Son Dönem Yapılan Toplu İş Sözleşmesi ve Grev Süreçlerine İlişkin Açıklamamızdır

08/03/2021

DİSK/Genel-İş Genel Yönetim Kurulu'nun Son Dönem Yapılan Toplu İş Sözleşmesi ve Grev Süreçlerine İlişkin Açıklamasıdır

696 sayılı KHK ile taşeron şirketlerden belediye şirketlerine geçiş yapan üyelerimizin yararlandığı ve yürürlük başlangıç tarihi 1 Temmuz 2020 olan toplu iş sözleşmelerimizin görüşmeleri büyük oranda tamamlanarak imzalanmıştır.

Sendikamız, pandemi ve ekonomik kriz başta olmak üzere bu dönemin birçok zorlu şartlarına rağmen, işkolundaki en iyi toplu iş sözleşmelerini imzalamanın haklı gururunu yaşamaktadır. Yasal engellerin sona ermesi ile Temmuz 2020’den bugüne kadar 100’ün üzerinde belediye şirketinde gerçek anlamda ilk defa toplu iş sözleşmesi imzalamış bulunmaktayız. Böylece bu şirketlerde çalışan toplam 60 binden fazla üyemiz ilk defa toplu iş sözleşmesi hakkına kavuşmuştur.

Ülke genelinde gerçekleşen toplu iş sözleşmelerimizin çok büyük bir bölümü işverenlerle grev aşamasına gerek kalmadan varılan anlaşmalar neticesinde imza altına alınırken, iki işyerinde (Kadıköy ve Maltepe belediye şirketleri) ise yasal grev hakkımızı kullanmamızın ardından imzalanabilmiştir.

Genel Merkezimizin koordinasyonunda, şube başkanlıklarımız, işyeri sendika temsilciliklerimiz ve üyelerimizin büyük emeği, sabrı ve mücadelesi neticesinde ortaya çıkan bu sözleşmeler ile on yıllara uzanan taşeron çalışma düzeninin yaratmış olduğu sorunların çok büyük bir kısmını hep birlikte ortadan kaldırmış bulunmaktayız.

Aylar öncesinden oluşturulan merkezi toplu sözleşme politikamıza bağlı olarak sürdürülen toplu iş sözleşmesi görüşmeleri neticesinde; idari ve sosyal haklar bakımından kadrolu işçi üyelerimiz ile şirket işçisi üyelerimizin hakları büyük oranda eşitlenmiştir. Mali haklar bakımından ise temel önceliğimiz olan düşük ücretle çalışan üyelerimizin taban ücretlerinin iyileştirilmesi ve beraberinde ise tüm üyelerimizin yararlandığı mali sosyal hakları geliştirme çabamız da yine büyük oranda taleplerimize yakın bir seviyede neticelenmiştir. Önümüzdeki toplu iş sözleşmeler ile üyelerimizin mali ve sosyal hakları elbette daha da geliştirilecektir.

On yıllara dayanan taşeron çalışma düzeninin getirdiği tüm sorunları tek bir sözleşmede çözmeye çalışmak elbette gerçekçi değildir. Nitekim bu durum Başkanlar Kurulu ve Şube temsilciler kurulu toplantılarında ve Genel Merkezimizin gönderdiği genelgeler ile çok net bir biçimde ifade edilmiştir. İdari haklar bakımından daha bütüncül bir politika benimsenirken, mali haklar bakımından ise her belediyenin kendi ekonomik özgünlüğü göz önünde bulundurulacağı açık bir biçimde ortaya konmuştur.

AKP iktidarının getirmiş olduğu sahte kadro düzenlemesinin ardından elbette belediye şirketlerine geçişleri yapılan üyelerimizin temel talebi kadrolu işçi üyelerimiz ile her konuda eşit haklar seviyesine gelmektir. Sendikamızın temel talebi de şirket işçiliğinin tümden ortadan kaldırılarak tüm işçilerin belediyelerde kadrolu işçi olarak istihdam edilmesidir. Önümüzdeki yıllarda da bu temel talebe bağlı kalarak toplu sözleşme mücadelemizi sürdürmeye, bütün üyelerimizin haklarını geliştirmeye devam edeceğiz. Hiç kimsenin bundan kuşkusu olmamalıdır.

