Salgın Sınıfsal Eşitsizliği Arttırıyor: Tek Yol Örgütlenmek

01/12/2020

Covid-19 (korona) salgını tüm hızıyla sürerken işçi sınıfını vurmaya devam ediyor. 

Dünya’da salgın nedeniyle yaşanan ölümler 1 milyonu aştı. Dünya Bankası’nın projeksiyonlarına göre pandemi bu yıl en iyi senaryoda dahi 71 milyon insanı yoksulluğa iterek küresel yoksulluk oranını yüzde 9’lara çıkaracak. Dünya genelinde insanların yaklaşık yüzde 55’inin (yaklaşık 4 milyar), pandemiden önce, herhangi bir sosyal korumasının olmadığı bu veriler ile birlikte düşünüldüğünde hem ulusal hem de küresel anlamda eşitsizliklerin daha da artacağı bir döneme gireceğimiz görülmektedir.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)’nün son hesaplamalarına göre istihdamda büyük boyutlarda düşüşler görüldü. COVID-19’a karşı alınan önlemler ve ekonomik daralma sadece sektörel bazda değil çeşitli iş gruplarını da farklı derecelerde etkiledi. Gençler, eğitim düzeyi düşük, süreli sözleşmeliler ve küçük işletmelerde çalışanların yanı sıra gelişmekte olan ülkelerde kayıtdışı çalışan işçiler de krizden en çok yara alan gruplar arasında yer alıyor. Salgının büyük istihdam kayıplarına ek olarak var olan eşitsizlikleri daha da belirginleştirdiği için gelir adaletsizliğini ve yoksulluğu da artıracağı öngörülüyor.

Salgın beraberinde sadece hastalık ve ölüm getirmedi, sermayenin çalışan sınıflara yönelik şiddetini de artırdı. İşsizliğin artışına, hayat pahalılığının artışı, ücretlerin aşağıya çekilmesi ve dolayısıyla derinleşen yoksullaşma eşlik ediyor ve eşitsizlikler daha da keskinleşiyor. 

Türkiye’de ise Türk Tabipleri Birliği (TTB) başta olmak üzere sivil toplum örgütlerinin ve belediyelerin Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı vaka ve ölüm verilerine itirazı oldu.  Yaşanan tartışmalardan sonra, Sağlık Bakanı verilerin gerçeği yansıtmadığını kabul etti. Bakanlık tarafından yapılan açıklamayla COVID-19 verilerinde test sonucu pozitif çıkan herkesin değil, sadece semptom gösteren hastaların sayılarının açıklandığı ortaya çıktı. 

Salgın sosyal devlet olarak bilinen gelişmiş devletleri de hazırlıksız yakaladı. Bu devletlerde eşitsizlikler büyüdü. Dünyanın geri kalanında ise işçi sınıfının durumu gerçekten vahim. İşçi sınıfı salgın karşısında en korumasız kesimi oluşturdu. Bu durumu, düşük gelirlilerin yüksek gelirlilere göre daha yüksek COVID-19 hastalığına yakalanma ve buna bağlı ölüm oranlarına sahip olduğu birçok araştırmada gördük. 

Covid-19 Bir İşçi Sınıfı Hastalığıdır

Salgının ilk günlerinde yayılan, Covid-19 ayrımcılık yapmıyor işçiyi de etkiliyor patronu da söyleminin tam bir safsata olduğu kısa zamanda ortaya çıktı. Salgın sonrası hızla artan işsizlik, yoksulluk ve sağlık hizmetlerine ulaşmadaki eşitsizlik bunun en büyük göstergesi oldu. Ortaya çıkan fotoğraf günün sonunda şu oldu; bir tarafta geçinebilmek için her gün işe gitmek zorunda olanlar bir tarafta ise villalarında zevk-i sefa içinde olanlar. 

Bundan 180 yıl önce de Fransız bilim insanı Louis Rene Villerme tarafından eşitsizliğin daha çok öldürdüğü bilimsel bir çalışma ile ilk defa ortaya konuldu. Villerme, 1820’lerde Paris’in mahallerinden topladığı verileri analiz ettiğinde; maddi durumu iyi olan varsıllar (zengin semtlerde oturanlar, vergi ödeyenler) ile yoksullar (kira ödeyenler, mülksüzler) arasında ölüm hızları bakımından yüzde 40’ı geçen açık bir farklılık bulmuş ve çalışmalarının sonunda şu tarihsel sonuca ulaşmıştı: Ölüm üzerine miyazmatik (çevre koşulları) faktörlerin değil, yoksulluğunun etkisi vardır. (Dr. Necati Çıtak: Türk Tabipleri Birliği COVİD-19 PANDEMİSİ RAPORU, 2020)  Yine günümüzden örnek verecek olursak ABD’de en fakir semtte yaşayan bir yurttaşın doğuştan sonra beklenen yaşam süresi en zengin semtte yaşayan bir yurttaşın 50 yıl önceki yaşam beklentisi düzeyine yeni erişebilmiştir. 

