28/10/2020
Cumhuriyetin 97. Yılını ekonomik, sosyal ve siyasal krizlerin ortasında Covid-19 salgını altında karşılıyoruz. Bu sorunların çözümünde nasıl bir cumhuriyet altında yaşamak istediğimizi bir kez daha anlatmak isteriz.
Emeğin Hâkim Kılındığı Bir Cumhuriyette Yaşamak İstiyoruz
Emeğin haklarının sağlanmadığı, emeğin değersiz kılındığı bir cumhuriyet “kimsesizlerin kimsesi” olamaz. Halk egemenliğinden doğan cumhuriyet emek sömürüsüne dayandığı zaman sermayenin saltanatına dönüşür. İşte bugün sermayenin saltanatına dönüşen zenginlerin daha zengin, işçilerin daha fakir olduğu bir dönemi yaşıyoruz;
- İşçi sınıfının kazanımlarına yönelik saldırılar artıyor. Sendikal hak ve özgürlükler önündeki engeller arttırılıyor. Emeğin değeri ucuzluyor, örgütsüz bir işçi sınıfı yaratılmak isteniyor.
- 25 yaş altı ve 50 yaş üstü işçiler için belirli süreli sözleşmelerin koşulsuz olarak yapılabilmesine olanak sağlanarak kıdem tazminatı gibi işçi sınıfının temel kazanımlarına ve sendikal hak ve özgürlüklere doğrudan saldırılıyor.
- Covid-19 bir işçi sınıfı hastalığına dönüştü.Covid-19 salgını altında işçiler korumasız, güvencesiz çalıştırılıyor.
- İşçi sınıfının ürettiği değerler sermayeye aktarılıyor. Vergide adaletsizlik artıyor. Öyle ki; holding sahiplerinin asgari ücretliden daha az vergi verdiği bir dönemin kapıları açılıyor. İşsizlik sigortası fonu işverenlere teşvik olarak dağıtılıyor.
- Eğitim olanaklarından işçi sınıfının çocukları eşit derecede yararlanamıyor.
- Herkes için nitelikli sağlık hizmeti sağlanamıyor.
- İşçi sınıfı geçinemiyor.
- İşsizlik büyüyor, iş cinayetleri sürüyor.
Demokrasinin Geliştiği ve Hukukun Üstün Olduğu Bir Cumhuriyet İstiyoruz
Demokrasinin en temel değerleri yok sayılıyor.
Hukuk devletinin gerekleri yerine getirilmiyor; yargı siyasallaşıyor, temel hak ve özgürlükler güvence altına alınmıyor, eşitlik ilkesi çiğneniyor.
Halkın iradesi yok sayılıyor, seçilmiş belediye başkanları haksız ve hukuksuz bir şekilde görevden alınıyor.
Basın ve ifade özgürlüğü yok sayılıyor.
Toplumsal kutuplaşma arttırılıyor, barışın sesi kısılıyor.
Cumhuriyetin 100.Yılına doğru giderken; emeğin cumhuriyetini yaratmak, demokratik, eşit, laik, halk egemenliğine dayanan bir cumhuriyeti var etmek işçi sınıfının temel görevidir.
Sefaletin, savaş ve şiddetin, tekçiliğin değil; toplumsal zenginliğin arttığı, barışın ve çoğulculuğun hâkim kılındığı bir cumhuriyette yaşamak için mücadele etmeye devam edeceğiz.