Kamuoyunun da ilgisini çeken İstanbul ili Kadıköy ve Maltepe belediyelerindeki toplu sözleşme ve grev süreçlerine ilişkin bazı açıklamaları yapmayı da zorunluluk olarak görüyoruz.

Bilindiği üzere, Kadıköy Belediyesi’nde üç günlük Maltepe Belediyesi’nde ise altı günlük grevin ardından toplu iş sözleşmelerimiz imzalanmıştır.

Sendikamız bu grevler nedeniyle birbiriyle iki ayrı uçta bulunan eleştirilere maruz kalmıştır. Bunlardan ilki “Neden grev yaptığımız?” ya da daha açık bir ifade ile “Neden CHP’li belediyelerde grev yaptığımız?” yönündedir. Bilinmelidir ki; “grev hakkı” Anayasal bir haktır. 12 Eylül sonrası getirilen yasal düzenlemeler nedeniyle bu hakkımız büyük oranda sınırlandırılmış, AKP iktidarı döneminde ise bu hakkı kullanmamız neredeyse imkânsız hale getirilmiş olsa da “grev hakkı” halen işçi sınıfının en önemli kazanılmış hakkıdır. Toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması durumunda ise sendikaların ve işçilerin tek yolu yasal grev hakkını kullanmaktır. Sendikamız, bugüne kadar bu hakkı kullanırken işverenin siyasi kimliğine hiçbir zaman bakmamıştır.

Sendikamıza getirilen diğer bir eleştiri ise “Neden grevi sona erdirdiniz?” olmuştur. Bu eleştirilerin kaynağı ise büyük oranda grevi bir “araç” olarak değil bir “amaç” olarak gören çeşitli siyasal anlayışlardır.

Sendikamız siyasi grupların siyaset anlayışlarına göre değil, siyasi ve toplumsal koşulların gerçekliğine göre ve üyelerimizin sınıfsal çıkarına göre mücadele yürütmeye kararlıdır. Toplu sözleşme görüşmelerinin arka planını ve hazırlık sürecini bilmeden tepeden yapılan eleştiriler bize yön veremez, güç de vermediği açıktır. Sendikamız toplu sözleşme sürecini ve grev kararlarını her türlü siyasi etkiden uzak tutmaya; bu sürece hiçbir siyasetin gölgesini düşürmemeye kararlıdır. Gerek Kadıköy Belediyesi’nde gerekse Maltepe Belediyesi’nde grev devam ederken işverenlerle müzakereler de bir yandan devam etmiştir. Bu müzakerelerin tamamı şube başkanlıklarımızın bilgisi dahilinde Genel Merkezimiz tarafından yapılmıştır. Kadıköy Belediyesi’nde üçüncü günün sonunda Maltepe Belediyesi’nde ise altıncı günün sonunda müzakerelerde sona gelinmiştir. Her iki belediyede de üyelerimizin temel talepleri göz önünde bulundurularak greve çıkılan koşulların üzerinde önemli kazanımlar elde edilmiştir. Sendikamız, her iki grevimizin ardından toplu iş sözleşmesi görüşmeleri devam eden diğer belediyelere de açık bir çağrı yapmış yeni grev uygulamalarına gerek kalmadan toplu sözleşme masalarında üyelerimizin temel taleplerini karşılamak için sorumluluk almaya davet edilmiştir. Nitekim bu çağrımız karşılık bularak yeni grevlere gerek kalmadan diğer ilçe belediyelerinde toplu sözleşmeler olumlu bir noktada sonuçlanmıştır.

Sendikamızın sürdürmüş olduğu mücadele biliyoruz ki dost düşman birçok kesim tarafından ilgiyle takip edilmektedir. Sendikamızın bu mücadelesi farklı sendikalarda örgütlü yüzbinlerce belediye işçisinin Sendikamıza olan ilgisini de arttırmaktadır. Sendikamız, Konfederasyonumuz DİSK’in ilkelerine bağlı olarak sürdürdüğü bu mücadelesi neticesinde üye sayısını her geçen gün arttırmaktadır. Bir kez daha belirtmek isteriz ki; temel sendikal ilkemiz; işverenlerden, siyasi partilerden ve siyasal iktidardan bağımsız olmaktır. Bu ilkemizden ödün vermeden mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.