Yan Yana İki Mahalle Ama Biri Diğerinden 8 Kat Daha Fazla Ölüyor 

New York City Sağlık Departmanı’nın her hafta yenilediği sonuçlara göre Mart-Eylül ayları arasında aylık ortalama geliri 34 bin dolar olan Manhattan’ın en fakir mahallerinden biri olan East 100 bin kişi başına COVID-19 nedenli ölüm oranı en zengin mahallesi olan ve aylık ortalama geliri 117 bin dolar olan Murray Hill’e göre sekiz kat fazladır. (395’e karşılık 49) Bu iki mahalle arası sadece 5 kilometredir. 

COVID-19 sebebiyle gelişen ölümler için bugüne kadar yapılan en büyük kohort (hastalığa yakalanma olasılığının belirlendiği) çalışmasında, İngiliz araştırmacılar da sınıfsal eşitsizlik hakkında benzer sonuçlar saptamışlardır. Çalışmaya göre gelir, istihdam, eğitim, sağlık, yaşam ortamı bakımından yoksunluk yaşayanların, bunlardan en az mahrum olanlara karşı COVID-19 ölümleri açısından neredeyse 2 kat riske sahip olduğu ortaya çıktı. 

Ülkemizde ise sınıfsal eşitsizliği ortaya koyan veri yok. Ancak işçi şehri olarak kabul edilen Kocaeli, COVID-19’un en çok görüldüğü ilk beş şehir arasında idi. İşçi şehri olarak bilinen bir diğer ilimiz Zonguldak’ın, Kocaeli ile birlikte, COVID-19 nedenli ölümlerde ilk beş şehir arasında olduğu ifade edilmişti. HES uygulamasından da bakıldığında hastaların ve ölümlerin en çok görüldüğü birbirine komşu semtleri HES uygulaması kullanılarak incelendiğinde de semtler arası sınıf farkının COVID-19’a yakalanma açısından belirgin fark oluşturduğu görülmektedir. 

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) tarafından yayınlanan raporlar da COVID-19’un sınıfsallığın ortaya koymuştur. DİSK üyesi işçiler arasında COVID-19 pozitif vaka oranı, Türkiye’deki toplam vaka oranının 3,2 katıdır. DİSK üyesi işçiler arasında pozitif vaka oranı binde 4,1 iken, Türkiye’de COVID-19 pozitif vaka oranı binde 1,3’tür. Bu araştırmada işçiler arasında COVID-19 pozitifliği oranının gerek genel nüfusa göre gerekse çalışma çağındaki nüfusa göre oldukça yüksek olduğu görülmüştür.

Yoksunluk Öldürüyor

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin raporuna göre ise işçi ölümleri sayısı geçmiş aylara göre iki katına ulaşmış ve işçi ölümleri içinde en sık sebep yüzde 47 ile COVID-19 olmuştur.  

İşçi Şehirlerinde Ölüm Oranı Yüksek

Ülkemizde üç farklı pandemi hastanesinde çalışan sağlık emekçilerine yapılan Covid-19 seroprevelans çalışması ise sağlık emekçileri arasındaki eşitsizliği ortaya koymuştur. Çalışmaya alınan beyaz yakalı sağlık emekçilerinde (hekimler, hemşireler, yöneticiler, vb) antikor pozitifliği yüzde 2,3 çıkarken temizlik işçilerinde bu oran yüzde 6 bulunmuştur.

Covid-19 ile birlikte sınıfsal eşitsizliğin sağlık sistemindeki tezahürünü işçi sınıfı acı bir biçimde yaşıyor.  Sağlık hizmetlerine sınırlı erişim, doğulan, büyünen ortam, barınma koşulları, işsizlik, güvencesiz çalışma, meslek hastalıkları, yetersiz beslenme, gibi nedenler vb.  

Sağlıkta eşitsizliğin yeniden üretimini sağlamaktadır. Salgın bu anlamda sınıfsal eşitsizliğin sebep olduğu ve daha önceden toplumcu hekimler tarafından defalarca ortaya konan sağlık eşitsizliğinin göz önüne gelmesi bakımından tam bir turnusol kâğıdı işlevi görmüştür. 

