18 Eylül Eşit Değerde İşe Eşit Ücret Günü

16/09/2022

Kadınların işgücüne katıldıkları günden beri temel bir sorun olan ve bugün hâlâ göz ardı edilen “cinsiyete dayalı ücret farkı”, eşitlik mücadelesinin temel çıkış noktası olmuştur. Yeni değil; 8 Mart 1857'de kırk bin dokuma işçisi kadın düşük ücretlere, uzun çalışma saatlerine ve ağır iş koşullarına karşı çıkmış, eşit değerde işe eşit ücret talep etmişti. Bu talepler doğrultusunda kadınlar, mücadelesine devam ediyor olsa da dünyanın her yerinde erkeklerden daha düşük ücretlerle çalışıyor.

Bu soruna çözüm üretmek ve farkındalık yaratmak amacıyla Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Birleşmiş Milletler Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlenmesi Birimi (UN Women), Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ile birçok hükümet, işçi ve işveren örgütleri, uzman kuruluşların katılımıyla “Uluslararası Eşit Ücret Koalisyonu” kurmuş ve 18 Eylül’ü “Uluslararası Eşit Ücret Günü” olarak belirlemiştir.

Cinsiyete dayalı ücret farklarına dair dünya genelinde çözüm odaklı politikalar geliştirmek için bir çaba söz konusu olsa da, küresel olarak kadınların erkeklerden ortalama %20 daha az kazanıyor olmasının toplumsal, sosyolojik, geleneksel yapı ve yaklaşımlarla sıkı bir ilişkisi bulunmaktadır. Bu nedenle de çözüm konusunda gösterilen direncin kırılması zorlaşmaktadır. Şöyle ki, cinsiyete dayalı ücret farkları kadın-erkek arasındaki bütün eşitsizliklerle birlikte değerlendirilmesi ve bu konudaki mücadelenin diğer bütün alanlardaki taleplerle ortaklaşarak sürdürülmesi gerekmektedir. Çünkü kadınların toplumsal cinsiyet eşitliği için verdiği mücadele özellikle ekonomik özgürlük ve dolayısıyla çalışma yaşamındaki eşitliksizlikleri önceliyor.

Toplumsal kodların kadını ev içinde konumlandıran anlayışı dolayısıyla ekonomik hayata katılamayan kadınlar, çalışma yaşamının bir parçası olmayı başardıklarında da ücretleri erkeklerin gerisinde kalıyor. Yaptıkları iş ise genellikle yüksek kalitedeki insana yakışır işler olamıyor. Çocuk ve yaşlı bakım hizmetleri gibi, hane içinde ücretsiz biçimde yapılan ve geleneksel olarak kadınların sorumluluğuna bırakılan işler ekonomik hayata gelir getirici biçimde katılmalarını önlüyor. Kadınların ücretli bir işte çalışması durumunda ise, ücretli işte ve ev içi sorumluluklarda harcadığı mesai toplandığında kadınlar erkeklerden daha uzun süre çalışmış oluyor.

Türkiye’de Durum

ILO’nun Temel Sözleşmelerinden biri olan 100 No.lu Eşit Değerde İşe Eşit Ücret, temel bir insan hakkı ve bir çalışma standardı olarak Türkiye tarafından da imzalanmıştır. Ayrıca, başta Anayasa’nın 10. Maddesinde kanun önünde eşitlik ilkesinin yer almasına; İş Kanunu’nun 5. maddesinin 4. fıkrasında “aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz” hükmüne; “tazminatlar da dahil eşit ücret alma ve eşit değerde yapılan işe karşı eşit muamele görme ile birlikte işin niteliğinin değerlendirilmesinde eşit muamele görme hakkı”nın yer aldığı BM’nin Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW)’ni tanımasına rağmen cinsiyete dayalı ücret farkı dünyanın her ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de belirgin bir şekilde görülüyor.

Türkiye’de kadınların işgücüne katılım oranı, AB ülkelerindeki oranlara kıyasla düşüktür. ILO-TUİK tarafından yayınlanan Cinsiyete Dayalı Ücret Farkının Ölçümü(2020) raporunda, 2018 yılında Dünya genelinde kadınlar erkeklere göre yaklaşık %20, OCED ülkelerinde %12,9 daha az ücret almaktadır. Türkiye'de ise cinsiyete dayalı ücret farkı %15,6 olarak tespit edilmiştir.

Çözümün Kapısı Nasıl Aralanır?

