2022’de de Türkiye’nin ana gündemi değişmedi, emekçilerin derdi geçim derdi olmaya devam ediyor.
İşçi sınıfının derin bir yoksulluğa sürüklendiği ağır bir ekonomik kriz içinden geçiyoruz. Faiz mi kur mu tartışmaları sürerken, geçmişten günümüze birikimli olarak aktarılan emek sömürüsüne dayalı, sıcak paraya bağımlı, ranta ve balon büyümelere odaklı ekonomi politikalarının sonuçlarını; hukukun ve demokrasinin büyük yara almasının etkilerini hep birlikte yaşıyoruz.
Enflasyon Fırtınası
Yeni yıla zam üstüne zamlarla girerken yıllık enflasyon oranları tarihi zirvelere ulaştı.
AKP 2002 yılında %29,7 enflasyonun olduğu ülke de kriz var diye iktidara gelmişti. Enflasyon oran 2021 yılında %36,08 oldu. Aylık enflasyon da tarihi zirve yaptı. Hem yılın, hem 19 yılın en yüksek enflasyonuna ulaşmış olduk. Gıda enflasyonu ise daha vahim. TÜİK’e göre 2005’te yüzde 4,9 olan gıda enflasyonu 2021’e gelindiğinde yüzde 43,8’e yükseldi ve yükselmeye devam ediyor.
TÜİK verileri esas alınarak DİSK-AR tarafından yapılan hesaplamalara göre, gelir düzeyi düştükçe gıda enflasyonunun da arttıyor. En düşük gelirli yüzde 20’lik grubun gıda enflasyonu yüzde 64,6, ikinci en düşük gelirli yüzde 20’lik grubun gıda enflasyonu yüzde 56,4, emeklilerin gıda enflasyonu ise yüzde 55,8 olarak hesaplandı.
Üretici Fiyatları Endeksinde görülen artışın yüzde 80’e dayanmış olduğu göz önüne alındığında, üretici fiyatları tüketici fiyatlarına yansıtıldıkça enflasyon tırmanacak ve böylece ücretler hızla erimeye devam edecek.
Zam Fırtınası
1 Ocak itibariyle doğalgaz, akaryakıt gibi kalemlerle birlikte gündemdeki elektrik tüketim fiyatlarıyla ilgili zam ve kademeli tarifeye geçildi. Art arda gelen zamlarla emekçi halk her ay tutarı daha fazla artan faturalarını ödemekte zorlanmakta ve ödeyemedikleri için elektriği, gazı kesilen konut sayısı artmaktadır.
1 Ocak’tan itibaren mesken aboneleri için aylık 150 kilovatsaate kadar olan tüketim miktarları için nihai fiyat kilovatsaat başına 1 lira 37 kuruş, aylık tüketimi 150 kilovatsaat üzeri olan mesken aboneleri için ise kilovatsaat başına 2 lira 6 kuruş uygulanacak.
Haziran 2021’de aktif enerji birim fiyatı (TL/kWh) 0,3967 iken yıl içerinde yapılan zamlarla Ocak 2022’ ye girerken yüzde 240 zam uygulanarak 1,348829 oldu.
Tarife tablolarından yapılan hesaplamaya göre, elektrik tarifelerinde mesken, sanayi ve ticarethane abone grupları için vergi ve fonlar dahil ortalama yüzde 52 ile yüzde 130 arasında değişen oranlarda artış yapıldı.
Yapılan zamlar zincirleme olarak başka zamlara neden olacak!
Doğalgazda, ocak ayı için mesken tarifesine yüzde 25, sanayi aboneleri için geçerli tarifeye yüzde 50 ve elektrik üretim amaçlı tarifeye yüzde 15 zam yapıldı. Benzin fiyatlarında da artış oldu.
Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), sattığı ekmeklik buğday fiyatına yüzde 23 ve arpa fiyatına ise yüzde 24 zam yaptı.
