ILO: Krizle Mücadelede Uluslararası ve Etkili Bir Politikaya İhtiyaç Var

23/03/2020

ILO 18 Mart’ta Covid-19’un çalışma yaşamına olası etkilerini ele alan ve bu etkilerle baş edilmesi ve kısa sürede aşılabilmesi için çeşitli politika seçenekleri öneren bir rapor yayımladı.

ILO, salgının küresel işsizliği en az 5.3 milyon kişi en fazla ise 24.7 milyon kişi artıracağını tahmin etmektedir. Bu tahmin, 2019 yılında 188 milyon olan işsiz sayısına göre yapılmıştır. 2008-9 küresel ekonomik krizde 22 milyon kişinin işsiz kaldığı hatırlatılmaktadır.

ILO, istihdamdaki düşüşün işçilerin gelirini de olumsuz etkileyeceğini; bunun tüketimi düşüreceğini ve böylece işletmelerin ve ekonominin de etkileneceğini belirtmektedir.

Aynı zamanda çalışan yoksulluğunun artması öngörülmektedir. ILO, bundan etkilenecek çalışanların sayısının 8.8 milyon ile 35 milyon aralığında olmasını beklemektedir.

Bu öngörüler doğrultusunda ILO, salgına karşı uluslararası düzeyde etkili bir politika oluşturulduğu takdirde küresel işsizliğin kontrol altına alınabileceğini belirtmektedir. ILO salgınla mücadelenin üç ayağını ise şöyle tespit etmiştir: çalışanların işyerlerinde korunması, ekonomi ve istihdamın canlandırılması ve işlerin ve gelirlerin desteklenmesi. Bu üç önlemin, sosyal korumanın artırılması, istihdamın korunması ve işletmeler için vergi yükünün azaltılması ile desteklenmesi önerilmektedir.

ILO, belirli grupların bu süreçten daha fazla etkileneceği ve bunun da eşitsizliği derinleştireceği yönünde uyarmaktadır. Özellikle güvencesiz ve düşük ücretli işlerde çalışanların, başta da gençler ve yaşlıların daha fazla etkileneceği söylenmektedir. Kadınlar ve göçmenler de hem istihdam içindeki halihazırdaki güvencesiz konumları hem de güvensiz işlerde ve sektörlerde yoğunlukla yer almaları nedeniyle daha ağır sonuçlarla karşı karşıya kalacaklar arasında değerlendirilmektedir.

ILO Genel Direktörü Guy Ryder, bu salgının artık sadece küresel bir sağlık krizi değil, aynı zamanda çok büyük bir iş piyasası ve ekonomi krizi olduğunu ifade etmektedir. Ryder, bu süreçte işçi, işveren ve temsilcileriyle sosyal diyaloğun önemine ve uluslararası çalışma standartlarının bu tür krizlerle baş etme konusunda güvenilir politika örnekleri oluşturduğuna dikkat çekmektedir.

Kaynak: www.ilo.org Raporun tamamına ulaşmak için tıklayın.