasında kıdem tazminatı konusunda “Üçlü Danışma Kurulu’nda gerekse diğer sosyal diyalog mekanizmaları çerçevesinde konunun sonuçlandırılması sağlanacaktır” demişti.
Defalarca söylediğimiz gibi kıdem tazminatı bir “mali yük” değildir haktır. Bu tazminat işçinin ödenmesi sonraya bırakılmış ücretidir.
İşçi sınıfı için kıdem tazminatı işyeri ile işin sürekliliğine dair kurduğu en önemli güvencedir.
Kıdem tazminatları kaldırılırsa işçilerin iş güvencesi olmayacak. Bizim önceliğimiz iş güvencesidir. İşçinin kıdem tazminat alacağı yoksa kesinlikle iş güvencesi de olmaz.
Kıdem tazminatının kaldırılmasını kesinlikle tartışmadık ve tartışmayız. Biz bu noktada sadece şunun düzeltilmesini isteriz. Kıdem tazminatını alamayan işçiler için küçük bir düzenleme yaparak, taşeronda çalışan işçilerin kıdem tazminatı almasını isteriz.
Hükümetin eylem planı karşısında işçilerinde güçlü bir eylem planı olacaktır. Tüm bu saldırıların amacı, emeği güvencesiz, örgütsüz, ucuz hale getirmektir. Anlaşılan o ki hükümet emeği daha da köleleştirmek ve ucuzlatmak istemektedir.
İşçi sınıfının güvenceli iş, örgütlenme özgürlüğü, insanca çalışma ve insanca yaşam talepleri doğrultusunda bir mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. Emeğin haklarının gaspına karşı her türlü meşru direnme hakkımızı kullanacağız.