Artık Yeter! Her Yerde Barış Talep Ediyoruz!

31/08/2019

Nazilerin Polonya’yı işgal ettiği ve İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşı’nın başladığı tarih olan 1 Eylül (1939), bu savaşın yarattığı yıkım ve felaketleri unutmamak/unutturmamak için ‘Dünya Barış Günü’ olarak kutlandı/kutlanıyor. 

Kapitalizm kendi krizini savaşlarla çözerken;  paylaşım, hegemonya ve çıkar çatışmalarından doğan savaşlar, insanların hayatını da Dünya’nın geleceğini de karartıyor.

Dünyamız bir yandan derin ve geri dönülmez ekolojik krizin içine hızla sürüklenirken bir yandan da özellikle emperyalist devletlerin savaş sanayisindeki aşırı gelişmesi ile pimi çekilmiş patlamaya hazır bir bomba haline getirilmiştir. 

Dünyanın en önemli enerji kaynaklarının ve geçiş yollarının yer aldığı bir coğrafya olarak  Ortadoğu yüz yıldır bitmeyen savaşlara ve paylaşım mücadelelerine sahne olmaya devam ediyor. 

Siyasi iktidar ülkede dış politikayı uluslararası gerilimler üzerine inşa ediyor. Ülkemiz içinde ise bir arada barış ve kardeşlik içinde yaşama taleplerini görmezden gelerek baskı altına almaya çalışıyor.

Sürdürülen bu politikalar ile geleceğimiz açısından oldukça endişe biriktirmeye devam ediyoruz.

Biliyoruz ki savaş ve şiddet politikalarından ilk zarar görecek olan kesimler her zaman  işçi sınıfı ve emekçi halk olmuştur. Savaş ortamlarında oluşan baskı ortamı, yasaklar, otoriterleşen yönetimler ilk iş olarak işçi sınıfını baskı altına almaya çalışır; grevler yasaklanır, basın açıklamalarına izin verilmez, gösteri ve yürüyüş hakkı engellenir, hak alma mücadeleleri bastırılır. Atılan her kurşun aynı zamanda işçi sınıfına da isabet eder. Daha fazla yoksulluk, enflasyon karşısında eriyen ücretler ve işsizlik olarak işçi sınıfını da vurur. 

Kapitalist devletler bütçelerinin önemli bir kısmını ihtiyacı olmasa da silaha, savaş sanayisine ayırıyor. Birçok ülke tehditlere maruz olmadıkları halde, silah ve mühimmat alım satımları ticaretlerinin büyük bir bölümünü teşkil edebiliyor.

İşçi sınıfının vergileri savaşa bütçe olurken, eğitim, sağlık ve kamu hizmetleri alanına yeterli bütçeler ayrılmıyor.

Savaşlar bir yandan da büyük bir insanlık krizini de beraberinde getiriyor; onca nesildir aynı topraklarda yaşayan insanlar yerinden, yurdundan  ediliyor. Çatışma, şiddet ve zulüm sebebiyle zorla yerinden edilen kişilerin sayısı küresel çapta  artarken; Türkiye dünyada en fazla sayıda mülteciye ev sahipliği yapan ülke haline geldi. Göç İdaresi’nin rakamlarına göre  Türkiye’de ki geçici koruma kapsamındaki Suriyelilerin sayısı 3 milyon 654 bin 173 oldu. 

Dünyada 70,8 milyon kişi küresel çapta yerinden edilmiştir. Bunların 41,3 milyonu ülke içinde yerinden edilmiş, 25,9 milyonu mülteci, 3,5 milyon sığınmacıdır. Küresel olarak mültecilerin %57 sinin geldiği üç ülke Güney Sudan, Afganistan ve Suriye’dir. 

Ülkemizde süren çatışmalı ortamın ve Suriye başta olmak üzere bölge ülkelerinde süren savaştan dolayı hayatını kaybeden insanların anısını ve yakınlarını kaybeden, katliamlar yaşayan insanların acısını yüreğimizde hissediyoruz.

Şiddet yoluyla insanlarımızın yaşam hakkının ellerinden alınması asla kabul edilemez. Bugün gerek bölgemizdeki gerekse ülkemiz içindeki sorunların çözümünde, şiddetin, bombaların, kurşunların, demokratik siyasetin yerini almasına da sonuna kadar karşıyız.

Seçilmiş Belediye Başkanlarının ve yönetimlerinin görevden uzaklaştırılması demokrasiyi hedef aldığı kadar toplumsal barışı da hedef almıştır. Barış içinde, bir arada ve kardeşçe yaşamak için, demokratik siyasetin egemen olduğu bir gelecek  için herkesi yan yana durmaya davet ediyoruz.

DİSK Genel-İş olarak dünyayı ve bölgemizi saran ölüm, saldırı ve şiddet olaylarının son bulmasını ısrarla vurguluyor, demokrasi ve barış ikliminde yaşamak istiyoruz.

Umudumuz Dünya Barış Günlerinde ülkemizde barışın dilinin hakim olduğu ve kardeşliğin umuduyla konuşulduğu günleri yaşamaktır.

 

"1 Eylül Dünya Barış Günü" afişimizi PDF formatında görüntülemek ve indirmek için tıklayın.

 

Artık Yeter! Her Yerde Barış Talep Ediyoruz!