Şeker Fabrikaları Hızla Satılıyor !

09/04/2

Şeker Fabrikaları değerlerinin altında üç  kuruşa satılmaya başladı. Türkşeker’in en değerli şeker fabrikaları olan Turhal ve Ilgın Şeker Fabrikaları satılanlar arasında:

Şu ana kadar ihale edilen şeker fabrikaları kime kaç liraya satıldı? İşte satılan fabrikaların fiyatları ve yeni sahipleri;

Çorum Şeker Fabrikası: 528 milyon lira - Safi Katı Yakıt Sanayi şirketi
Yozgat Şeker Fabrikası: 275 milyon lira - Doğuş Çay
Kırşehir Şeker Fabrikası: 330 milyon lira - Tutgu Gıda
Niğde-Bor Şeker Fabrikası: 336 milyon lira - Doğuş Çay 
Ilgın Şeker Fabrikası: 637 milyon lira - Alteks
Turhal Şeker Fabrikası: 569 milyon lira - Kayseri Şeker

02/03/2018

Şeker ihtiyacının daha çok ithal edilerek karşılandığı, küçük atölyelerde az sayıda üretimin yapıldığı 1925’lerde yabancı sermayeye ve ithalata bağımlı bir ekonomiden kurtulup kendi kendine yeten bir ülke olma hedefindeki Türkiye’de şeker üretimi o zamanların en önemli gündemiydi. Dönemin ana söylemi: “Ekmeğimizi kendi unumuzdan yoğurmak, şekerimizi kendi pancarımızdan almak, bezimizi kendi pamuğumuzdan dokumak”tı.

Bu fikir ile kurulan şeker fabrikaları bir fabrikadan daha ötesiydi. Çünkü “Türkiye'de şeker fabrikaları sadece şeker üretmez. Çevrelerinde kooperatifler örgütlenir, pancarın küspesi yem olur ve hayvancılık gelişir. Cumhuriyet, o fabrikalardan yola çıkarak tarımdan, kooperatife, hayvancılıktan bankacılığa kadar bir sistem kurmuştur.[i]

İlk Şeker Fabrikası Uşaklı Molla Ömeroğlu Nuri (Şeker) tarafından başlatılmış, fabrika 17 Aralık 1926 tarihinde işletmeye açılmıştır. Arkasından Alpullu’ da ardından 1933 ve 1934 yıllarında Eskişehir ve Turhal Şeker Fabrikalarının da kurulmasıyla fabrika sayısı 4’e yükselmiştir. Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ (Türkşeker) 6 Temmuz 1935 tarihinde kurulmuştur. Kurulduğu günlerde devletin teşviki ile artan şeker pancarı üretimi, özellikle AKP’li yıllarda azalmıştır.

Türkşeker’in raporuna göre 2002/2003 pazarlama yılında Türkiye’nin toplam pancar şekeri üretiminin yüzde 74’ü Türkşeker tarafından üretilirken; bu oran toplam pancar üretimine paralel olarak son yıllarda yüzde 52’lere kadar gerilemiştir.[ii]

Şimdi ise Hükümet şeker fabrikalarını özelleştirme kararı aldı. Özelleştirme kapsamda yer alan 14 Şeker fabrikası şunlar:Bor, Çorum, Kırşehir, Yozgat, Ilgın, Kastamonu, Turhal, Afyon, Alpullu, Burdur, Elbistan, Muş, Erzincan, Erzurum.  

Türkiye’de Şeker Fabrikalarının Özelleştirilmesi Ekonomik Bağımsızlığa, İstihdama ve Halk Sağlığına Ağır Bir Darbedir

Özelleştirmeler Ne Yerlidir Ne Milli

Bugün üretim ekonomisi adına ne varsa uluslararası kapitalist tekellerin emriyle bir bir yok ediliyor. Emperyalist sömürü ülkemizi teslim alıyor. Ülkenin ve halkın çıkarına olmayan şeker fabrikalarının satışı küresel kapitalist şirketlerin ve tekellerin çıkarına hizmet ediyor. Hükümet sürekli olarak bir yerlilik ve millilik vurgusu yapıyor ama üretim ekonomisine özelleştirme yoluyla son veriyor, ülkenin yerli üretimini kapitalist uluslararası şirketlerin hizmetine açıyor. Bu tabloda emperyalizm karşıtlığından ya da yerellikten söz etmek mümkün müdür?

