Orta Vadeli Zam ve Yoksulluk Programı

Ülkede ve bölgede ciddi ekonomik sosyal ve siyasal krizlerin yükseldiği bir ortamda Hükümet yeni Orta Vadeli Program’ını açıkladı. Ardından vergi zamları da art arda geldi. Maliye Bakanı Naci Ağbal, vergi düzenlemelerinin savunma sanayii fonuna yeni kaynaklar oluşturmak üzere yapıldığını söyledi.

Orta Vadeli Program (OVP) işçileri görmezden gelen, büyüme hedeflerinde tutarsız, işsizliği önlemek için ve alt işverenliğe yönelik düzenlemelerin tamamlanmasına ilişkin söylemleriyle iddiasız ve inandırıcılıktan yoksun bir program olarak bizlere sunuldu.

Vergi zammının ise en önemli nedeni; kamu harcamalarının artması ve buna bağlı olarak bütçede gelirlerin giderleri karşılayamaması sonucu dolaylı vergilerle işçilere kamu harcamalarının yüklenmesidir.

Taşeron Şirket İşçilerinin İş Güvencesi Talebi Görmezden Geliniyor

Orta Vadeli Programda taşeron şirket işçilerinin iş güvencesi taleplerine ilişkin tek cümlelik bir yazı var. O da “Kamuda alt işverenlik kapsamında çalışanlara yönelik düzenleme tamamlanacaktır.” ifadesi.

Daha önce de tamamlandı, tamamlanacak diye işçileri oyalayan bu söylemle ortaya çıkacak düzenlemenin dağın fare doğurmasından öteye geçmeyeceğini biliyoruz. Son zamanlarda yapılan açıklamalar da gösteriyor ki; şirket işçilerinin güvenceli devlet kadrosu beklentisinin iktidar eliyle gerçekleşmesi söz konusu olmayacaktır. Nitekim ilan edilmeyen ama kapalı kapılar ardında konuşulan kamuda 657/4-C benzeri, ipleri iktidarın elinde yeni bir güvencesiz istihdam yöntemi söz konusudur. Ayrıca ihdas edilecek bu kadrolara da şu anda merkezi idarede çalışan şirket işçilerinin elenerek alınacağı dışarı sızan düşünceler arasındadır.

Çift Haneli İşsizlik Artarak Sürecek

İşsizlik oranının bu yıl yüzde 10.8, gelecek yıl yüzde 10.5,2019’da yüzde 9.9 ve 2020’de yüzde 9.6 olacağı öngörülüyor. İşsizliğe ilişkin öngörülen oranlar bir önceki programdan daha olumsuz iken artan ekonomik kriz dikkate alındığında OVP’de sunulan hedefler oldukça iyimser kalıyor. Uzun bir süredir işsizlikle ilgili hedeflerini tutturamayan hükümetin bu tahminlerinde de yanılacağı aşikardır.

Enflasyon Tahmini Gerçekçi Değil

OVP’de enflasyonun 2017 yılı sonunda yüzde 9.5 olacağı öngörülüyor. Hükümetin bir önceki dönem açıkladığı enflasyon hedefi de tutmamıştı. Bu ekonomik koşullarda enflasyon tahmininin tutmayacağını söylemek hiç zor değil. Enflasyonun yükselmesi durumunda ise açıklanan vergi paketi de yetmeyecek yeni bir zam dalgasının gelmesine yol açacak ve reel ücret kaybına neden olacaktır.

İşçilerin Ücretlerine Vergi Zammı

OVP’nin açıklanmasının ardından “ekonomik tedbir” adı altında bir çok kalemde vergi zammının yapılacağı açıklandı.

Açıklanan tedbirler kapsamında elde edilecek gelirlerden 8 milyar liralık bir kaynağın münhasıran Savunma Sanayii Destekleme Fonu’na ilave gelir olarak aktarılacağı belirtildi.

OVP kapsamındaki önlemler, çalışanlar ve dar gelirliler başta olmak üzere her kesim açısından bir “kemer sıkma” döneminin başladığını gösteriyor

Milli Gelirden En Az Payı Alanlar En Çok Vergiyi Ödüyor

İşçiler gelir vergisi ödeyen sınıflar arasında açık ara önde iken, milli gelirden de en az payı alan sınıftır. Ülkede en düşük gelire sahip olan işçiler en yüksek oranda vergilendirilmektedir. Biz işçiler olarak ücretlerimizdeki vergi yükünün azaltılmasını talep ederken, hükümet tam tersine gelir vergisi tarifesinde değişikliğe gidiyor. Değişiklikle gelir vergisi tarifesinin 3. dilimindeki gelirler için uygulanan yüzde 27 oranı yüzde 30’a çıkarılacak. Bu değişiklikler ücret gelirleri için 1 Ocak 2018’den itibaren itibaren geçerli olacak.

Yapılacak bu değişiklikle , önümüzdeki yıl ücretlerimizden daha fazla vergi kesintisi yapılacak, cebimizdeki para küçülecek, işçilerin milli gelirden aldığı pay daha da düşecek. OVP’de öngörülen ekonomik büyüme hedeflerinin tutması bir hayal iken işçileri orta vadede bekleyen yoksulluğun artması olacaktır.

2017 gelir vergisi matrah dilimleri göz önünde bulundurulduğunda aylık 2500 TL üzerinde bürüt ücret alanlar bundan direk etkilenecektir. Örneğin aylık 3333 TL bürüt ücret alan bir işçi 9. Aydan itibaren %27’lik vergi dilimine girerek eline 2225 TL ücret geçiyordu. Yeni vergi dilimiyle ise bu işçinin 2018’in 9. ayından itibaren  %30 'luk vergi dilimine girip kesintisi  %3 artarak eline 2132 TL geçecek. İşçinin buradaki kaybı aylık 93 TL yıl sonuna kadar ise toplamda 279 TL olacak. Dolayısıyla işçi ücretleri daha da azalacaktır. Yine toplu sözleşmelerde kamu emekçilerine ve işçilere verilecek ikinci altı ay zammı da böylece devlet tarafından geri alınmış olacaktır.

Vergilemenin en önemli ilkelerinden biri, Anayasa’nın 73. Maddesinde de yer bulan “ödeme güçlüğü ilkesi” dir. Anayasa'nın 73'ncü maddesinde "Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır" diye yazar. Ancak Anayasa'ya rağmen, gelir vergisi hesabı işçilerin mali gücüne göre yapılmıyor. Bu durum, düşük ücretle çalışanları, daha fazla gelir vergisi ödemek zorunda bırakıyor.

Gelir vergisinde yapılan bu düzenlemenin yanında bir çok vergi artırımı söz konusu oldu. Finans sektöründe kurumlar vergisi, kira gelirleri, yüzde 40 oranında artan motorlu taşıtlar vergisi, şans oyunları ve çekilişlerde elde edilen ikramiyeler üzerinden alınan vergiler, kolalı gazozlardan alınan ve meyveli gazozları ve enerji içeceklerini de kapsayan vergiler. Anlaşılan o ki hükümet nakit ihtiyacını üretim ekonomisi yerine işçilerin cebinden sağlayacak.