ILO 100 Yaşında!

30/04/2019

I.Dünya Savaşı’nın ardından sosyal adaleti sağlamak, çalışma yaşamına ilişkin asgari standartlar oluşturmak, bunları ilerletmek ve çalışma yaşamında barışı tesis etmek amacıyla işçi, işveren ve devlet taraflarından üçlü bir yapı olarak 1919’da kurulan ve temel taşında “Barış istiyorsanız adalet ekin” yazılı olan Uluslararası Çalışma Örgütü ILO, kuruluşunun yüzüncü yılını kutluyor.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmeler ve Tavsiye Kararlarının Uygulanması Uzmanlar Komitesi, uluslararası çalışma standartlarının uygulanması hakkındaki 2019 yılı raporunda Türkiye’nin imza attığı Sendika Özgürlüğü ve Sendikalaşma Hakkının Korunması Sözleşmesi ile Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi’ne aykırı uygulamalara yer verdi.

Devlet Denetleme Kurulu’na verilen kontrol yetkisiyle ilgili savunma istendi

Komite’nin raporunda yaygın grev yasaklarının, sendikal örgütlenme nedeniyle yaşanan işçi kıyımlarının kaygı verici olduğu belirtildi. 2018’de yapılan düzenlemeyle Devlet Denetleme Kurulu’na (DDK), sendikaları, meslek kuruluşlarını, vakıfları, dernekleri istediği zaman inceleme ve denetleme yetkisinin verilmesinin uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu hatırlatıldı. Bu düzenlemeyle DDK’ya sendika yöneticilerini görevden alma veya değiştirme yetkisi verildiğine dikkat çekilerek, sendikaların iç işleyişi üzerinde genişletilmiş kontrol yetkileri sağlayan herhangi bir kanunun, Sendika Özgürlüğü ve Sendikalaşma Hakkının Korunması Sözleşmesi’ne aykırı olduğu hatırlatıldı; bu konuda Türkiye’den savunma istendi.

Sendika ve grev hakkı sadece istisnai kurumlar ve konularda sınırlanabilir

Sendikalı işçi sayısının 1 milyon 859 bin, sendikalaşma oranının yüzde 13 olduğu, fakat sadece yüzde 7 oranındaki işçinin toplu sözleşmeden yararlanabildiği Türkiye’deki sendika düşmanlığını çeşitli örneklerle rapora taşıyan ILO Komitesi, sendikal örgütlenme ve grev sınırlamasının hangi durumlarda ve işkollarında söz konusu olabileceğinin sınırlarını hatırlattı.

Sendikaya üyelik konusunda yalnızca silahlı kuvvetler çalışanları ile polise özel istisnaların olabileceği belirtilen raporda, cezaevi infaz koruma memurlarına sendika hakkı verilmesi istendi. Mevzuatın, tüm kamu görevlilerine istedikleri sendikaya katılma hakkı verilmesini sağlayacak şekilde değiştirilmesi talep edildi. Grev hakkının, yalnızca devlet adına yetki kullanan kamu görevlilerine yönelik olarak, temel hizmetlerde belirli bir süre için kısıtlanabileceği hatırlatıldı.

OHAL Komisyonu’na dair talepler ve Türkiye’nin verdiği yanlış bilgiler

ILO Sözleşmeler ve Tavsiye Kararlarının Uygulanması Uzmanlar Komitesi, OHAL Komisyonu’nun, inceleme sürecini vakit geçirmeden tamamlamasını talep etmişti. Rapora göre hükümetin yanıtı şu şekildeydi: OHAL Komisyonu’nun ilgili kamu kurumlarından ihraç edilen kişilerin terör örgütü üyeliği, iltisakı ya da bunlarla irtibatı olduğunu gösteren dokümanları ve bilgileri sunmasını talep ettiğini, eğer ilgili kamu kurumları bu tür bir doküman veya bilgi sunamazlarsa veya başvuran kişi hakkında herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma söz konusu değilse bu kişilerin görevlerine döndürüldüğü bilgisini verdi. Ancak bu bilgi, Türkiye’deki uygulamayla çelişiyor. Haklarında hiçbir soruşturma ve kovuşturma olmayan veya takipsizlik kararı alan kişiler görevlerine iade edilmiyor.

‘OHAL kapsamında sendika üye ve yöneticilerinin işten atılması endişe verici’

OHAL kapsamında sendika üye ve yöneticilerinin işten çıkarılmalarına ilişkin çok sayıda örneğe yer veren Komite, derin endişelerini dile getirdi. Sendikal ayrımcılığa ve hükümete yakın sendikaların korunduğuna ilişkin iddiaların yer aldığı raporda, bu tür uygulamaların son bulması gerektiği belirtildi.

Memur Sen’in ayrıcalıklı konumuna vurgu ve hatırlatma

Türkiye’de yaklaşık 3,5 milyon memurun toplu sözleşmesi için Kamu İşveren Heyeti (hükümet temsilcileri) ile Kamu Görevlileri Sendikaları Heyeti (sendika temsilcileri) masaya oturuyor. Sendikaları temsil eden heyetin başkanlığını hükümete yakınlığı ile bilinen Memur Sen başkanı yapıyor.

Heyetteki temsilci ağırlığı da Memur Sen ve bağlı sendikalarda bulunmaktadır. Dolayısıyla muhalif sendikaların toplu sözleşmenin geneline ilişkin teklif verme hakkı bile yok. Bu durum ILO raporunda yer alan diğer önemli bir tespit oldu. Raporda, her iş kolundaki en yüksek temsil düzeyine sahip sendikaların toplu sözleşmeler için teklif sunabilmesinin sağlanması istendi.

‘Kamu Görevlileri Hakem Kurulu bağımsız ve tarafsız şekilde yeniden yapılandırılmalı’

Raporda, memurların toplu sözleşme sürecinin anlaşmazlıkla sonuçlanması durumunda Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na başvuru hakkının Çalışma Bakanı ile Memur Sen başkanında olduğu hatırlatıldı. Söz konusu Kurulun yapısının tarafsız ve bağımsız olmadığına dikkat çekildi. ILO Sözleşmeler ve Tavsiye Kararlarının Uygulanması Uzmanlar Komitesi, Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun bağımsız ve tarafsız bir şekilde yeniden yapılandırılmasını talep etti.