Ülkemizde iktidar Covid-19 salgınında işçi sınıfını koruyamamıştır. İşçi sınıfını covid-19 karşısında korumasız bırakarak, işsizliğe, yoksulluğa terk etmiştir. İktidar ortağı olan MHP’nin askıda ekmek kampanyası da aslında bunu doğrulamaktadır. İktidar ortağı olan bir parti ülkenin içinde bulunduğu krizi ve yoksulluğu tescillemiştir. Ülkede milyonlar bir ekmeğe muhtaç hale gelmiştir. 

İktidarın sorumluluğu salgın koşullarına uygun, eğitimi, ulaşımı, çalışmayı sağlamakken bireysel önlemler üzerinde duruyor ve üzerindeki sorumluluğu atmaya çalışıyor. Bu salgının işçi sınıfı hastalığı haline gelmesinin nedeni sorumsuz iktidarlardır. Salgınla birlikte kuralsız, esnek ve uzun çalışmanın artması ile sermaye de salgını fırsata çevirmeye çalışmaktadır. 

Türkiye’de Covid-19 Salgını Sonrası Alınan Önlemler Yetersiz Kaldı

Salgın ile işçilerin yaşamı ve sağlığı geriledi, geliri azaldı, milyonlarca işçi işini ve gelirini kaybetti. Bu gerileme devam ediyor. Türkiye tarihinin en büyük istihdam kaybı ve işsizlik dalgası ile karşı karşıya. (Tablo)

Covid-19 etkisiyle revize edilmiş geniş tanımlı işsiz sayısı ve iş kaybı Temmuz 2020’de 10,4 milyon olarak gerçekleşti. Covid-19 Temmuz 2020’de en az 1 milyon 879 bin yeni eşdeğer istihdam kaybına yol açtı. Geniş tanımlı işsiz sayısı 9,8 milyona yükseldi. 

İşçilere ücretsiz izin dayatıldı ve sefalet ödeneği layık görüldü. Sermayeye ise kaynaklar açıldı.  Covid-19 süresince işçilerin çoğunluğu günde 39 TL’ye, ayda net 1.168 TL’ye mahkûm edildi.

Bu dönemde işçi sınıfı özellikle işsizlik sigortası ve kısa çalışma ödeneği etrafında kimi talepler üretti. Bu konularla ilgili kısmi düzenlemeler yapıldı; kısa çalışma ödeneğinden yararlanma şartları genişletildi ancak yine de yetersiz kaldı. Kısa çalışma ödeneğinin Covid-19 nedeniyle iş ve gelir kaybına uğrayan bütün işçiler için önkoşulsuz uygulanması gerekirdi. DİSK ve sendikamız sürecin başından itibaren işten çıkarmalara ve ücretsiz izin uygulamalarına karşı çıktı ve tüm işçilere ücretli izin verilmesini talep etti.

Ülkenin salgın ve deprem gibi felaketlere hazır olmadığı görüldü, ihtiyaçların karşılanması için devlet halka İBAN verdi. İktidar, salgının ilk döneminde belediyelerin yürüttüğü kimi olumlu adımlara engel olarak ya da merkezi idareye aktararak belediyelerin halk sağlığı ve kamusal hizmetler sunumundaki görevlerini yerine getirmesini zorlaştırdı. Bu engellemelere rağmen bazı belediyeler öğrencilere internet sağlamadan, ekmek ulaştırmaya kadar örnek çalışmalara imza attı. 

Covid-19 gündemiyle birlikte merkezî yönetim, düzenli sosyal yardım alan ve sayısı 2 milyon civarında olduğu tahmin edilen haneye, herhangi bir başvuru şartı aranmaksızın 1.000 TL nakit destek verme kararı aldı. 

Örgütlenme Zamanı

Bu dönem işçilerin hakları ve geleceği için DİSK’e ve Genel-İş’e, yetmez demokrasiye ve tüm hak ve özgürlüklerimize sahip çıkma zamanıdır. Aklın, bilimin, hukukun ve vicdanın emrettiği budur. İşçi sınıfının kendi gücünden başka güveneceği bir gücü yoktur. Bu nedenle işçi sınıfının görevi daha fazla örgütlenme daha fazla mücadele olmalıdır. Biz kazanacağız ve onların kâra dayalı, insan hayatını hiçe sayan dünyalarını alt üst edeceğiz.

Not: Yazı, Emek Gazetesi 167. sayıdan alınmıştır. Bu sayıdaki diğer yazılara ulaşmak için tıklayın.

 

Kaynakça:Dr. Necati Çıtak: Türk Tabipleri Birliği COVİD-19 PANDEMİSİ RAPORU. (2020). COVİD-19 ve Sınıfsal Eşitsizlik. Ankara: Türk Tabipleri birliği.

Salgın Sınıfsal Eşitsizliği Arttırıyor: Tek Yol Örgütlenmek