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin önlenmesine ancak bütüncül bir yaklaşım geliştirilerek çözüm üretilebilir. Kadınlar eğitim seviyeleri, bilgi birikim ve yeterlikleri bakımından erkeklerden daha yetkin olsalar bile eşit değerdeki bir iş için erkeklerden daha az bir ücret elde ediyorlarsa bu durum cinsiyetçi kalıplaşmış yargılar ve ayrımcılıkla açıklanabilir. Ev içi üretim (ev işleri ve çocuk/yaşlı bakımı) sorumluluğunun kadının asli görevi olmaktan çıkmasıyla kadının işgücüne katılımı artacak ve kayıt dışı çalışma ve düşük ücret azalacaktır.

Öncelikle her alanda cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik kapsamlı politikaların geliştirilmesi ve farkındalığın artırılması gerekiyor. Ev içinde ev işlerinin ve bakım hizmetlerinin hem kadınlar hem de erkekler tarafından üstlenilmesi ve bakım ekonomisine yatırımların artması cinsiyetler arası ücret farkının önlenmesi için son derece etkili olabilir.

Toplu sözleşmelerin daha kırılgan grupları da kapsaması, kadınların daha üst düzey pozisyonlara gelmesinin önündeki engellerin kaldırılması, farklı gelir grupları arasında ücret eşitliğinin sağlanmasına katkı sağlayacaktır. Kadınların sıklıkla karşı karşıya kaldığı kayıt dışı istihdamla mücadele edilmesi ise elbette kökten çözümler yaratır. “Kadın işi”, “erkek işi” biçiminde şekillenmiş mesleki ayrışmaların ortadan kaldırılması da teşvik edilmelidir. Kadın girişimciler desteklenmelidir. Özellikle kadın girişimcilerin “kadın işi” olarak görülmeyen alanlarda da desteklenmeleri önemlidir.

Sendikamız Ne Yapıyor?

Sendikamızın yaptığı toplu iş sözleşmelerinin en önemli ve ayırt edici maddelerinden biri “Ayrımcılığın Önlenmesi Ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” maddesidir. Bu madde ile sendikamız, eşitlik ilkesinin uygulanması konusunda teşvik edici olmasının yanında caydırıcı bir tutum da sergilemektedir:

  • “İşveren, başta İstanbul sözleşmesi olmak üzere uluslararası sözleşmeler, Anayasa ve diğer mevzuat hükümlerinin öngördüğü toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik düzenlemelerin yaşama geçirilmesi için gerekli önlemleri alır.
  • Bu önlemlerle toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin giderilmesi, işyerinde kadın-erkek eşitliğinin sağlanması, kadın ve erkek çalışanların eşit fırsatlara sahip olunması amaçlanır.
  • Kadın işçilere yönelik cinsel taciz ve cinsel saldırı vakalarında kadın işçinin beyanı esas kabul edilir. İşverence gerekli her türlü tedbir alınarak Disiplin Kurulu’nca konu ivedilikle sonuçlandırılır.
  • Bu gündemli toplantılarda Disiplin Kurulu’nda bulunan üyelerden işveren ve sendika tarafının en az 1’er üyesi kadın üye olmak zorundadır. İşyeri Disiplin Kurulu’nda kadın üye bulunmuyor ise taraflar bu gündeme özgü en az birer kadın üye görevlendirir. Dosya, şikâyetçi kadın işçinin talebi ve hakları gözetilerek gizlilik prensibine bağlı olarak görüşülür.
  • Eşine şiddet uyguladığı tespit edilen işçiye yönelik uygulanacak idari tedbirler ile aylık ücretinin ¼’üne kadar uygulanacak mali yaptırımlar Disiplin Kurulu tarafından kararlaştırılır. Kurul ayrıca işçinin muvafakatini de alarak; işçinin ücret ve sosyal haklarının bir kısmını ilgili işçinin eşine ödenmesine de karar verebilir”.

18 Eylül’ün “Eşit Değerde İşe Eşit Ücret Günü” olarak belirlenmesi ve bütün dünyada bu konuda çeşitli etkinliklerin yapılması, ortak taleplerin yükseltilmesi, bir mücadele günü olarak kabul edilmesi kuşkusuz kadınların toplumsal hayatın bütününde çok büyük ayrımcılık yaşadığı günümüzde son derece önemlidir. Sosyal adaletin sağlanması, yoksulluğun önlenmesi ve insana yaraşır iş ve ücretin herkes için güvence altına alınabilmesiyle mümkündür.