Tarımdaki özelleştirme süreci, açık bir peşkeş öyküsüdür. “Örneğin TEKEL İçki fabrikaları 290 milyon dolara özelleştirilmiş, satın alanlar bir yıl geçmeden portföyün yüzde 90’ının 800 milyon dolara satmışlar, birkaç yıl sonra da tesisler 2,1 milyar dolara el değiştirmiştir.

Tarımdaki özelleştirme süreci, aynı zamanda bir yabancılaştırma öyküsüdür. Örneğin TEKEL içki fabrikaları Amerikan Texas PasificCompany’den İngiliz Diego firmasına geçmiş, TEKEL sigara fabrikaları ise British AmaricanTobacco’nun olmuştur.[iii]

Tüm bunların bir sonucu olarak kamuya ait varlıklarımızın özel mülkiyete devirleri sonucunda ülke en basit gıda maddelerini dahi ithal etmek zorunda kaldı. Ülkenin üretim gücü yok edilirken bağımlılığı da arttı.

Özelleştirme Yerel Ekonomiyi Vuracak

Özelleştirme ile yerel ekonomi ve onunla birlikte fabrikaların bulunduğu kentlerde yaşam alt-üst olmaktadır. Bazı yerellerde bu fabrikalar en önemli geçim kaynakları, kentin ekonomik damarıdır. Fabrikaların olduğu yerde şeker pancarı, bir yandan şeker üretiminde kullanılırken bir yandan da besi hayvancılığı açısından çok değerli bir gıda olan yaprak, baş ve posası ile yem bitkisi olarak işe yarar. Bu açıdan fabrikalar bulunduğu yerin ekonomisi ile yapısal uyum içindedir. Fabrikalar kapandığında sadece fabrikalar kapanmayacak tarım ve hayvancılığa dayanan ekonomi de sekteye uğrayacaktır.

Şeker pancarı tarımı neredeyse Türkiye’nin her tarafına yayılmıştır. Günümüzde şeker pancarı tarımı 65 il ve yaklaşık 8 bin yerleşim biriminde yapılıyor ve yaklaşık 350 bin çiftçi ailesi pancar tarımı ile uğraşıyor.

Şeker pancarı tarımı, sözleşmeli bir tarım türü olduğu için bu işin tarımını yapan insanları köye bağlayarak ve ailenin neredeyse tüm bireylerine bir iş olanağı yaratıyor ve kentlere göçün önlenmesinde de önemli rol oynuyor. Bir de bunlara mevsimlik tarım işçilerini ve fabrikalarda geçici olarak çalışan işçileri kattığımızda özelleştirme ile birlikte kentlerdeki önemli bir istihdam ve geçim kaynağı yolu da kapatılmış olacaktır.

Özelleştirme Halkın Yararına Değil Amerika Merkezli Şirket Cargill’in Çıkarına

Mal, para ve hizmet, kimden, hangi kurumdan ya da hangi ülkeden, kime, hangi kuruma ya da hangi ülkeye aktarılıyor? Bu aktarmaların oranı ve zaman/mekân içindeki seyri nasıl? Bunlara bakarak bu sömürüyü somut olarak görebiliriz.

Öncelikle mal, para ve hizmete rakamlarla bakalım. Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş; 25 şeker fabrikası, 4 alkol fabrikası, 2 makine fabrikası, 1 elektromekanik aygıtlar fabrikası, 1 tohum işleme fabrikası, 1 araştırma enstitüsüne sahip.

Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.; yurt çapında kurduğu 150’den fazla bölge şefliği, 300’ün üstünde pancar alım merkezi, 1996 yılında yapımına başlanan ve 1998’de tamamlanarak günde 3 bin ton pancar işleme kapasitesine sahip Özbekistan Horezm Şeker Fabrikası var. Türkiye bu fabrikanın yüzde 53,7’lik payına sahip. Geçen yılki net satış rakamı 3,6 milyar lira. Şirketin aktif toplamı ise 3 milyar 861 milyon lira. [iv]

Şimdi gelelim bu mal, para, hizmet, hangi ülkeye, hangi kuruma dolaylı olarak aktarılmakta?

Türkiye pancarda kota sistemine 1998 yılında geçti ve çıkardığı Şeker Kanunu ile de nişasta bazlı şekere AB’nin üç katı kota tanıdı. 2000 yılında şeker sanayini özelleştirme kapsamına aldı. Yani şekerpancarı üretiminin seyri bu politikalarla belirlendi.

