EPSU'dan Genç İşçiler Raporu

Sendikal hareketin varlığını sürdürebilmesi daha geniş bir alanda işçilerle daha çok ortaklaşabilmesi ve sınıf mücadelesini büyüterek sorunların üstesinden gelmeyi sağlayabilmesi için; yenilenmesi, dönüşmesi ve bu doğrultuda stratejiler geliştirmesi hem işçilerin hem de sendikaların geleceği açısından son derece önemlidir.

Avrupa’daki Sendikalarda Genç İşçilerin Üyelik Oranı Düşüyor

Sendikalar, emekçilerin gündeminde kalmak ve daha etkili olmak için temsil etmeye çalıştıkları işgücünün bileşimini üyelik durumuna yansıtmalıdır. Ancak, örneğin çoğu durumda, Avrupa’daki sendikalarda genç işçilerin üyelik oranı düştüğünden bu sendikaların yaş profili artıyor. Bu kaygılar ve çözüm yolları geliştirmek amacıyla, Avrupa Kamu Hizmeti Sendikaları Federasyonu (EPSU), genç işçilerin sendikalara üyeliklerini ve sendikalara katılımlarını artırmanın farklı yollarını anlamak için bir araştırma yaparak raporlaştırdı:

Kamu Hizmetlerindeki Genç İşçilerin Sayısında Düşüş Yaşanıyor

Kamu hizmetlerinde giderek daha az genç işçi olduğu gibi, özellikle gençler arasında sendika üyeliğinde de yaygın bir düşüş yaşanıyor. Kamu hizmetlerinde toplam istihdam 36,5 milyondan 41,5 milyona yükselirken, genç işçi sayısında önemli bir artış olmadı – hatta aksine sayı azaldı.

Sendika Üyeleri Yaşlanıyor

Rapora göre; 2004 ve 2014 yılları arasında sadece 3 Avrupa ülkesinde (Avusturya, İtalya ve Macaristan) sendika üyelerinin yaşlarında düşüş görüldü. Bir başka ifadeyle, çalışmanın yürütüldüğü coğrafyanın çoğunluğunda sendika üyeleri yaşlanıyor.

Genç İşçiler Neden Sendikalara Üye Olmuyor

Raporda, klişeleşmiş bazı yargıların yanlışlığı da yeniden vurgulanıyor. Örneğin, benmerkezci ve bireyci oldukları iddia edilen gençlerin tavırları üzerinden argümanlar sunulmasına karşı çıkılıyor. Bunun yerine, genç işçilerin (yaş veya uzun süreli işsizlik nedeniyle) düşük ücretli ve daha az iş deneyimine sahip olmaları, tam zamanlı ve eğitimleri sırasında veya sonrasında kısmi zamanlı, part-time vb. şekillerde çalışması gibi etmenler göz önünde bulunduruluyor. Böylece gençlerin tam zamanlı ve daha deneyimli çalışanlar ile karşılaştırıldığında tutum farklılıkları olduğu ortaya konuyor.

Gençler Duyarsız Değil

Raporda, genç nesillerin kemer sıkma karşıtı, demokrasi yanlısı ve ekoloji hareketlerine dahil olması, siyasi katılım göstermelerinin bir kanıtı olarak vurgulanıyor.

Genç İşçilerin Sendikal Örgütlenmesi Mümkün ve Gerekli

Raporda, genç işçiler arasında sendika yanlısı bir bilinç oluşturmanın hem mümkün hem de gerekli olduğu, ancak bunun en iyi onların işgücü piyasasına ilk girdiklerinde akran grupları içinde geliştirildiği belirtiliyor. Çoğu kişide, sendika yanlısı bilinç edinme tam zamanlı eğitimleri sırasında olacaktır ki bu durum da kamu hizmetleri işlerine giren ve muhtemelen yükseköğrenim görmüş olan kişiler için özellikle önemlidir. Ancak sendikalaşma ile “sendikaların etkinliğini gösterme” arasında karşılıklı bağımlı bir ilişki bulunur. Sendikal örgütlenmenin zayıf olduğu sektörlerde çalışanlar, sendika üyeliğinin potansiyel faydalarını görmekte zorluk çekebilir ve aynı zamanda, genç işçiler sendika üyesi (ve aktivist) olmadıkça bu alanlarda örgütlenme zayıf kalacaktır.

Salgın Koşullarında Gençler Daha Fazla İşsiz Kaldı

Raporda üzerinde durulan ve araştırılan bir diğer konu da salgın koşullarının Avrupa’da genç istihdamı üzerindeki etkilerini göstermektir. Bu bölüm çarpıcı bir tespitle başlıyor:

“COVID-19 krizi gençlerin istihdamını bu defa da yaşı daha ileride olanlara nazaran daha fazla etkiledi”. Kasım 2020’de yayınlanan Avrupa İş Gücü Anketi verilerine göre, 15-24 yaşındakiler arasındaki istihdam seviyesi %33,3’ten %31,2’ye düştü (bu grubun çoğu tam zamanlı eğitim alma sürecindedir). Bu iki yüzde puanlık düşüş, 25-54 (%1.2) ve 55-64 (%0.4) yaşlarındakiler için çok daha küçük düşüşlerle kıyaslanıyor. Kasım 2020’de genç işsizliği, Almanya’da %6,1’den İspanya’da %40,1’e kadar çok büyük farklılıklar gösterirken, AB ortalaması %17,7’dir (Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verileri).

“Salgının genç işçiler üzerindeki orantısız etkisinin çoğu, imalat ve kamu hizmetlerinden ziyade ağır darbe alan perakende, konaklama ve eğlence sektörlerinde bulunma olasılıklarının daha yüksek olması olgusuna atfediliyor. Pek çok (belki de çoğu) öğrenci öğrenimleri sırasında çalışmakta ve muhtemelen de bu hassas sektörlerde çalışmaktadır. Her ne kadar çoğu ülkede hem çalışma hem okuma eğilimi artıyor olsa da, bu tüm ülkeler için geçerli değildir.

Raporun sonuç bölümünü ise şöyle özetleyebiliriz:

Hedef gruptaki genç işçilere istediklerini söyleyecekleri ve sendikalar hakkındaki bilgi düzeyleri de dikkate alınarak uygun şekilde yaklaşılması gerekir. Genç işçilerin ne gibi endişeleri olduğu ve sendikaların bu endişelere ne ölçüde yanıt verebildiği son derece önemlidir. Genç işçilerin taleplerini ve görüşlerini anlamaya çalışırken önceden belirlenmiş, kapalı sorulara dayalı anketlerin, daha açık ve daha az yapılandırılmış süreçlere göre yararlı cevaplar sağlama olasılığı daha düşüktür. Bunları analiz etmek daha zordur, ancak yine de deneyimlerin ve bakış açılarının çeşitliliğini anlamak için yaşamsal önemdedirler.

Genç işçileri sendikalara çekmek için gösterilen çabaların arttırılması, sadece bu sendikaların canlanmasına ve büyümesine yardımcı olmakla kalmayacak, aynı zamanda hepimizin güvendiği kamu hizmetlerinin savunulmasına da yardımcı olacaktır. Bunun için aktif olmak, inisiyatif almak ve gençlerin bulundukları ortamlarda, kullandıkları platformlar ve ilgilendikleri konularda onlara ulaşmak son derece önemlidir.

Raporun tamamına ulaşmak için tıklayınız