Grev Hakkımızı Savunmaya Devam Edeceğiz

Grev Hakkımızı Savunmaya Devam Edeceğiz

20 Mart günü Türkiye yeni bir grev yasağı ile daha tanıştı. Bakanlar Kurulu’nun kararı ile Basisen Sendikası’nın Akbank’ta almış olduğu grev kararı, grev uygulamasına bile fırsat verilmeden yasaklandı. Böylece 2002 yılından beri görevde olan mevcut iktidar tarafından yasaklanan grev sayısı 11’e ulaşırken grev hakkı gasp edilen işçi sayısı da 55 bine ulaştı. 

Her ne kadar yasada ve Bakanlar Kurulu kararında “60 gün süre ile erteleme” öngörülse de 60 günün sonunda yasal olarak greve tekrar başlanamadığı ve halen uyuşmazlık var ise de zorunlu olarak Yüksek Hakem Kurulu’na gidildiği için erteleme kelimesi yerine tam anlamıyla bir yasaklamadan söz etmek gerekir.

Bakanlar Kurulu “grev erteleme” gerekçesi olarak ise “ekonomik ve finansal istikrarı bozucu nitelikte olması”nı ileri sürdü. Akbank grev yasağını ilginç kılan en önemli yan da “ekonomik ve finansal istikrarı bozma” gerekçesiyle yasaklanan ilk grev olmasıdır. Türkiye işçi sınıfı bugüne kadar grevlerinin “milli güvenliği bozucu nitelikte” bulunmasından dolayı durdurulmasına alışmışken bu sefer Hükümet gerçeği hiç gizleme bile ihtiyacı hissetmeden “ekonomik ve finansal istikrarın” bozulması gerekçesiyle doğrudan yasaklamıştır.

İşin doğası gereği ortada bir grev var ise bu grevin az ya da çok hayatın olağan akışını sekteye uğratması, işleri önemli ölçüde aksatması, işveren ya da işverenlerin ekonomik istikrarını da etkilemesi beklenir. Eğer zaten bunlardan birisi ya da bir kaçı olmuyor ise ya bu greve hiç başlanmaz, ya da başlanmışsa bile o grev başarıya ulaşamaz… Aksini düşünmek ise abesle iştigaldir. Şimdi bu yasaklama kararı ile ekonomik ve finansal istikrarı etkileyecek herhangi bir grevin yapılamayacağı ilan edilmiş oluyor!!

KHK ile Grev Hakkımız Yasaklandı

Konuyu önemli kılan diğer bir yan ise bu grev yasağının dayanağı olan düzenlemenin de yine OHAL döneminde ve bir KHK ile çıkarılmış olmasıdır.

Şöyle ki; 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu 2012 yılında yasalaşırken birçok düzenlemesi gibi “grev yasakları”nı düzenleyen hükümleri de açıktan Anayasa ve Uluslararası sözleşmeler ile güvence altına alınmış “grev hakkını” sınırlandırıcı, ortadan kaldırıcı hükümler içeriyordu. Bu sebeple de 6356 sayılı kanunun bu hükümleri ile beraber birçok maddesi iptal istemi ile Anayasa Mahkemesi’ne taşındı. Anayasa Mahkemesi 2014 yılında vermiş olduğu karar ile 6356 sayılı Kanun ile düzenlenen  “bankacılık işkolu” ile “şehir içi ulaşım hizmetleri”ndeki grev yasaklarını kaldırdı. 

Ancak mevcut iktidar Kasım 2016’da 678 sayılı KHK ile Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararın arkasından dolanarak, 6356 sayılı Yasa’nın 63. maddesinde düzenlenen grev ertelemeleri hükmüne; büyükşehir belediyelerinin şehir içi toplu taşıma hizmetlerini, bankacılık hizmetlerinde ekonomik veya finansal istikrarı bozucu nitelikte olması”nı da ekledi.

“Meclisten alınan OHAL yetkisi bu tür düzenlemeleri yapmaya hak tanır mı?” “Yapılsa bile hukuken geçerli midir?” bunların hepsi ayrı birer tartışma konusu. Bu soruların cevaplarını da elbette ancak gerçek bir hukuk devleti sisteminde alabiliriz. Ancak kanun haline gelmiş bir düzenleme ve buna bağlı olarak da Bakanlar Kurulu kararı ile alınmış bir grev yasaklaması var. Fazla söze gerek yok. OHAL hukuku grev hakkını gasp ediyor.

Grev yasak! Grev yasağını eleştirmek de!!

Grevin yasaklanması ile yetinmeyen banka işvereni, mahkemeye başvurarak Şirket kimliğinin zarar görmesi nedeniyle grev yasağına ilişkin yayın yapılmasının durdurulmasını talep etti.

Hukuk devletimizin güzide mahkemeleri de yine bir ilke daha imza atarak “grevin yasaklanmasına” dair haber ve yayın yapılmasına yayın yasağı getirdi. İstanbul 1. Sulh Mahkemesi 27 Mart günü grevin yasaklanmasından 1 hafta sonra “yazılı, görsel ve internet medyasında, sosyal medyada her türlü haber, röportaj, eleştiri ve benzeri yayın yapılmasının yasaklanmasına” da karar verdi. Mahkemenin gerekçeleri ise yine en az yayın yasağı kadar ilginç: “şirketin itibarının zedelenmesi”, “servetine ve şöhretine zarar verilmesi”, “milli güvenlik” ve “kamu düzeni”.

Bakanlar Kurulu kararı ile ekonomik istikrarı sekteye uğratılmasına izin verilmeyen güçlü bankacılık sektörümüz, yayın yasağı ile de şanlı ve şöhretli dönemine kaldığı yerden devam ediyor. Aynen Bankamızın ana sloganında söylendiği gibi; “Güveninizin Eseri.”

Unutturmaya çalışsanız da biz hatırlatmaya devam edeceğiz. Grev bir HAKTIR!!

 

Grev nedir?

Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 58. maddesine göre grev şu şekilde tanımlanmıştır: “İşçilerin, topluca çalışmamak suretiyle işyerinde faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatmak amacıyla, aralarında anlaşarak veya bir kuruluşun aynı amaçla topluca çalışmamaları için verdiği karara uyarak işi bırakmalarına grev denir”

Grev bir hak mıdır?

Grev hakkı, evrensel, Anayasal ve yasal bir haktır.

Grev hakkı, Türkiye’nin de tarafı oluğu uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış evrensel bir işçi ve insan hakkıdır.  Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 87 ve 98 sayılı sözleşmeleri ile Sendika Özgürlüğü Komitesi kararları ile grev hakkı tam bir güvenceye alınmıştır.  Anayasanın 90. maddesine göre “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesi’ne başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”

Grev hakkı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda yer alan, Anayasanın güvencesi ve koruması altındaki Anayasal bir haktır. Anayasamızın 54. maddesi şu şekildedir: “Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptirler.”

Grev hakkı, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ile düzenlenen yasal bir haktır. Kanunun 58. maddesine göre; “Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde, işçilerin ekonomik ve sosyal durumlarını korumak ve geliştirmek amacıyla, bu Kanun hükümlerine uygun olarak yapılan greve kanuni grev denir”

Grev Hakkımızı Savunmaya Devam Edeceğiz