Şeker üretimi denilince akla gelen ilk şirket Kotalı nişasta bazlı şeker üretiminin yüzde 44’ünü elinde bulunduran Amerika merkezli dünyanın en büyük gıda firmalarından olan Türkiye’de siyasi iktidarın sağladığı imtiyazlarla pazarını genişleten Cargill. Cargill ise ısrarla nişasta bazlı şeker üretmek istiyor.

Çünkü amaç şeker üretip satmak değil pazara hakim olmak ve bunun tam anlamıyla gerçekleşmesindeki en büyük engel de şeker fabrikaları ve pancar üretimi.

2015/16 pazarlama yılı itibariyle dünyada şekerin %82`si kamıştan, %18`i pancardan üretilmiş olup, dünya şeker borsa fiyatlarını ticarete egemen olan düşük maliyetli kamış şekeri belirlemektedir. Kamış ve pancardan elde edilen şekerler arasında kalite bakımından farklılık bulunmamaktadır. Ancak kamışın pancara göre daha düşük maliyetle üretilmesi ve işleme maliyetlerinin düşüklüğü nedeniyle kamış şekerinin maliyeti pancar şekerine göre daha düşük olmaktadır.[v]

Nişasta bazlı şekerlerin bilimsel zararlarından kaynaklı tüketim oranları AB’de ve dünyada düşerken Türkiye’de şirketin karı gözetilerek üretim sürekli arttırıldı. Pancardan üretilen şekere göre daha ucuz olan ve tatlandırıcılar başta olmak üzere, unlu mamuller, reçel, alkollü ve alkolsüz içeceklerde kullanılan nişasta bazlı şekerin kotası yüzde 10’dan yüzde 15’e kadar çıkarıldı. Avrupa Birliği ülkelerinde kişi başına düşen nişasta bazlı şeker tüketimi 1 kg iken bu oran Türkiye’de 6 kg’ı buldu.

Hükümet her yıl nişasta bazlı şeker kotalarını kademeli olarak arttırdı. 2017 verilerine göre, kotalı NBŞ üretiminin yüzde 90'ını elinde bulunduran Cargill'in kotası son 14 yılda ekstradan tam 1 milyon 370 bin ton artırıldı. Bu kota artışından dolayı devletin elindeki şeker fabrikaları büyük zarar etti. Aslında özelleştirmenin gerekçeleri ve koşulları bu kotalarla sağlanmaya çalışıldı. [vi] Bu kotalar istihdamı da derinden etkiledi. Küçük bir örnek bile durumu izah etmeye yeter. Türk Şeker’in raporuna göre 2011 yılında pancar eken çiftçi sayısı 118 bin 338 iken 2016 yılında 67bin 650’ye düşmüş. [vii]

Kamuoyunda gündeme gelen ve son olarak Cargill şirketine, “Şeker fabrikalarının özelleştirilme kararıyla bir ilişkimiz yok” açıklamasını yaptıran Cargill raporunda 2023 yılında, Türkiye'de nişasta bazlı şeker tüketimi bugüne göre 6 kat artarak 1 milyon 600 bin tona çıkacağı öngörülüyor. Bugün daha iyi anlaşılıyor ki; bu öngörünün gerçekleşmesi şeker fabrikalarının özelleştirilmesine bağlı!

Neden Şeker Pancarı Üretiminden Yanayız?

Şekerpancarı aile için iş ve aş demektir. Buğdaydan 13, mısırdan 8, ayçiçeğinden 5 kat daha fazla istihdam sağlar. Sadece istihdam açısından değildir halka yararı; bir dekar şekerpancarı alanı, üç dekar çam ormanından daha fazla oksijen sağlar. Yaprak, baş ve posası besicilikte yem olarak değerlendirilir. Dekara 4 kg saf fosfat, 15 kg potas sağlar. Kendisinden sonra ekilen buğday ve arpa verimliliğini yüzde 20 arttırır. Yerel ekonomiyi güçlendirir, dışa bağımlılığı azaltır, kentlerden göçü önler.

Halk Sağlığı Tehdit Altında

Ülkenin özelleştirmeyle birlikte adım adım pancar üretiminden çekilmesi, şeker ihtiyacının büyük oranda mısırdan yapılan nişasta bazlı şekerlerden karşılaması, oranının bu sayede artacak olması kısaca nişasta bazlı şekerin yaygınlaşması ile halk sağlığı tehdit altında. Açık olan bir şey var ki nişasta bazlı şeker lobisi kazanırsa obezite, şeker hastalığı ve kanser gibi birçok hastalığa açık davetiye çıkarılacak.

