Neden İnsan Hakları?

07/12/2020

Neden İnsan Hakları?

İnsan Hakları Evrensel Bildirisi, dünyadaki bütün insanların, sadece insan oldukları için özgür ve eşit olduğunu ve hiçbir insanın ayrımcılığa maruz bırakılamayacağını ilan eder. Bu haklar her türlü sosyal politika, kamusal yarar veya siyasal kaygının üzerinde yer alan vazgeçilmez ve devredilmez haklardır.

Ancak üzerinden 72 yıl geçmesine rağmen Dünya’da ve ülkemizde İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nde yer alan insan hak ve özgürlükleri çiğnenmekte ve yok sayılmaktadır.

Halk Sağlığı Bir İnsan Hakkı Sorunudur

Covid-19 pandemisi ile birlikte kapitalist sistemin yarattığı eşitsizlik ve adaletsizlik girdabı dünyada bir insanlık dramı yaratmaya devam ediyor. Koronavirüs eşitsizliği derinleştirdikçe eşitsizlik de koronavirüsün yayılmasını hızlandırıyor. 

Sağlığın kazanılması ve korunması için emek veren sağlık çalışanları, evinde kalamayan yaşamın sürdürülmesi için çalışan bütün işçiler, ciddi risk altında görev yapıyor.

 COVID-19 pandemisinin küresel bir salgına dönüşmesi başta yaşam hakkı ve sağlık hakkı olmak üzere insan haklarını doğrudan etkilemektedir. Her hasta, her insan aynı değere sahiptir bundan dolayı aynı hizmeti hakkeder. Sağlık hakkı herkesin, insan olmasından dolayı sahip olduğu temel bir haktır.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 25. maddesi “Herkesin kendisinin ve ailesinin sağlık ve refahı için beslenme, giyim, konut ve tıbbi bakım hakkı vardır.” demektedir. Bunun sağlanması hükümetlerin sorumluluğudur. Bu nedenle kamusal ve parasız sağlık hizmetlerinin her yurttaş için eşit olarak sağlanması temel insan hakkıdır.

“Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir görüş, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğuş veya herhangi başka bir ayrım gözetmeksizin bu Bildirge ile ilan olunan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir (İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi: 2. Madde).”

 Pandeminin yarattığı yıkım sürerken maalesef etnik, cinsel ve dinsel ayrımcılık, nefret suçları, kadına yönelik şiddet, ırkçılık, savaşlar ve emeğin sömürüsü de devam ediyor.

Uluslararası insan hakları sözleşmelerinde ırkçılığın önlenmesi konusundaki temel yükümlülüklere rağmen azınlıklar, göçmenler ve benzer birçok grup ırkçı ayrımcılığın mağduru oluyor.

Sendikal Hak ve Özgürlükler Baskı Altında

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde yer alan “Herkesin çalışma, işini özgürce seçme, adil ve elverişli koşullarda çalışma ve işsizliğe karşı korunma hakkı vardır”

 “Herkesin, çıkarını korumak için sendika kurma ya da sendikaya üye olma hakkı vardır” hükümlerine rağmen;

Ülkemizde sendikal faaliyetleri engelleme, sendika üyelerine uygulanan baskı ve sürgün, meslek örgütlerinin demokratik haklarını kullanmasını engelleme gibi insan hakları ihlalleri her geçen gün artıyor.

İnsan onuruna aykırı çalışma biçimi olan kayıt dışı ve güvencesiz çalışma yaygınlaşıyor. İşçilerin çalışma koşulları ülkemizde bir insan hakkı sorunu olarak devam ediyor. İşçilerin grev hakkı engelleniyor.

Çalışma saatlerinin en uzun olduğu, sendikalaşmanın en düşük olduğu bir ülkedeyiz. Her yıl binlerce işçinin iş cinayetlerinde öldüğü ve ucuz emek politikalarının geçerli olduğu, sendika üyesi oldukları için işten atılmaların olduğu bir ülkede insan haklarından söz etmek elbette zor.

Demokrasi ve Hukuk Olmadan İnsan Hakları Sağlanamaz

Ülkemizde insan hakları hala güvence altında olmadığı gibi ihlaller gittikçe çoğalmaktadır. Hak ihlallerinin en çok arttığı dönemdeyiz. Yargının siyasallaşarak bağımsızlığını yitirmesi ise yaşanan sorunları daha da çoğaltmaktadır. AİHM’e taşınan hak ihlalleri davalarının zirvelere taşınması da bunun bir göstergesidir.

Hala KHK’lar ile mağdur edilen binlerce çalışan işine dönemedi. Seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyımlar atanarak halkın iradesi yok sayıldı. Basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü engelleniyor…

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne Uyulmasını Talep Ediyoruz!

Çünkü; eşitlik, demokrasi, adalet ve sağlık içerisinde yaşanabilir bir Dünya ve Türkiye istiyoruz.