“Bittiği gün en son savaş.
Bir yanda yenilenler vardı gene, bir yanda yenenler vardı.
Yenilenlerin yanında kırılıyordu halk açlıktan.
Yenenlerin yanında halk açlıktan kırılıyordu.”
Bertolt Brecht
1 Eylül Dünya Barış Günü’ne savaşın acısının yürekleri yaktığı, nükleer savaş tehlikesinin arttığı, ülkeler arası sorunların çözümünde barış dilinin değil şiddet ve savaş dilinin egemen olduğu ve geleceğimiz açısından oldukça endişe biriktirdiğimiz bir süreç içinde giriyoruz.
Ülkemizde süren çatışmalı ortamın ve Suriye başta olmak üzere bölge ülkelerinde süren savaştan dolayı hayatını kaybeden insanların anısını ve yakınlarını kaybeden, katliamlar yaşayan insanların acısını yüreğimizde hissediyoruz.
Biliyoruz ki; dünyada süregelen savaşlarda milyonlarca insan öldü, kalanlar zorunlu göçe zorlandı, göç yollarında hayatlarını kaybetti, ülkesinde kalabilenler de en kötü koşullarda yaşamaya mahkum edildi.
Savaş dönemlerinde çalışma koşulları, çalışma süreleri gibi işçilerin yaşamlarını doğrudan etkileyen koşullar adeta savaş kamplarındaki koşullara dönüştü. Savaş zamanlarında işçiler daha uzun saatler boyunca, daha kötü koşullarda ve üstelik daha az ücret alarak çalışmaya zorlandı. Kadınlar ve çocuklar içinse durum daha da zor oldu; cinsel tacize uğradılar, köle gibi alınıp satıldılar, savaş sanayilerinde en ağır koşullarda çalıştırıldılar.
Savaşın bilançosu emekçiler, kadınlar, çocuklar için ortadayken; Dünya Barış Günü’nde dünyada ve ülkemizde barışın diliyle ve kardeşliğin umuduyla konuşmak isterdik ama her geçen gün gelen acı haberler, ölümler ve bombalar barışı daha uzak hale getiriyor.
Toplumsal barışa ve kardeşliğe karşı atılan kurşunlar, bombalar ve saldırılar karşısında durmak insani ve vicdani bir görevdir.
Şiddet yoluyla insanların yaşam hakkının ellerinden alınması asla kabul edilemez. Bugün gerek bölgemizdeki gerekse ülkemiz içindeki sorunların çözümünde, şiddetin, bombaların, kurşunların, demokratik siyasetin yerini almasına sonuna kadar karşıyız.
DİSK Genel-İş olarak etrafımızı saran ölüm, saldırı ve şiddet olaylarının son bulmasını ısrarla vurguluyor, demokrasi ve barış ikliminde yaşamak istiyoruz.
1 Eylül Dünya Barış Günü’nün de barış içinde, bir arada ve kardeşçe yaşayacağımız günlerin umuduyla, demokratik siyasetin egemen olduğu bir gelecek için herkesi yan yana durmaya davet ediyoruz.