Nişasta bazlı şeker; çay şekerinden yapay bal, gazlı ve meyveli içeceklerden, çikolata, kek, şekerleme, reçel, marmelat ve jöle gibi pek çok işlenmiş gıdada kullanılıyor. Baklava, künefe, unlu mamuller, ketçap, mayonez, hazır çorba ve bebek mamalarında da bulunuyor.

Sağlık Bakanlığı’nın hazırladığı ve henüz yayımlanmayan ancak kamuoyuna sızan “Nişasta Bazlı Şekerlerin Sağlık Etkileri” başlıklı raporu oldukça dikkat çekici.

Sağlık Bakanlığı’nın raporunda nişasta bazlı şekerlerin şişmanlamaya sebep olduğu ve kalp damar hastalıkları, şeker hastalığının ortaya çıkmasında rol oynadığı, doğrudan veya şişmanlık nedeniyle çeşitli kanserlere yol açtığı yönünde çeşitli görsel ve yazılı basında zaman zaman haberler yer aldığına dikkat çekilerek, “nişasta bazlı şekerlerin çikolatalar, gofret, şekerlemeler, bisküviler, hazır baklava, yaş pasta, kurabiyeler, meyve suları, gazlı içeceklerden ketçaplara kadar geniş bir yiyecek içecek yelpazesinde kullanılması nedeniyle yasaklanması ve/veya üretim kotasının düşürülmesi yönünde talepler bulunmaktadır” ifadelerine yer veriliyor.

Raporda: “Nişasta bazlı şeker üretim aşamalarında civa ve karbonil bileşikleri bulaşı olabildiği yönünde yayımlar bulunmaktadır.” deniliyor. Ayrıca gut nefriti riskini arttırdığı, çeşitli kimyasalların bulunduğu, çocuklarda obeziteye neden olduğu belirtiliyor. [viii]

Fabrikada Çalışan İşçilerin Durumu Ne Olacak ?

Özelleştirmenin ardından şeker fabrikalarında çalışan işçilere üç seçenek sunuluyor: Fabrikayı alan şirketle anlaşın, başka bir şeker fabrikasına geçin ya da başka kamu kurum ve kuruluşuna nakil olun deniyor. Elbette bu geçişlerin hepsinde işçilere sunulan başka bir gerçeklik de daha düşük ücret ve güvencesiz çalışma.

Ne Yapmalı?

Ülkenin şeker pancarı üretimini yok edecek, istihdamı olumsuz etkileyecek, halk sağlığını tehdit eden kamuya ait şeker fabrikalarının özelleştirilmesinden vazgeçilmelidir.

Ülkenin şeker politikası kendine yeterli ve dünya piyasalarında önemli bir üretici olma amacı taşımalıdır.

Türkiye`de nişasta bazlı şeker kotalarının arttırılması durdurulmalı ve AB kota seviyelerine uygun olarak yeniden düzenlenmelidir.

Şeker üretim maliyetlerini düşürmek için şeker pancarı tarımı desteklenmelidir.

Kamuya ait şeker fabrikalarının yeniden yapılandırılmaları ve güçlendirilmeleri konusunda gerekli yenileme ve modernizasyon çalışmaları yapılmalıdır.

 

 

[i] Mağfi Eğilmez, http://www.mahfiegilmez.com/2018/02/seker-dosyas.html

[ii] http://www.turkseker.gov.tr/sektor_raporu_2017.pdf say: 37

[iii] Gökhan Günaydın, https://www.karasaban.net/turk-tarimi-boyle-tasfiye-edildi-gokhan-gunaydin/

[iv] Abdullah Aysu, https://www.karasaban.net/ciftci-sen-turkiye-seker-fabrikalari-ozellestiriliyor/

[v] https://www.tarimdanhaber.com/haber/raporlar/2015-seker-pancari-raporu/

[vi] https://www.tarimdanhaber.com/haber/seker-ve-sekerli-mamuller/cargille-ekstradan-1-milyon-370-bin-ton-nbs-kotasi/

[vii] http://www.turkseker.gov.tr/sektor_raporu_2017.pdf

[viii] http://www.bloomberght.com/yorum/irfan-donat/2099739-nisasta-bazli-seker-nbs-raporu