Ciğerlerimizi KAZmayın!

1/08/2019

Çanakkale ilinde uzun süredir yürütülmeye çalışılan altın madenciliği faaliyetleri doğaya, insana, hayvana verdiği ve vereceği zararlardan ötürü büyük endişe ile takip ediyoruz. Çanakkale’nin tek ve alternatifsiz içme ve kullanma suyunun karşılandığı Atikhisar Barajının su havzası üzerinde bulunan, merkeze bağlı Kirazlı köyü, Balaban mevkiinde yapılan maden çalışması hem kentin hem de ülke gündeminin ilk sıralarında. Sivil toplum örgütlerinden sanatçılara, siyasilerden yurttaşlara her kesim altın madeni çalışmasının bir an önce durdurulmasını istiyor. Kanada menşeli uluslararası altın tekeli Alamos Gold’un, ortağı Doğu Biga Madencilik eliyle ağaç katliamı devam ediyor.

195 bin ağacın kesildiği düşünülünce durumun vahameti de ortaya çıkmaktadır. Bunun da yanında en önemli endişelerimizden bir tanesi de sinyanür ile altın çıkarma faaliyetleridir.

Atikhisar Barajı Risk Altında

Binlerce ağacın kesilerek ormanın katledilmesiyle yamaçlar tümüyle erezyona açık hale gelmiştir. Yakın tehlike olarak sağanak yağışlar ve sellerle on binlerce ton verimli ve organik maddece zengin orman toprağı Sarıçay ve diğer küçük derelerce taşınarak Atikhisar barajına ulaşacak ve  böylece barajdaki su kalitesi aniden bozulacaktır.

Sinyanür Zehir Saçıyor 

Yine altın çıkarmada kullanılan sinyanür tüm doğayı ve insanları zehirleyecektir. Siyanür, hidrojen siyanür (HCN), sodyum siyanür (NaCN) ve potasyum siyanür(KCN) gibi bileşikler halinde ya da serbest halde bulunur.

Su yüzeyinde bulunan siyanür HCN formuna dönüşür ve buharlaşır. Siyanür yüksek konsantrasyonlarda toprak mikroorganizmaları için toksiktir ve yeraltı sularına geçebilir. Siyanür havadan, içme sularından, toprağa değen cilt yoluyla ve siyanür bulaşmış yiyeceklerin yenmesi yoluyla vücuda alınabilir. Bunlar, birçok ağır hastalığa neden olacağı gibi ölümle de sonuçlanabilir.

Şimdi Dur Demezsek Yarın Çok Geç Olacak

Çanakkale ili sınırları içinde bir altın madeni işletmesi yaklaşık 1 yıldır üretim yapmaktadır, bir diğeri de böyle giderse yakın zamanda faaliyete başlayacaktır. Görüldüğü kadarıyla politikaları belirleyen karar vericiler, ortaya çıkabilecek sonuçları umursamadan, birkaç yıl içinde bölgemizde 10’a yakın altın madeni açmakta son derece kararlıdırlar. Bu Kaz Dağları’nın yok olması demektir. 

Kaz Dağları Yaşamdır Öldürmeyin !

Kaz Dağlar’ı suyu, endemik bitki örtüsü, zengin fauna ve florası ile  hem Çanakkale hem de Balıkesir bölgesinin en önemli bileşenidir. Kaz Dağları’nın en önemli özelliği Alpler’den sonra oksijenin en fazla olduğu yerler arasında bulunmasıdır. Kaz Dağı, üzerinde yükseldiği yörenin yer üstü ve yer altı su kaynaklarını oluşturan, besleyen ve onların sürekliliğini denetleyen en önemli yaşam kaynağıdır. Kaz Dağı, yüksekliği ve bölgeye bereketli yağışları taşıyan egemen hava akımları ile Akdeniz ve orta enlem siklonları açısından uygun bir konumda bulunması nedeniyle, yörenin daha nemli bir iklime, bu nedenle de doğal bitki örtüsü ve tarımsal etkinlikler açısından çevreye göre daha zengin olmasını sağlamaktadır.  Bu bölgede yapılacak her türlü insan kökenli faaliyet, ekosistem üzerinde baskı oluşturmaktadır. Endüstriyel hammadde, metalik maden arama ve işletme planlamaları Kaz Dağları’nın doğal peyzajına ve biyolojik zenginliğine karşı yapılan en olumsuz yaklaşımlardır. Bilinmelidir ki; doğal kaynaklarımız yok edildiğinde bir daha geri kazanılamayacak, biyolojik zenginliğin renkleri olan tür çeşitliliği hızla azalacaktır.

İktidar Yol Veriyor Uluslararası Tekeller Topraklarımızı Talan Ediyor!

Tek derdi kar sağlamak olan uluslararası altın tekelleri bu süreçten kazanç sağlayacak tek taraftır. Doğa kaybedecek, canlılar kaybedecek, halk kaybedecek ama altın şirketleri kazanacaktır. Mantık hep aynıdır: Uluslararası tekeller karlarını arttırmak ve sermayelerini büyütmek uğruna, dünyanın çeşitli yerlerinde siyanürü kullanmakta ve kazaları ya da çevreye, insana verilecek zararları hiçe saymaktadırlar. Yüksek kar hırsıyla hareket eden bu şirketler arkalarında ne tür bir enkaz ve felaket bıraktıkları konusunda en ufak bir endişe duymamaktadırlar.

Küresel ısınma ve iklim değişikliği tüm dünyanın gündeminde olan bir konu iken ve geleceği ilgilendiren bir olay olmaktan çıkmış ve günümüzün konusu meselesi haline gelmişken bu aymazlık neden yapılmaktadır?

İklim değişikliğine karşı tüm dünya yeşil ve orman alanlarını korumak için adeta seferber olmuşken; yangınlarda kül olmasın diye gözü gibi bakarken ormanı yok edip altın çıkarmak nasıl bir akıl tutulmasına işarettir? 

İktidar, doğanın yararına katkı sağlayacak hukuki düzenlemeleri yapması gerekirken tam tersine doğa politikalarını yok sayan madencilik faaliyetlerinin önünü açmaktadır.

Kaz Dağları için,

Yaban hayat için,

Tüm endemik türler için,

Hava, toprak ve su için,

Yaşanılabilir bir Dünya için,

Mücadaleye devam!