Modern Zaman Semenderleri: İtfaiyeciler

28/04/2022

Birçoğumuzun çocukken hayalini kurduğu ilk meslektir, itfaiyecilik. Yaptıkları iş hakkında konuşurken göklere çıkardığımız, idealize edip kahramanlıklarını saymakla bitiremediğimiz itfaiyecileri, ateşte yanmadığına hatta ateşi söndürdüğüne inanılan efsanevi varlık semenderler olarak görürüz. Ancak onların övgüden önce anlaşılmaya ve taleplerinin karşılanmasına ihtiyacı var. Yaptıkları işe ve yaşadıkları zorluklara dair yeterince bilgi sahibi olmadığımız bir gerçek, bütün kahramanlar gibi sessizce işlerini yapıyor, canları pahasına can kurtarıyorlar.

Dünyanın her yerinde saygın bir meslek olarak itfaiyecilik, fabrika, sanayi, orman, ev, bina, köprü, tünel yangınlarından, doğal afetlerde arama ve kurtarma, yapısal tahliye, kimyasal, biyolojik, radyolojik, nükleer ve yüksek patlayıcılar, kitlesel kirlenmeyi önleyici tedbirler, yangınları önlemeye yönelik kontroller gibi oldukça geniş, zamanla yarışılan ve yüksek risk içeren bir görev alanına sahiptir. İtfaiyeciler, yangın söndürmek, doğal afetlerle mücadele etmek gibi asli görevlerine ek olarak, trafik kazalarından intihar girişimlerine, baca temizliğinden sokak hayvanlarının çeşitli zor durumlardan kurtarılmasına kadar geniş bir yelpazede faaliyet göstermektedirler.

Her türlü arama kurtarma faaliyetleri, acil durum koordinasyonları, acil yardım hizmetleri, tehlike önleyici faaliyetler, halkın acil durumlara karşı eğitimi gibi görevler itfaiye teşkilatı tarafından yerine getiriliyorken ülkemizde özellikle arka arkaya yaşanan yangın ve depremlerde de gördük ki, itfaiye emekçilerinin çalışma koşulları standartlardan uzak ve yükleri çok ağır. Bu nedenle, onların sorunlarını tekrar dillendirmek ve dayanışma göstermek, taleplerinin ısrarcı takipçisi olmak sendika olarak görevimizdir.

 İtfaiyecilik Meslek Değil!

Belediyelerin bünyesinde personel olarak çalışan itfaiyecilerin yaptıkları iş, yasada meslek olarak tanımlanmıyor ve dolayısıyla özlük hakları yok. Mevzuatta bir meslek sınıfları olmadığı için özlük hakları, iş güvenliği, meslek hastalıkları ve yıpranma payı gibi konularda hakları sınırlı. Örneğin yıpranma payı yangın yerinde geçirdikleri süre ile sınırlı tutuluyor. Bir standart söz konusu olmadığı için de itfaiyeciler, bulundukları teşkilata göre farklı sosyal haklardan yararlanıyor. Bununla birlikte farklı araç, gereç ve giysi kullanmak; vardiya, izin saatleri ile kadro, ücret ve tazminat gibi haklarda da standart bir uygulamanın olmaması itfaiyecileri zor durumda bırakıyor. İtfaiyecilerin görevleri, nitelikleri, kıyafet ve kullanacakları ekipmanların nasıl olacağıyla ilgili tüm usul ve esaslar 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 52’nci maddesine dayanılarak hazırlanan Belediye İtfaiye Yönetmeliğince düzenleniyor. Bu yönetmelik hem mesleki yeterlilik adına birçok alanda eksik kalıyor, hem de yönetmelik gereğince itfaiyeciler meslek grubu sayılmadıklarından çalışanların ek göstergeleri düşük tutuluyor. Bunun için bu yönetmelikte standartları sağlayan bir değişiklik acilen yapılmalıdır.

İtfaiyecilerin Sağlığı ve Güvenliği

Bugün 28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü’nde, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin ülkemizde ve diğer gelişmekte olan ülkelerdeki halini göz önünde bulundurduğumuzda yüksek riskli bir iş olan itfaiyeciliğin bu bağlamdaki sorunlarına da bir kez daha dikkat çekmekte yarar bulunuyor. İtfaiyeciler; duman zehirlenmesi, yüksek ısıya bağlı yanıklar ve kimyasal maddeye maruz kalma gibi sağlık risklerinin yanı sıra göçük altında kalma, travma ve trafik kazaları gibi fiziksel riskler ve ölümcül yaralanmalar ile yüz yüzedir. Bu kaza ve hastalıklara ek olarak, itfaiyecilik mesleğinde psikolojik rahatsızlıklar ve stres yoğun olarak yaşanmaktadır. İtfaiyeciler arasında Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), kalp damar hastalıkları ile yoğun duman kaynaklı kanser vakaları yaygın olarak görülüyor. Öyle ki itfaiyecilerin kalp hastalıklarına bağlı ölüm oranı, diğer meslek gruplarına göre oldukça yüksektir.

Ateşle aramızdaki “yangın merdivenleri” olan itfaiyecilerin, bir an önce çözülmesi gereken sorunları var; bu sorunların çözüme kavuşması için itfaiyecilik gibi son derece ciddi bir işin öncelikle teknik ve uzmanlık gerektiren bir meslek olarak görülmesi gerekmektedir. İtfaiyeciliğin meslek sınıfı olarak tanınması, sözleşmeli ve mevsimlik çalışan orman işçilerinin ve belediye şirket işçisi itfaiyecilerin kadro haklarının tanınması, emek yoğun çalışan itfaiye işçilerinin hakkıdır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 40'ncı maddesinde itfaiyecilere yönelik yıpranma payı hakkının itfaiye erlerinin sadece yangına müdahale ettikleri saatlerde uygulanabileceğine yönelik genelgenin tüm mesai saatlerini kapsayacak şekilde düzenlenmesi de son derece önemlidir.

İtfaiye hizmetinin sunumu insan yaşamını olumlu ya da olumsuz olarak doğrudan etkiler, yaşam kalitesini ve toplumsal refah düzeyini artırır ya da azaltabilir. İtfaiye hizmetlerinin ve itfaiyecilerin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi, örneğin kişisel koruyucu donanımları, özellikle iş elbiseleri, yangın esnasında kullanabilecekleri teknik ekipman, haberleşme araç-gereci ve yangın söndürme araçlarının teknolojinin gerisine düşmeyecek nitelikte olması hem bizim hem de itfaiyecilerin hayatı için bir zorunluluktur.