2020 Yılında 2,5 Milyon Yeni İşsiz

05/02/2020

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Dünyada İstihdam ve Sosyal Görünüm: Eğilimler 2020 raporunu yayımladı. Raporda 2020 yılında yaklaşık 2,5 milyon kişinin daha işsiz kalacağı tahmin ediliyor.

ILO’nun her yıl yayımladığı bu rapor, işsizlik, işgücü eksik kullanımı, çalışan yoksulluğu, gelir eşitsizliği, emeğin gelir payı ve insanları insana yakışır işlerden dışlayan faktörler gibi ekonomik ve sosyal verilere bakarak genel eğilimleri tespit ediyor.

Bu yıl raporda çalışma yaşamındaki eşitsizliklerin ve güvenceli işlerin yetersizliğinin insanların daha iyi bir yaşama kavuşmalarını zorlaştırdığı ön plana çıkarılıyor. ILO’ya göre mevcut çalışma koşulları ve mevcut işler yaşamı iyileştirmeye olanak vermiyor. Rapora göre bu koşullar yarım milyar insanı olumsuz etkiliyor. 165 milyon kişi yeterli ücretli işe erişemezken 120 milyon kişi ise ya iş aramaktan vazgeçmiş durumda ya da iş gücü piyasasına erişimden yoksun.

Son dokuz yılda küresel işsizlik oranı değişmese de ILO, ekonomilerin işgücündeki artışı karşılayabilecek istihdamı yaratamadığını bu nedenle 2,5 milyon kadar kişinin işsizlerin arasına katılacağı öngörülmektedir. İşsizlik bir tehdit olmaya devam ederken ücretli bir işe sahip olmak da sorunu çözmüyor çünkü çalışanların koşulları giderek kötüleşiyor. Rapora göre 2019 yılında dünya çapındaki toplam 3,3 milyar çalışanın pek çoğunun geliri yetersiz düzeydeydi. Çalışan yoksulluğu ise, “bugün için 630 milyonu aşkın çalışanı, diğer bir deyişle, dünyada çalışan nüfusun beşte birini etkiliyor”. Yani tüm dünyada, çalışanların yaklaşık beşte biri yoksul.

Mevcut işlerin yetersizliği ve mevcut işlerin koşullarındaki yetersizlik, rapora göre, işçileri kayıt dışı işlere mecbur bırakabiliyor. Kayıt dışı işler sosyal güvence ve diğer haklardan yoksunluk anlamına geliyor ve dünya çapında yaklaşık 2 milyar işçi bu şekilde çalışıyor, bu da dünyadaki tüm işçilerin yüzde 61’inin kayıt dışı çalıştığı anlamına geliyor.   

Çalışma yaşamındaki eşitsizlikler küresel düzeyde çözülemeyen bir diğer sorun olmaya devam ediyor ve gençler ve kadınlar bu durumdan daha fazla etkileniyor. Dünya çapında 15-24 yaş arasında olup ne eğitimde ne istihdamda yer alan genç sayısı 267 milyonu bulmuş durumda. Çalışan gençlerin çoğu ise güvencesiz istihdam koşullarında yer alıyor. Kadınların iş gücüne katılımı erkeklere kıyasla daha düşük olmaya devam ediyor. 2019 yılında kadınların işgücüne katılımı yüzde 47 iken erkeklerin işgücüne katılımı yüzde 74 düzeyinde oldu. Toplumsal cinsiyete dayalı eşitsizlikler yalnızca işgücüne katılımla da kalmıyor. Bölgesel olarak değişiklikler göstermekle birlikte işlerin niteliği de toplumsal cinsiyet algısından etkileniyor.

Görülmektedir ki mevcut sosyal ve ekonomik düzen ve bu düzenin politikaları sorunları çözmek bir yana bu sorunları derinleştirmektedir. Bir yanda işsizlik artarken diğer yanda çalışma koşulları kötüleşmekte ve işe bağlı sorunlar artmaktadır. Küresel olarak işlerin niteliği, ücretler kötüleşmekte; eşitsizlikler artmakta; çalışan yoksulluğu derinleşmekte; emeğin gelirden aldığı pay küçülmektedir. Dolayısıyla bugün işçi sendikaları olarak küresel düzeyde tüm işçilerin birlikte ve dayanışma içinde çözüm arayışına yönelmesini sağlamak acil önem taşımaktadır. 

Raporun tamamını görüntülemek için tıklayın.