
Tüm dünyada Birleşmiş Milletler’in 1981’deki kararıyla 21 Eylül’de yapılan barış günü anması Türkiye’de ise İkinci Dünya Savaşı’nın başlangıç tarihi olan 1 Eylül’de yapılmaktadır. İşçi sınıfının barışa duyduğu ihtiyaç ise “anma günleri”nden çok daha fazlasıdır. Çünkü savaşlar işçi sınıfı için ölüm ve daha çok sömürü demektir.
Kapitalizmin çıkardığı savaşlarda halkın ve işçilerin savaşlardan en küçük bir çıkarı olmadığı gibi hemen bütün zararı da onlar görmektedir. Bugüne kadarki savaşlarda milyonlarca insan öldü, kalanlar zorunlu göçe zorlandı, göç yollarında hayatlarını kaybetti, ülkesinde kalabilenler de en kötü koşullarda yaşamaya mahkûm edildi.
Savaş dönemlerinde çalışma koşulları, çalışma süreleri gibi işçilerin yaşamlarını doğrudan etkileyen koşullar adeta savaş kamplarındaki koşullara dönüştü. İşçiler daha uzun saatler boyunca, daha kötü koşullarda ve üstelik daha az ücret alarak çalışmaya zorlandı. Kadınlar ve çocuklar içinse durum daha da zor oldu; cinsel tacize uğradılar, köle gibi alınıp satıldılar, savaş sanayilerinde en ağır koşullarda çalıştırıldılar.
Dünya, nükleer silah kullanımının doğuracağı ağır sonuçları ise ABD’nin Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine attığı bombalarla görmüş, 400 bine yakın kişi ölmüştü. Bu silahların insanlığa yıkım getirecek olmasına rağmen emperyalist ülkeler “nükleer güç” olmak için yarış içine girmişlerdir. Biz işçiler, nükleer savaş başta olmak üzere her türlü savaşa karşı olduğumuzu söylüyor; insanların ve doğanın katledilmesine hayır diyoruz.
Yaşasın 1 Eylül Dünya Barış Günü!

Afiş1 ve Afiş2 yi PDF formatında görüntüleyip indirebilirsiniz.