Sermayeye Değil, Tüm Çalışanlara Koruma Sağlanmalıdır!

22/07/2020

DİSK Yönetim Kurulu “İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Taslağı”yla ilgili bir basın açıklaması yaptı.

Açıklamanın tam metni şöyle:

İŞÇİ SAĞLIĞI, İŞ GÜVENLİĞİ ALANI İKTİDARIN VE SERMAYENİN KEYFİNE BIRAKILAMAZ

SERMAYEYE DEĞİL TÜM ÇALIŞANLARA KORUMA SAĞLANMALIDIR!

14 Temmuz 2020 tarihli “İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Taslağı”nda az tehlikeli sınıfta yer alan kamu ve 50’den az çalışanın olduğu işyerlerinde 1 Temmuz 2020’de başlamış olan işçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetlerinin 31 Aralık 2023 yılına kadar geri bıraktırılması hedeflenmektedir. Bu kanun taslağı 16 Temmuz 2020 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilmiş durumdadır.

Elbette şaşırmadık. Yasa’da işletmelerin üretimini ve karlılığını engellemeyecek temel değişiklikler daha önce yapılmıştı. Bu çerçevede, Yasa çıktığından bu yana az tehlikeli sınıfta yer alan kamu ve 50’den az çalışanı bulunan işletmelerin daha önce iki kez bu hizmetleri alması ötelenmişti.

Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıflarda yer alan işletmelerde bile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nın gerektirdiği uygulamaların hayata geçirilmediği, denetimin ve yaptırımın neredeyse hiç kalmadığı düşünüldüğünde, kamuda ve az tehlikeli sınıfta yer alan 50’den az çalışanı olan işyerlerinde kapsamın ötelenmesi şaşırtıcı bir durum değildir.

Bu erteleme ile birlikte, 1 milyon 700 binin üzerinde işletmede 4 milyondan fazla çalışan ile kamuda 3 milyonun üzerinde kamu çalışanının bu hizmetlerden faydalanabilmesi 31 Aralık 2023 yılına ötelenmektedir.

Taslakta “Covid-19 salgını nedeniyle eğitimlerin aksaması ve ilgili sınavların gerçekleştirilememesinden kaynaklı olarak oluşacak uzman ve hekim açıklarını önlemek…” adına görevlendirmelerin ötelenmesi yoluna gidilmektedir. Gerekçenin komikliğini burada yeniden tekrarlamakta fayda vardır.

Yasa çıktığından bugüne kadar 120 bine yakın iş güvenliği uzmanı (A,B,C sınıfı), 35 bine yakın işyeri hekimi ve 15 bine yakın diğer sağlık personeli mevcudiyeti vardır. İş güvenliği uzmanlarının, özellikle de C sınıfı olanların, yaklaşık 40-50 bininin istihdam edilmeleri ve hizmet vermeleri sürekli geri bırakılmaktadır. Uzmanların aldıkları eğitim, harcadıkları para ve zamanları heba edilmiş durumdadır ve büyük hayal kırıklığı yaşamaktadırlar.

Küçük ve mikro sayılabilecek işletmeler için maddi zorluklar gerekçe gösterilebilir, bu bir dereceye kadar makul da sayılabilir, bunun çözümüne dair kamusal yaklaşımlar da çok rahat bulunabilir. Peki kamunun kendisi bu hizmetlerin alımında ya da görevlendirilmesinde neden ayak sürümektedir. Doğrudan kamu olmanın gerekliliği olarak örnek olması ve yol göstermesi gerekirken kendisi sürekli bu görevlendirme ve hizmet işinden kaçmaktadır. Kamunun kendisinin önemsemediği, ciddiye almadığı bir İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nı özel sektör neden ciddiye alsın? Ya da “ben ciddiye almıyorum siz de almayın” mı denmek isteniyor?

Fakat hep söylediğimiz gibi, gerçek şu ki bu Yasa çökmüş bir sistem üzerine çıkarılmıştır. Kamusal bir anlayışla, bütünsel bir sistemle bütün çalışanları kapsayacak yerde, tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri açısından işçi sağlığı ve iş güvenliği uygulamalarını bu alana hapsetmiş ve aynı zamanda birikime ve rekabete açmasıyla malul durumdadır. Bizzat alanın kendisi birikim rejiminin önünde engel teşkil etmeyecek biçimde düzenlenerek, adı olan fakat uygulaması ve yaptırımı olmayan, kadük bir Yasa olmuştur. Bunu Soma’da, Torunlar’da, Ermenek’te ve son olarak da Sakarya’daki havai fişek fabrikasında gördük. Sorun çıkaran düzenlemeler sonradan değiştirilerek “sorunsuz” hale getirilmiştir. İşveren örgütleri de övünerek bu değişiklikleri iktidarla birlikte yaptıklarını açık şekilde beyan etmişlerdir.

DİSK olarak, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nda, işçinin/çalışanın hayatını hiçe sayan; onları, üretirken ölümle, cinayetle baş başa bırakan bütün bu sermaye yanlısı ve cesaret veren yaklaşımlar ile düzenlemeleri asla kabul etmiyoruz. Siyasal iktidara çok net çağrı yapıyoruz: Kamuda çalışanlar acilen bu kapsam içine alınmalı, ötelemeden vazgeçilmeli ve bütün çalışanları kapsayacak hale getirilmelidir.

Çalışanlar aleyhine hayata geçirilen bütün bu düzenlemelerin ortadan kaldırılması ve yeni bir kamusal işçi sağlığı ve iş güvenliği sisteminin inşası için mücadeleye çağrı yapıyoruz. DİSK olarak her katliamın, her cinayetin takipçisi olduk, olmaya devam ediyoruz ve edeceğiz.