15-16 Haziran 1970 Büyük İşçi Direnişi’ne Bugünden Bakmak

14/06/2022

Direnişe Giden Süreçte Neler Olmuştu?

Bundan 52 yıl önce, 15-16 Haziran 1970’de sınıf ve kitle sendikacılığını bastırmak isteyen dönemin hükümeti, sermayenin isteği doğrultusunda DİSK’i fiilen ortadan kaldırmaya dönük bir girişimde bulundu. Hükümet, Sendikalar Kanunu’nda değişiklik yaparak 1970'te, çalışma yaşamını ve temel sendikalar mevzuatını düzenleyen 274 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Yasası ile 275 sayılı Sendikalar Yasası'nda değişiklik yapan bir tasarıyı, Adalet Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin işbirliğiyle önce Millet Meclisi’nden ardından Senato'dan geçirdi. Yapılan değişiklik, işçilerin sendika seçme özgürlüğünü önemli ölçüde kısıtlamakta, sendika değiştirmeyi güçleştirmekteydi.

Yasa taslağı 11 Haziran 1970'te Meclis’te görüşülmeye başlandı. Türk-İş yanlısı CHP milletvekillerinin de desteklediği tasarı sert tartışmalara neden olsa da 12 Haziran 1970’de kabul edildi. Kanunlaşan tasarı esas olarak Türk-İş'ten DİSK'e işçi akışını önlemeyi amaçlamaktaydı. DİSK ve bağlı sendikalar yeni yasaya tepki gösterdiler. Türkiye İşçi Partisi ise söz konusu yasa değişikliklerini Anayasa Mahkemesi'ne götüreceğini açıklamış ve iptal davası açmıştı. Bu sırada 15-16 Haziran’da yaşanan büyük direnişin ardından CHP de tutumunu değiştirmiş ve tasarıyı eleştirmiş ancak buna rağmen 29 Mayıs 1970’te tasarı kabul edilmiştir.

“Sendika bolluğunu ortadan kaldırmak” gibi öngörüsüz, akıl dışı, ilkel bir düşüncenin ürünü olan bu kanunun iptali için bütün iletişim kanallarını kullanan, diyalog ve müzakereyle yapılan yanlıştan dönülmesi doğrultusunda çaba sarf eden DİSK’li sendikacıların sonuç alamaması üzerine 15-16 Haziran 1970’de, Türkiye'deki geniş çaplı ilk büyük işçi sınıfı eylemi gerçekleşti. İki gün süren eylemlerin sonucunda beş kişi hayatı kaybetti, 200 kişi yaralandı ve yüzlerce kişi gözaltına alındı. 17 Haziran günü pek çok işyerinde direnişler, üretim yapmadan makinelerin başında oturma ya da üretimi düşürme ve yavaşlatma biçiminde devam etti.16 Haziran akşamı sıkıyönetimin ilan edilmesini takiben başta DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler olmak üzere, DİSK ve üye sendikaların yöneticileri ve eylemlere öncülük yaptığı düşünülen işçiler gözaltına alınıp tutuklandı. Tutuklananlar, haklarında halkı isyana teşvik etmek, mala zarar vermek, toplantı ve gösteri yasasını ihlal etmek gibi suçlamalarla yargılandılar. Toplam 260 kişi hakkında 69 ayrı dava açıldı.

Direniş, Hak Gasbını Önledi

Sonuçta, Anayasa Mahkemesi, “sendikalarla federasyon ve konfederasyonlarını kuruluşlarını daha başlangıçta olağanüstü zorlaştıran ve onların geniş ölçüde çalışmaları sonucunda kendilerini beğendirerek üye sayılarını arttırmalarını engelleyici nitelikte olan” düzenlemeyi Anayasa’ya uygun görmedi. Bu nedenle de 274 sayılı Yasa’nın 1317 sayılı Yasa ile değiştirilen 9’uncu maddesinin 2 sayılı bendini ve a, b, c fıkralarını Anayasa’ya aykırı buldu ve iptal etti.

15-16 Haziran 1970’de büyük bir direnişle haklarına, geleceklerine ve demokratik talep ve tercihlerine ipotek konmak istenen işçilerin mücadelesi, farklı bir boyut ve yeni koşullarda bugün de sürüyor. Evrilerek başka bir gerçekliğe bürünse de yaslandığı yine o onurlu geçmiştir.

Bugün de sendikal örgütlenme önüne engeller konuyor; sendikalaşma, grev, toplu sözleşme gibi temel haklarını kullanmak isteyen işçilere yönelik baskılar artmaya devam ediyor. İşsizlik, yoksulluk, güvencesizlik tırmanırken, insan onuruna yaraşır bir iş ve insanca yaşam koşullarını sağlayabilecek bir ücret için mücadele etmek daha önemli bir hale geliyor. Evrensel değerler olan demokrasi, eşitlik, özgürlük mücadelesini sürdürmek, belediye şirket işçilerinin kadro ve ilave tediye hakkını elde etmek gibi taleplerimizde ısrarcı olmak; işçilerin dayanışma eksenindeki birlik ve kararlılığıyla mümkündür. Geçmişten bugüne “zararlı” görülen ve önüne sürekli barajlar çekilen sendikaların özgürce örgütlenebilmesi, işçilerin, emekçilerin çabası ve direnci ile mümkündür ve işçilerin birliği vahşi kapitalizm koşullarından kurtuluşun da bileti olacaktır.