İktidarın plansız ve verimsiz yatırımları nedeniyle alınmayan hizmetler, geçilmeyen otoyollar ve köprüler ile Avrasya Tüneli nedeniyle ortaya çıkan garanti ödemelerinin faturası dudak uçuklatıyorken üstüne bir de otoyol, boğaz köprüleri ve Avrasya Tüneli geçiş ücretlerine yüzde 15 ila 35 arası zam yapıldı.
Zamlar Özel Şirketlere Kaynak Olarak Aktarılıyor!
Elektrik ve doğalgaza yapılan fahiş zamlar iktidarın bugüne kadar sürdürdüğü özelleştirmeci ve dışa bağımlı enerji politikaların yanlışlığını ve yapılan hataları bize gösteriyor. Bu hataların ceremesini ise emekçiler çekiyor.
Özelleştirme farkı olan 47,14 TL cebimizi yakıyor
Elektrik faturalarındaki TRT payı kaldırıldı ama her şeyde olduğu gibi vergiler, KDV, ÖTV oranlarındaki artışlarla daha yüksek faturalar oluştu. Bu yüksek faturaların oluşmasındaki önemli bir neden elektrik üretiminde kamunun payının gittikçe düşmesi olmuştur. Bugün kamunun payı yüzde 18 civarındadır. 2020 yılı lisanslı elektrik üretiminin kuruluşlara göre dağılımına baktığımızda üretimde en yüksek paya %78,20 ile özel şirketler sahiptir. EÜAŞ (Elektrik Üretim Anonim Şirketi) santrallerinin payı %18,97 olarak gerçekleşmiş olup, mevcut sözleşmeler kapsamında faaliyet gösteren santrallerin toplam üretimdeki payı ise %2,83 olarak gerçekleşmiştir. Dolayısıyla yapılan zamlar özel şirketlerin karlarına kar katmasının yolu açılmış oldu.
EPDK’nın 1 Ocak’tan itibaren geçerli olan tebliğine göre, EÜAŞ’ın (Elektrik Üretim Anonim Şirketi) dağıtım şirketlerine elektrik satış fiyatı kilovat için 31.86 kuruş iken özel elektrik şirketlerince bize fatura edilen elektrik birim fiyatı ise 79 kuruş. İşte aradaki 47,14 TL’lik fark özelleştirme farkı olarak halka yansıyor.
Enerji alanındaki dışa bağımlılıkta göz ardı edilmemesi gereken bir gerçeklik. Öyle ki; doğalgazda Türkiye %99 oranında dışa bağımlı iken elektrik üretiminde kullanılan kaynakların ise %44,8’i ithal ediliyor.
Elektrik ve doğalgaz temel tüketim ürünüdür ve kamusal hizmettir. Bu yüzden enerjiden yararlanmak bir insan hakkıdır. Halkın enerji ihtiyacını yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve sürdürülebilir bir şekilde sunmak için, kamu mülkiyeti, kamusal hizmet ve toplumsal yarar esasları dikkate alınmalıdır. Bunun için ise öncelikle enerji sektörünü özel tekellerin kâr egemenliğinden çıkarmak gerekmektedir.
İktidar Zenginleri Koruyor!
İktidar bu ağır ekonomik koşullarda geçim mücadelesi veren halkı korumak yerine, zenginleri, sermayeyi ve bankaları koruyor. Ekonominin dolardan kurtarılması değil tam tersi dolara bağlanması anlamına gelen “Kur Korumalı Vadeli Mevduat Hesabı” gibi uygulamalar yoluyla parası olanın daha çok parası olurken bunun yükü ise emekçilerin sırtına vergiler ve zamlar yoluyla yıkılıyor.
Yapılması gereken bellidir;
- Eşitliği, adaleti, demokrasiyi ve hukuku sağlamak,
- Emekçileri enflasyona ezdirmemek, insanca yaşanacak ücret ödemek,
- Kamu kaynaklarını sermayeye peşkeş çekmemek ve adaletli bir vergi sistemi kurmaktır.
