İnsanca ücret, özgür toplu pazarlık ve grev hakkı şart!

DİSK Yönetim Kurulu'nun Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü ile ilgili basın açıklaması 

Çerçeve Protokolü hükümet ile Türk-İş ve Hak-İş konfederasyonları arasında 11 Ağustos 2021’de imzalandı.

Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü sadece kamu işçilerini ve onların ailelerini değil genel olarak tüm işçileri ve ücret düzeyini etkileyen önemli bir pazarlık sürecidir. İşçi sınıfı açısından yaşamsal öneme sahip bu pazarlık süreci ve protokol ile ilgili görüşlerimizi kamuoyu ile paylaşmak isteriz.

  • DİSK üyesi sendikaların merkezi kamu kurum ve kuruluşlarında üyeleri ve örgütlenme çalışmaları olmasına rağmen anti-demokratik yetki mekanizması, işkolu barajları ve örgütlenmeye dönük çeşitli müdahaleler ve baskılar nedeniyle maalesef DİSK kamu toplu iş sözleşmesi sürecinde şu anda masada değildir. Önümüzdeki dönemde hedefimiz yetkili sendikalarımızla toplu pazarlık masasında olmaktır.
  • Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü imzalamak işçi konfederasyonlarına tanınan bir yetkidir ve üyesi sendikalar için bağlayıcıdır. Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü pazarlığı grev hakkını içermeyen bir süreçtir. Bu düzenleme işkolu sendikalarının grev hakkını fiilen ortadan kaldıran ve bizce anayasanın sendikalaşma ve toplu pazarlık hakkını güvence altına alan hükümleri ile de uyumsuzdur. DİSK her türlü toplu pazarlık sürecinin grev hakkıyla birlikte mümkün olduğu görüşündedir.
  • İmzalanan protokol ile elde edilen ücret zamlarını değerlendirirken akıldan çıkarılmaması gereken hususlar şunlar olmalıdır: Gelinen ücret düzeyi işçiler ve aileleri için insanca yaşamaya yeterli midir? Büyük ölçüde resmi enflasyona paralel sağlanan ücret artışları kamu işçilerinin refahını artırmaya yetecek midir? Ülke ekonomisinde sağlanan büyümeden emekçiler pay alabilmişler midir?
  • Uzun yıllar AKP hükümeti tarafından taşeron şirketlere mahkûm edilen işçilerin merkezi idarede kadroya alınanlarının ücret düzeyleri diğer kamu işçilerine göre oldukça düşüktür. Aynı işi yapan kamu işçileri arasında büyük ücret farkları söz konusudur. Protokol ile merkezi idarede kadroya alınan eski taşeron işçilerin ücretlerinde bir iyileştirme yapılmış olsa da hükümet tarafından izlenen yanlış politikalar sonucunda kamu işçileri arasında ciddi eşitsizlik ve fark devam etmektedir
  • AKP hükümetleri “çalışanı enflasyona ezdirmiyoruz” iddiasındadır. Bu yaklaşım doğru değildir. Öncelikle ücretlere ne kadar zam yapıldığı kadar ücretlerin düzeyi önemlidir. Zaten düşük olan ücretlere enflasyon ve hatta üzerinde de zam yapsanız bu ücretler yeterli olmaz. Açlık sınırının bile altındaki asgari ücret civarında ücretlerle çalışan kamu işçisine iyileştirme yapılmasına rağmen ulaşılan ücret düzeyi insanca yaşamaya yetmekten oldukça uzaktır. Öte yandan asgari ücret civarında çalışan kamu işçileri dışındakilere sadece resmi enflasyonla sınırlı bir zam yapılmıştır.
  • Öte yandan enflasyon artışına bağlanan ücret zamlarının çalışanları korumadığı bilinmektedir. Öncelikle enflasyon verilerinin tartışmalı olması ve enflasyon verilerine çeşitli müdahaleler nedeniyle enflasyona dayalı ücret zammı emekçilerin alım gücünü korumaktan uzaktır.
  • Ücretler belirlenirken enflasyon kadar büyüme ve verimliliği de esas almak gereklidir. Sadece enflasyonu esas alan ama ülkenin kalkınmasından, büyümesinden pay almayan bir ücret zammı yaklaşımı eksiktir. Milli gelir ve verimlilik artışından çalışanların pay almasına ve böylece refahının yükselmesine odaklanmayan ücret zamları işçileri koruyucu olmayacaktır. Nitekim son 20 yılda lişi başına milli gelir artışı ile karşılaştırıldığında işçi emeklisi yüzde 22, kamu emekçisi yüzde 28, kamu emekçisi emeklisi yüzde 41 ve kamu işçisi yüzde 42 daha düşük gelir elde etti.

Tüm bu nedenlerle Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolünün özgür bir toplu pazarlık sürecinin sonucu olduğunu ve kamu işçileri için insanca yaşayacak bir ücret düzeyi sağladığını söylemek mümkün değildir.

DİSK Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolüne ilişkin bu gerçekleri vurgularken işçi konfederasyonları ve emek örgütleri arasındaki ortak mücadele ve tutumu son derece kıymetli görmekte ve bunun daha da geliştirilmesi gerektiğine inanmaktadır. DİSK şimdiden, önümüzdeki en yakın ücret pazarlığı süreci olan 2022 asgari ücret görüşmelerinde üç işçi konfederasyonunun ortak hareket ve mücadele etmesi çağrısı yapmaktadır.